|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Hud Suresi 5 ve 6.ayetler |
Allah Her Şeyi Bilir:
5. Bilesiniz ki onlar
O'ndan (Allah'tan) gizlenmek için göğüslerini bükerler. İyi bilin ki onlar
elbiselerine büründükleri zaman dahi, Allah onların gizlediklerini de, açığa
çıkardıklarını da bilir. Çünkü o, kalplerin özünü bilendir.
Tefsiri:
İbn Abbas (r.a.) der ki:
"Sahabiler normalde ve cinsel temas halinde cinselorganlarını göğe çevirme
yi güzel bulmazlardı. Onun için Allah bu ayeti nazil etti." Bunu İmam
Taberi, Muhammed b. Abbad b. Cafer'den şöyle nakleder: İbn Abbas (r.a.)
"Bilesiniz ki onlar ondan gizlenmek için göğüslerini bükerler."
ayetini okudu. Ona "Ey Abbas'ın babası, "Göğüslerini nasıl
bükerler?" dedim. "Onlardan biri karısıyla cinsel temasta
bulunduğunda veya helaya gittiğinde utanırdı. Bunun üzerine "Bilesiniz ki
onlar O'ndan gizlenmek için göğüslerini bükerler .... " ayeti nazil oldu.
Başka bir rivayette İbn Abbas (r.a.) ona şöyle demiştir: "Bazı insanlar
helaya gittiklerinde avret mahallerinin göğe dönük olmasından utanırlardı.
Karılarıyla cinsel temas yaptıklarında avret mahallerinin göğe dönük olmasından
utanırlardı. Bunun üzerine haklarında bu ayet-i kerime nazil oldu.
İmam Amr'dan şöyle nakleder:
İbn Abbas (r.a.) "Bilesiniz ki onlar O'ndan gizlenmek için göğüslerini
bükerler. İyi bilin ki onlar elbiselerine büründükleri zaman dahi, Allah
onların gizlediklerini de, açığa çıkardıklarını da bilir." ayetini okudu.
İmam Buhari der ki: Filan kişi bu ayeti okudu ve ''onlar elbiselerine
büründükleri zaman dahi" ifadesini "başlarını örttükleri zaman"
diye tefsir etti. İbn Abbas'tan (r.a.) bu ayetin tefsiriyle ilgili yapılan
başka bir rivayette O (r.a.): Bununla Allah (c.c.) hakkında şüpheye düşmek ve
günahları işlemek kastedilmiştir, demiştir. Mücahid, Hasan-ı Basri ve
başkalarından da şöyle nakledilmiştir: onlar bir şey söylediklerinde veya
yaptıklarında göğüslerini çevirirler, bununla kendilerini Allah'tan (c.c.)
gizlediklerini zannederlerdi. Allah ise (c.c.) onlara, gece karanlığında
yatarken örtülerini örttüklerinde dahi onları gördüğünü haber verdi. " ...
Allah onların gizlediklerini de, açığa çıkardıklarını da" yani
gizledikleri ve açığa vurdukları sözleri "bilir. Çünkü o, kalplerin özünü
bilendir" Yani, kalplerinin gizlediği niyetleri, gizlilikleri ve sırları
bilir. Züheyr b. Ebu Sülma meşhur muallakat kasidesinde şöyle demiştir:
Sakın
kalplerinizdekileri gizli kalsın diye Allah'tan gizlemeyin. Ne kadar gizlenirse
gizlensin Allah onu bilir.
Ya ertelenerek bir
kitaba konulup hesap günü için saklanır.
Veya hemen peşin
cezalandırılzr.
Bu cahiliye dönemi şairi
yaratıcının varlığını, küçük detayları bildiğini, tekrar dirilmeyi, hesaba
çekilmeyi, amellerin kıyamet günü için amel defterlerine yazılmasını itiraf
etmiştir.
[3781] Abdullah b.
Şeddad şöyle der: "Kafirlerden biri Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in yanından geçerken göğsünü öbür tarafa çevirir ve başını örterdi.
Bunun üzerine Allah (c.c.) bu ayeti nazil etti."
"O'ndan gizlemek
için" ifadesindeki "ondan" zamirinin Allah'a raci olması daha
evladır. Çünkü ardından "İyi bilin ki onlar elbiselerine büründükleri
zaman dahi, Allah onların gizlediklerini de, açığa çıkardıklarını da bilir.
" buyurulmuştur.
İbn Abbas (r.a.)
"Bilesiniz ki inanmayanlar ondan düşmanlıklarını gizlemek için göğüslerini
bükerler ... " ayetini "....." (İyi bilin ki onların göğüsleri
bana doğru bükülüyor) şeklinde, "..... göğüsler" kelimesini (mansup,
yani mef'ul değil), fail olmak üzere merfu (sonu ötreli) okumuştur. Bu diğerine
yakın bir mana ifade eder.
6. Yeryüzünde yürüyen
her canlının rızkı, yalnızca Allah'ın üzerinedir. Allah o canlının yerleştiği
yeri de, emaneten bulunduğu yeri de bilir. Hepsi, açık bir kitaptadır.
Tefsiri:
Yüce Allah küçüğü ve
büyüğüyle, denizde ve karada yaşayanlarıyla bütün hayvanların r!Zklarının
kendisinin garantisinde olduğunu, onlardan "her canlının yerleştiği yeri
de, emaneten bulunduğu yeri de " bildiğini haber veriyor. Yani,
yeryüzündeki yolculuğunun bitiş noktasını da sığındığı yuvasını da bilir. Ali
b. Ebi Talha ve başkaları İbn Abbas (r.a.)'ın: "canlının yerleştiği yeri
de, emaneten bulunduğu yeri de" buyruğundaki "yerleştiği yer"i
sığındığı ve barındığı yuvası ile, "emaneten bulunduğu / bulunacağı
yeri" ise "öleceği yer" diye tefsir ettiğini rivayet
etmişlerdir. Mücahid ise En'am suresinde olduğu gibi "yerleştiği
yer"den kastın rahimdeki hali, "emaneten bulunduğu yer" den
kastın ise babalarının sulbündeki hali olduğunu söylemiştir. İbn Abbas (r.a.),
Dahhak ve bir grup ilim erbabından da böyle rivayet edilmiştir. İbn Ebi Hatim
müfessirlerin görüşlerini o ayette olduğu gibi burada da zikretmiştir.
Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Allah (c.c.) bütün
bunların Allah'ın katındaki apaçık bir kitapta yazılı olduğunu haber veriyor:
"Hepsi, açık bir kitaptadır. " Nitekim Yüce Allah başka bir ayette
şöyle buyurur: "Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadıyla
uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklardır. Biz o kitapta
hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna
getirilecekler." (En' am, 38) Yine şöyle buyurur: "Gaybın anahtarları
Allah’ın yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne
varsa bilir; O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları
içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir
kitaptadır. " (En' am, 59)
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |