İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Yunus Suresi

62 – 70.ayetler

 

Allah'ın Dostları:

 

62. Bilesiniz ki Allah'ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir.

63. Onlar, iman edip de takvaya ermiş olanlardır.

64. Dünya hayatında da ahirette de' onlara müjde vardır. Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur. İşte bu, büyük kazancın kendisidir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah dostlarının, Rabb'lerinin açıkladığı gibi "İman eden ve sakınan kimseler" olduklarını bildiriyor. Dolayısıyla her takva ehli Allah'ın (c.c.) dostudur ve o yüzden onlara önlerindeki kıyamet anı dehşetlerinden hiçbir "korku yoktur ve onlar ... " dünyada arkalarında bıraktıkları şeyler için de "üzülmeyeceklerdir." İbn Mes'ud (r.a.) İbn Abbas (r.a.) ve seleften bir çok kişi Allah dostlarının, "görüldüklerinde Allah'ın (c.c.) hatırlandığı kimseler" olduklarını söylemişlerdir.

 

 

[3746] Bu konuda Bezzar'ın ... Cafer b. Ebu Muğıre'den, onun Said b.

Cübeyr'den, onun İbn Abbas (r.a.) onun da Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği bir de hadis-i şerif vardır. Bir adam "Ya Resulallah! Allah'ın dostları kimlerdir?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Görüldüklerinde Allah'ın hatırlandığı kimselerdir." buyurdu.

 

Bezzar sonra: Bu ayrıca Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan mürselolarak rivayet edilmiştir, demiştir.

 

 

[3747] İmam Taberi, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Allah'ın kulları arasında öyle kullar vardır ki peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler." buyurdu. O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Onlar kimlerdir ey Allah Resulü? Belki (bilirsek) onları severiz" dediler. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Onlar birbirini malından veya soyundan dolayı değil Allah için seven kimselerdir. Nur yüzleriyle nurdan minberler üzerindedirler. Onlar insanlar korktuklarında korkmayacak, onlar üzüldüklerinde üzülmeyecekler." buyurdu. Sonra "Bilesiniz ki Allah'ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir. " ayetini okudu.

 

 

[3748t Sonra bunCı Ebu Davud (r.a.) da benzer bir lafızla Hz. Ömer (r.a.) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den rivayet etmiştir. 

 

Aynı şekilde bunun senedi de iyidir. Fakat bunda Ebu Zür'a ile Hz. Ömer (r.a.) arasında kopukluk vardır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[3749] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Bilinmeyen insanlardan ve uzak kabilelerden aralarında akrabalık bağı bulunmayan kimseler gelirler. Bunlar Allah (c.c.) için birbirlerini sevmiş, Allah (c.c.) için saf tutmuşlardır. Allah (c.c.) kıyamet gününde onlara nurdan minberler koyup oturtacak. İnsanlar korku ve dehşete kapılacak, onlar ise kapılmayacaklar. Onlar hiçbir korku duymayan ve hiç üzülmeyen Allah dostlandırlar. "

 

Hadis uzun olup gerisi vardır. "Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır."

 

 

[3750] İmam Ahmed b. Hanbel'in Ebu Derda (r.a.)'tan naklettiğine göre Allah'ın (c.c.) "Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır." buyruğu hakkında Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O (dünyadaki müjde) müslümanın gördüğü veya kendisine gösterilen salih / güzel rüyadır. " buyurmuştur.

 

 

[3751] İmam Taberi, "Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır." buyruğu ile ilgili olarak Mısırlı bir adamdan rivayet etmiştir: Bir adam Ebu Derda (r.a.)'a bu ayeti sordu. Ebu Derda: Ben bu soruyu, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e soran bir adamdan sonra hiç duymadım. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona "O müslümanın gördüğü veya kendisine gösterilen salih rüyadır; dünya hayatındaki müjdesidir. Onun ahiretteki müjdesi ise cennettir." diye cevap verdi.

 

İmam Taberi sonra bunu biraz farklı senetle yine Mısır'lı bir adamın bu ayetle ilgili Ebu Derda (r.a.)'a sorması şeklinde rivayet etmiş ve bundan önceki rivayetin benzerini zikretmiştir.

 

 

[3752] İmam Taberi Ebu Derda (r.a.)'tan da Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bu ayetin sorulduğunu ve onun benzer bir cevap verdiğini rivayet etmiştir.

 

 

[3753] İmam Ahmed b. Hanbel, Ubade b. Samit (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Ya Resulallah! "Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır" ayeti hakkında ne dersin?" dedim. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bana senden önce ümmetimden kimsenin -başka bir rivayette: senden önce hiç kimsenin- sormadığı bir şey sordun. O salih kişinin gördüğü veya kendisine gösterildiği salih rüyadır" buyurdu. 

 

Ebu Davud Tayalisi, Evzai ve Ali b. Mübarek de Ebu Seleme'den: "Bana söylendiğine göre Ubade b. Samit Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bu ayeti sormuş ... " diye rivayet etmişlerdir.

