|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Yusuf Suresi 1 – 3.ayetler |
Kur'an Apaçık Bir
Kitaptır:
Rahman ve Rahim
Allah'ın adıyla;
1. Elif. Lam. Ra.
Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.
2. Anlayasznız diye
biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
3. (Ey Muhammed!) Biz,
sana bu Kur'an'ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir
şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki sen bundan önce (bu
haberleri) elbette bilmeyenlerden idin.
Tefsiri:
"Elif. Lam.
Ra" Huruf-i Mukatta konusu Bakara suresinin başında ele alınmıştı.
"Bunlar, apaçık
Kitab'ın ayetleridir." Kasıt Kur'an-ı Kerim' dir. Mübin bir kitaptır, yani
kapalı şeyleri açıklayan, onları tefsir ve beyan eden apaçık bir kitaptır.
Anlayasınız diye biz onu
Arapça bir Kur'an olarak indirdik." Çünkü arapça dillerin en fasihi, en
açık seçik olanı, en genişi ve akla gelen manaları zihne en iyi ulaştıran bir
dildir. Bu yüzden kitapların en şereflisi, insanların en şereflisi olan
peygambere, en şerefli meleğin elçiliğiyle yeryüzünün en şerefli topraklarında
gönderilmiş ve buna yılın en şerefli ayı Ramazan' da başlanmıştır. Böylece her
yönden mükemmel bir kitap olmuştur.
Allah (c.c.) şöyle
buyuruyor: "(Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle" Yani,
sana bu kitabı vahyetmemiz sebebiyle "geçmiş milletlerin haberlerini sana
en güzel bir şekilde anlatıyoruz." Bu ayetin nüzulüne dair İmam Taberi'nin
zikrettiği bazı rivayetler vardır.
[3846] İmam Taberi ... İbn Kays el-Mülai’den İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle
dediğini rivayet etmiştir: Sahabiler "Ya Rasulallah! Bize bir kıssa
anlatsan?" dediler. Bunun üzerine "(Ey Muhammed!) Biz, sana bu
Kur'an'ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir şekilde
anlatıyoruz.'' ayeti nazil oldu. Bu başka bir vecihle Amr b. Kays'tan mürselolarak
rivayet etmiştir.
[3847] Yine İmam Taberi.
.. Sa'd'dan şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e Kur'an indi ve onu bir süre okuduktan sonra sahabiler
"Ya Rasulallah! Bize bir de kıssa anlatsan" dediler. Bunun üzerine
"Elif Lam. Ra. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir. Anlayasınız diye biz
onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik." ayetleri nazil oldu. Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu onlara bir süre okuduktan sonra "Ya
Rasulallah! Bize anlatsan" dediler. Bunun üzerine "Allah sözün en
güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıktırmadan tekrar tekrar okunan bir kitap
olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri
ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısznıp
yumuşar ... " (Zümer, 23) ayeti nazil oldu. Bunu İmam Hakim de İshak b.
Raheveyh'in Amr b. Muhammed el-Kureşi el-Ankazi'den nakliyle rivayet etmiştir.
[3848] İmam Taberi kendi
senediyle Avn b. Abdullah'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in ashabı usandılar ve "Ya Rasulallah! Bize bir şeyler hikaye
et" dediler. Bunun üzerine "(Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı
vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir şekilde
anlatıyoruz." ayeti nazil oldu. Bir süre sonra iyice bıktılar ve "Ya
Resulallah! Bize hadisin üstünde ve Kur'an'ın altında bir şey anlat"
dediler. Bununla kıssa anlatmasını kastediyorlardı. Bunun üzerine Allah (c.c.)
"Elif Lam. Ra. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir. Anlayasınız diye biz
bunu Arapça bir Kur'an olarak indirdik. (Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı
vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir şekilde
anlatıyoruz. Gerçek şu ki sen bundan önce (bu haberleri) elbette bilmeyenlerden
idin ... " ayetlerini nazil etti. En güzel sözü istediler, Allah (c.c.) en
güzel sözü verdi. En güzel kıssayı istediler ve en güzel kıssayı verdi.
