İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Hud Suresi

50 – 60.ayetler

 

Hud (a.s) ve Ad Kavmi:

 

50. Ad kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. Siz yalan uyduranlardan başkası değilsiniz.

51. Ey kavmim! Ben, ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?

52. Ey kavmim! Rabbinizden bağış dileyin; sonra da O'na tevbe edin ki üzerinize göğü bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Günahkarlar olarak yüz çevirmeyin.

 

Tefsiri:

 

"Ad kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik." Onu kavmine tek olan ve hiçbir ortağı bulunmayan Allah'a (c.c.) ibadeti emredici, onları uydurdukları ve asılsız ilah isimleri verdikleri putlardan nehyedici olarak gönderdik. Hud

a.s) bu nasihati ve Allah'tan yaptığı tebliği karşılığında kendilerinden hiçbir ücret istemediğini, onunla sadece kendisini yaratan Allah'ın mükafatını arzuladığını söylemiştir. "Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?" Yani, hiçbir ücret almaksızın sizi dünya ve ahiretteki faydanıza olacak şeylere davet edeni hala tanımadınız mı? Hud (a.s) sonra onlara geçmiş günahları silen istiğfarı 'bağışlanma dileme) yapmalarını ve gelecekte günah işlememek için tevbe etmelerini emrediyor. Kim bu haslete sahipse Allah (c.c.) rızkını bollaştırır, işlerini kolaylaştırır ve durumunu korur. O yüzden Allah (c.c.) şöyle buyu-

rur: "Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır. (Mağfiret dileyin ki) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin, mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın." (Nuh, 10-12)

 

 

[3804] Bir hadiste de şöyle buyurulmuştur: "Kim istiğfara devam ederse Allah (c.c.) onun her sıkıntısına ferahlık, her darlığına genişlik verir ve onu ummadığı yerden rızıklandırır."

 

 

 

53. Dediler ki: "Ey Hud! Sen bize açık bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz. "

54. Biz, "İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış! demekten başka bir söz söyleyemeyiz!" Hud dedi ki: Ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.

55. O'ndan başka taptıklarınızın hepsinden uzağım. Haydi hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin!

56. Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki O, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah kavminin Hud (a.s)'a şöyle dediklerini haber veriyor: "Ey Hud! Sen bize" iddia ettiklerinin doğruluğuna dair "açık bir mucize" yani hiçbir delil ve hüccet "getirmedin, biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz" yani senin sırf "onları terk edin" sözüne binaen onları terk edecek değiliz. "ve biz sana iman edecek de değiliz. "

 

"Biz, "İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış! demekten başka bir söz söyleyemeyiz!" Yani onlar Hud (a.s)'a "İlahlarımıza ibadetten engellediğinden ve onlara kusurlar nispet etmenden dolayı onlardan bazılarının seni delirtmiş veya çıldırtmış" diyorlardı.  

 

"Hud dedi ki: "Ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım. O'ndan başka taptıklarınızın hepsinden uzağım." Yani, ben bütün ortak koşulanlardan ve putlardan beriyim. "Haydi hepiniz" siz ve eğer gerçekse ilahlarınız "bana tuzak kurun; sonra da bana" göz açıp kapama süresi kadar dahi "mühlet vermeyin!

 

"Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Çünkü

yürüyen hiçbir varlık yoktur ki o, onun perçeminden tutmuş olmasın. " Yani, hepsi Allah'ın iradesi ve otoritesi altındadır. "Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır." Hükmünde hiçbir zaman haksızlık yapmayan adaletli hakim O'dur. Dolayısıyla dosdoğru yol üzerindedir. Safvan b. Amr, Eyfa' b. Abdul-kelai'nin ''Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki O, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır. " buyruğu hakkında şöyle dediğini söylemiştir: Bundan dolayı Allah (c.c.) mü' mini oğlun babasına şefkatinden büyük bir şefkatle karşılar. Kafire ise "Seni Rabb'ine karşı ne aldattı?" (İnfitar, 6) denir. Bu cevap onlara getirdiği şeyin doğruluğuna, üzerinde bulundukları hiçbir fayda ve zarar vermeyen, hatta işitmeyen, görmeyen, dostluk ve düşmanlık yapamayan cansız putlara ibadet yolunun batıl olduğuna kuvvetli bir hüccet ve kat'i bir delildir. Aksine, kendisine ibadet edilmeye müstehak olan yegane zat sadece, hiçbir ortağı bulunmayan, mülk elinde olan, yegane tasarruf sahibi, her ne varsa mülkü, kahrı ve otoritesi altında bulunan Allah'tır. Ondan başka hiçbir ilah ve O'nun dışında hiçbir rabb yoktur.

 

 

 

57. Eğer yüz çevirirseniz bana gönderilen şeyi ben size bildirdim. Rabbim sizden başka bir kavmi yerinize getirir de O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Şüphesiz benim Rabbim her şeyi gözetendir.

58. Emrimiz gelince, Had'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

59. İşte Ad! Rabblerinin ayetlerini inkar ettiler; onun peygamberlerine asi oldular ve inatçı her zorbanın emrine uydular.

60. Böylece onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lanete uğradılar. Biliniz ki Ad Rabblerinin ayetlerini inkar ettiler. Bilin ki Had'un kavmi Ad, Allah'ın rahmetinden uzak kılındı.

 

Tefsiri:

 

Hud (a.s) kavmine şöyle demiştir: Eğer size getirmiş olduğum tek olan ve hiçbir ortağı bulunmayan rabbiniz Allah'a ibadetten yüz çevirirseniz, Allah'ın (c.c.) benimle gönderdiği mesajı size tebliğ etmiş olmakla karşınıza hüccet konmuş bulunmaktadır. "Rabbim" size aldırış etmeksizin "sizden başka" sadece kendisine ibadet eden, hiçbir şeyi ona ortak koşmayan bir kavmi yerinize getirir de O'na hiçbir zarar veremezsiniz." Siz küfrünüzle O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Bilakis küfrünüzün zararını kendiniz çekersiniz. "Şüphesiz benim Rabbim her şeyi gözetendir." Yani, kullarının sözlerine ve fiillerine tanıktır, onları kaydetmektedir. Onların iyiliklerine iyilikle kötülüklerine ise kötülükle (cezayla) karşılık verecektir.

 

"Emrimiz" Yani, her şeyi kasıp kavuran rüzgar "gelince Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik." Allah (c.c.) onları son ferdine kadar helak etti, rahmeti ve lütfuyla Hud (a.s) ile takipçilerini şiddetli azaptan kurtardı.

 

"İşte Ad! Rabblerinin ayetlerini inkar ettiler, onun peygamberlerine asi oldular)" Allah'ın (c.c.) bir peygamberini inkar hepsini inkar gibidir. Çünkü kendilerine iman etmenin gerekliliği bakımından onların hiçbiri arasında bir fark yoktur. Ad kavmi de Hud (a.s)'ı inkar edince bu inkarları bütün peygamberleri inkar ve red kabul edildi. "ve inatçı her zorbanın emrine uydular." Yani, doğru yoldaki peygamberlerinin yolunu terk ettiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular. O yüzden bu dünyada Allah'ın (c.c.) lanetine ve her anıldıklarında mü'minlerin lanetine uğradılar. Kıyamet gününde de bütün varlıkların huzurunda onlar hakkında şöyle haykırılacak: "Biliniz ki Ad Rabblerinin ayetlerini inkar ettiler. Bilin ki Hud'un kavmi Ad, Allah'ın rahmetinden uzak kılındı." Süddi der ki: Ad kavminden sonra hangi peygamber gönderildiyse mutlaka onun diliyle onlara lanet edilmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

61 – 68. ayetler