 

 

[3754] İmam Taberi, Humeyd b. Abdullah el-Müzeni'den şöyle nakleder:

Bir adam Ubade b. Samit (r.a.)'a gelerek "Sana Allah'ın kitabındaki bir ayeti soracağım; Allah'ın (c.c.) "Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır" ayetini." dedi. Bunun üzerine Ubade b. Samit (r.a.): Senden önce bunu bana soran hiç kimse olmadı. Ben bunu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e sordum, o da benzerini söyledi: "Bunu bana senden önce hiç kimse sormadı. Bu mü'min kulun rüyada gördüğü salih rüyadır. "

 

 

[3755] İmam Ahmed b. Hanbel bunu sonra Eyyub b. Safvan'ın Ubade b. Samit (r.a.)'tan nakliyle şöyle rivayet etti. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e "Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır" ayetini sordum ve' "Biz ahiret müjdesini bildik. Peki dünyadaki müjde nedir?" dedim. Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kulun gördüğü veya ona gösterilen salih rüyadır. O nübüvvetin (peygamberliğin) kırk dört parçasından -başka bir rivayette yetmiş parçasından- bir parçadır." buyurdu.

 

 

[3756] Yine İmam Ahmed b. Hanbel, Ubade b. Samit (radıyallahu anh) kanalıyla şöyle nakletmiştir: Ebu Zerr (radıyallahu anh) "Ya Rasülallah! Adam bir amel yapıyor ve bundan dolayı insanlar onu övüyor ve methediyorlar. dedi. Allah Rasülü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "O mü'minin tez zamandaki müjdesidir" buyurdu.

 

Bunu İmam Müslim rivayet etmiştir.

 

 

[3757] Yine İmamAhmed b. Hanbel, Abdullah b. Amr (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasülü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır. " ayeti hakkında şöyle buyurdu: "Güzel rüya mü'minin onunla müjdelendiği, peygamberliğin kırk dokuz parçasından biridir. Kim bu tür bir rüya görürse onu anlatsın. İyi olmayan bir rüya görürse, o da şeytandan olup onu hüzünlendirmek için yapmıştır. O durumda soluna üç defa üflesin, tekbir getirsin ve onu kimseye anlatmasın. " 

 

Bunu diğer muhaddisler tahric etmemişlerdir.

 

 

[3758] İmam Taberi, Abdullah b. Amr (r.a.)'tan Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır." buyruğu hakkında şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Güzel rüya mü'minin onunla müjdelendiği, peygamberliğin kırk altı parçasından biridir. "

 

 

[3759] Yine İmam Taberi, Ebu Hureyre (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır. " ayeti hakkında şöyle buyurduğunu nakleder: "Dünyadaki müjde kulun gördüğü veya kendisine gösterilen güzel rüyadır. Ahiretteki müjde ise cennettir. "

 

İmam Taberi sonra bunu başka bir tarikle Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Güzel rüya Allah'tan müjdedir. Bu müjdecilerdendir." İmam Taberi bu sözü bu tarikle Ebu Hureyre (r.a.)'ın sözü olarak rivayet etmiştir.

 

 

[3760] İmam Taberi yine Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Müjde müslümanın gördüğü veya kendisine gösterilen güzel rüyadır. "

 

 

[3761] Yine İmam Taberi, Ümmü Kürz el-Ka'biyye'den şöyle nakleder:

Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Peygamberlik gitmiş, geriye müjdeleyiciler (müjdeleyici güzel rüyalar) kalmıştır. "

 

İşte İbn Mes'ud (r.a.), Ebu Hureyre (r.a.), İbn Abbas (r.a.), Mücahid, Urve b. Zübeyr, Yahya b. Ebi Kesir, İbrahim enNehai ve Ata b. Ebi Rebah'tan, onların "dünyadaki müjde"yi güzel rüya ile tefsir ettikleri rivayet edilmiştir.

Dünyadaki müjdeden kastın, meleklerin şu ayetlerdeki gibi ölüm anında mü'mini cennet ve mağfiret ile müjdemesi olduğu da söylenmiştir: "Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara şöyle derler: Korkmayın, üzülmeyin, size vadolunan cennetle sevinin. Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Gafur ve rahim olan Allah'ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şeyorada sizin için hazırdır. " (Fussilet, 30-32)

 

 

[3762] Bera (r.a.)'ın rivayet ettiği hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur: "Mü'min öleceği zaman beyaz yüzlü ve beyaz elbiseli melekler gelerek "Ey hoş ve temiz ruh! Rahatlığa ve reyhana, kızgın almayan bir Rabb'e (gitmek üzere) çık." derler. O da bedenden su

damlasının su kabından çıkışı gibi çıkar. "

 

Mü'minlerin ahiretteki müjdeleri ise Allah'ın (c.c.) şu ayette buyurduğu gibidir: "En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vadedilmiş olan (mutlu) gününüzdür." (Enbiya, 103) Allah (c.c.) yine: "Mü'min erkeklerle mü'min kadınları, önlerinden ve sağlarından, (amellerinin) nurları aydınlatıp giderken gördüğün günde, (onlara):

 

Bugün müjdeniz, zemininden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir, denilir. İşte büyük kurtuluş budur." (Hadıd, 12) buyurur.

 

Allah (c.c.) sonra şöyle buyuruyor: ''Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur. " Yani, bu vaad başkasıyla değiştirilmez, ondan dönülmez ve onda hiçbir değişiklik yapılmaz. Bilakis bu kararlaştırılmıştır ve sabittir. Mutlaka olacaktır. "İşte bu, büyük kazancın kendisidir. "

 

 

 

65. (Rasulüm!) Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'ındır. O, işitendir, bilendir.

66. İyi bilin ki göklerde ve yerde ne varsa yalnız Allah'ındır. (O halde) Allah'tan başka ortaklara tapanlar neyin ardına düşüyorlar! Doğrusu onlar, zandan başka bir şeyin ardına düşmüyorlar ve onlar sadece yalan söylüyorlar.

67. O (Allah), geceyi içinde dinlenesiniz diye sizin için yaratan, (çalışıp kazanmanız için de) gündüzü aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda dinleyen bir toplum için ibretler vardır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah peygamberine şöyle buyuruyor: "Onların" yani o müşriklerin "sözleri seni üzmesin." Onlara karşı Allah'tan yardım iste ve O'na (c.c.) tevekkül et. "Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'ındır." Yani, izzetin tamamı Allah'ın, peygamberinin ve mü'minlerindir. "o, işitendir, bilendir." Kullarının sözlerini işiten ve hallerini bilendir.

 

Sonra Yüce Allah göklerin ve yerin mülkiyetinin sadece kendisine ait olduğunu, müşriklerin ise hiçbir şeye malik olmayan, hiçbir zarar ve fayda verme gücü bulunmayan putlara ibadet ettiklerini bildiriyor. Bunda hiçbir delil ve dayanaklarının bulunmadığını, sadece zan, tahmin, yalan ve iftiralarına uyduklarını haber veriyor.

 

Yüce Allah daha sonra da geceyi kullarının yorgunluk ve bitkinliklerini giderdikleri, hareketteki durgunlukla dinlendikleri istirahat ve dinlenme vakti kıldığını haber veriyor.

 

"gündüzü aydınlık kılandır." Yani, geçimlerini temin etmeleri, işlerini görmeleri, yolculukları ve başka işleri için ışıklı ve aydın kılandır. "Şüphesiz bunda", bu hüccet ve delilleri "dinleyen", bunlardan ibret alarak bunları yaratan, takdir eden ve yürüten Allah'ın (c.c.) büyüklüğüne delil yapan "bir toplum için ibretler vardır. " (Yunus, 67)

 

 

 

68. "Allah çocuk edindi" dediler. Haşa! O bundan münezzehtir. O hiçbir şeye ihtiyaç duymayan yegane zattır. Göklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur. Bu hususta yanınızda herhangi bir delil yoktur. Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?

69. De ki: "Allah'a karşı yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler."

70. Dünyada bir miktar geçim sağlarlar, sonra dönüşleri bizedir sonra da inkar etmekte oldukları şeylerden ötürü onlara şiddetli azabı tattırırız.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah, kendisinin oğlu olduğunu iddia edenlere cevap vererek şöyle buyuruyor: ''Allah çocuk edindi" dediler. Haşa! O bundan münezzehtir. O hiçbir şeye ihtiyaç duymayan yegane zattır." Yani, Allah (c.c.) çocuk edinmekten münezzehtir. O (c.c.) hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır. "Göklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur." Yani, her şeyonun malı-mülkü ve kulu iken yarattığı şeyden nasıl çocuğu olabilir? "Bu hususta yanınızda herhangi bir delil yoktur." Yani, söylemekte olduğunuz bu yalan ve iftiraya hiçbir deliliniz yoktur. ''Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?" Bu onlara yönelik bir reddiye, kesin bir uyarı ve sert bir tehdittir. Nitekim Yüce Allah başka bir yerde şöyle buyurur: '''Rahman çocuk edindi' dediler. Hakikaten siz, pek çirkin bir şeyortaya attınız. Bundan dolayı, neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir! Rahman'a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden. Halbuki çocuk edinmek Rahman'ın şanına yakışmaz. Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız, kul olarak Rahman'a gelecektir. O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını tesbit etmiştir. Bunların hepSi de kıyamet gününde O'nun huzuruna tek başına gelecektir. " (Meryem, 88-95)

Yüce Allah sonra oğlu olduğunu iddia ederek kendisine yalan ve iftira atanları, onların dünya ve ahrette asla kurtuluşa eremeyecekleriyle tehdit ediyor. Allah (e.c.) onlara dünyada mühlet verir, bir miktar menfaatlendirir ve tuzağa çeker. Sonra da onları çetin bir azaba düçar eder. Nitekim burada şöyle buyurur: "Dünyada" kısa bir süre için "bir miktar geçim sağlarlar, sonra" kıyamet günü "dönüşleri bizedir. Sonra da inkar etmekte oldukları şeylerden" Yani, küfürlerinden, Allah (c.c.)'a bir takım asılsız ve uydurma yalan ve iftira atmalarından "ötürü onlara şiddetli" acı ve elem veren "azabı tattın rız. "

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

71 – 73. ayetler