Kur'an'ı öven, onun
dışında hiçbir kitaba ihtiyaç duyulmayacağını ifade eden bu ayet-i kerimenin
tefsirinde İmam Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği şu hadisi zikretmek uygundur:
[3849] İmam Ahmed b.
Hanbel Cabir b. Abaullah (r.a.)'tan şöyle nakleder; Ömer b. Hattab (r.a.) Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e bazı Kitap Ehli kimselerden eline
geçen yazılı bir kağıt getirdi ve O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) okudu. Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızdı ve şöyle buyurdu: "Dininiz
hakkında tereddüd ve şaşkınlığa mı düşüyorsunuz ey Ömer? Canımı elinde tutan
Allah'a yemin olsun ki size bembeyaz ve tertemiz bir hakikat getirdim. Onlara
bir şey sormayın. Sonra size doğruyu anlatırlar da onları yalanlamış veya
yanlışı söylerler de onları tasdik etmiş olursunuz. Canımı elinde tutan Allah'a
yemin ederim ki Musa (a.s) hayatta olsaydı bana uymaktan başka yapacağı bir
şeyolmazdı. "
[3850] İmam Ahmed b.
Hanbel, Abdullah b. Sabitten şöyle nakleder: Hz. Ömer (r.a.) Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek "Ya Rasulallah! Ben Kureyza'dan
bir arkadaşımın yanına uğradım. Bana Tevrat'tan manası güzel şeyler yazdırdı.
Onları sana göstereyim mi?" dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in yüzünün rengi değişti. Abdullah b. Sabit der ki:
Ben Ömer (r.a.)'a
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yüzünü görmüyor musun?"
dedim. Ömer (r.a.) "Rabb olarak Allah'a, din olarak İslam'a ve peygamber
olarak Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e razı oldum" dedi. Bunun
üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sevindi ve şöyle buyurdu:
"Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki Musa aranızda olsaydı ve siz
beni bırakıp ona tabi olsaydınız sapmış olurdunuz. Siz ümmetlerden benim
nasibim, ben de peygamberden sizin nasibinizim. "
[3851] Hafız Ebu Ya'la,
Halid b. Urfuta'dan şöyle nakleder: Ömer (r.a.)'ın yanında oturuyordum.
Abdukays kabilesinden evi Sus'ta bulunan birisi geldi. Ömer (r.a.) ona
"Sen filan oğlu filan oğlu filan el-Abdi değil misin?" dedi. Adam
"Evet" dedi. Ömer (r.a.) "Sus'ta oturan sen misin?" dedi.
Adam "Evet" deyince ona yanında bulunan bir hortum la vurdu. Adam
"Ben ne yaptım ki ey Mü'minlerin emiri?" dedi. Ömer (r.a.) otur,
dedi. Oturunca Ömer ona "Elif. Lam. Ra. Bunlar, apaçık Kitab'ın
ayetleridir. Anlayasınız diye biz bunu Arapça bir Kur'an olarak indirdik. (Ey
Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini
sana en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki sen bundan önce (bu
haberleri) elbette bilmeyenlerden idin." ayetlerini okudu. Üç defa okuyup
üç defa vurdu. Adam yine "Ben ne yaptım ki ey Mü'minlerin emiri?"
dedi.
"Danyel'in kitabını
yazan sen değil misin?" dedi. Adam: "Bana ne emrediyorsan söyle yapayım."
dedi. Ömer (r.a.): "Gidip onu ateş koru ve beyaz yünle sil. Sonra kendine
de insanlardan kimseye de okuma. Vallahi eğer senin okuduğun veya insanlardan
birine okuduğunu duyarsam büyük bir cezayla cezalandırınm" dedi. Sonra ona
"Otur" dedi. Adam da önüne oturdu. Ömer (r.a.) şöyle anlattı: Ben de
Kitap Ehli'nden bir sayfa yazmış, sonra onu bir derinin içinde getirmiştim.
Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "O elindeki nedir ey
Ömer?" dedi. "Ya Rasulallah! Bilgimize bilgi katalım diye yazdığım
bir kağıt" dedim. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öfkelendi,
hatta yanakları kızardı. Sonra ezan okundu. Ensar: Peygamber öfkelndirilmiş mi?
Silahı getirin, silahı getirin" dediler. Silahı getirip Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in minberine diktiler. Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şu konuşmayı yaptı: "Ey insanlar! Bana sözlerin
kapsamlısı ve sonuncusu verildi. Bana kısaltıldıkça kısaltıldı. Size onu beyaz
ve tertemiz getirdim. Sakın düşüncesizce hareket eden şaşkınlar sizi aldatmasın.
" Ömer (r.a.) der ki: Bunun üzerine kalkıp "Rabb olarak Allah'a, din
olarak İslam'a ve Peygamber olarak Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e
razı oldum" dedim. Sonra Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
minberden indi." Bunu İbn Ebi Hatim de tefsirinde Abdurrahman b. İshak'ın
rivayetiyle kısa olarak rivayet etmiştir. Hadis bu vecihten gariptir.
Abdurrahman b. İshak'ı ve hocasını muhaddisler zayıf saymışlardır. İmam Buhari:
Hadisleri sahih değildir, demiştir.
Ben derim ki: Bunun
başka bir tarikten gelen bir şahidi vardır ki o da şudur;
[3852] Hafız Ebu Bekir
Ahmed b. İbrahim el-İsmaili, Cübeyr b. Nüfeyr'den şöyle nakleder: Hz. Ömer
(r.a.)'ın hilafeti döneminde Humus'ta iki adam vardı. Bunlar Hz. Ömer (r.a.)'in
mektup gönderdiği Humuslular arasındaydılar. Bir Yahudiden iki raf dolusu bilgi
yazmış, mü'minlerin emiri Ömer (r.a.)'a götürerek "Mü'minlerin emiri izin
verirse bundan daha çok yaparız, izin vermezse bırakırız." demek için
yanlarında götürmüşlerdi. Yanına gelince ona "Biz Kitap Ehli'nin bulunduğu
beldede yaşıyoruz. Onlardan tüylerimizi diken diken eden güzel sözler
duyuyoruz. Onlardan bunları alalım mı, almayalım mı?" dediler. Hz. Ömer
(r.a.): Belki onlardan bir şeyler yazmışsınızdır, dedi. Onlar ise:
"Hayır" dediler. Hz. Ömer (r.a.) şöyle dedi: Size bir
olayanlatacağım. Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hayatında
Medine'den çıkıp Hayber'e gitmiş, orada çok hoşuma giden bir söz söyleyen bir
Yahudi bulmuştum. Ona "Bana bunu yazar mısın?" dedim.
"Evet" dedi. Bir deri parçası getirdim. Bana yazdırmaya başladı.
derinin bacaklarına kadar yazdım. Döndüğümde "Ey Allah'ın Rasulü!"
dedim ve olanı anlattım. "Onu bana getir" buyurdu. Gittim.
Getireceğim şeyler Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in beğeneceği
şeyler olur ümidiyle alıp getirdim. Getirince "Otur ve bana oku"
buyurdu. Bir süre okudum. Sonra yüzüne baktım ki rengi değişmiş. Korkudan ne
yapacağımı bilemedim. Bunun üzerine bir harf öteye geçemedim. Elimdekini
görünce aldı ve yazıların teker teker üzerinden geçerek hepsini tükrüğüyle
silmeye başladı. Bir yandan da "Bunlara uymayın. Çünkü bunlar saptırdılar
ve saptılar" buyuruyordu. Sonunda en son harfleri de sildi. Hz. Ömer
(r.a.) bunu anlattıktan sonra onlara "Vallahi bunları sizin yazdığınızı
bilseydim sizi cezalandırarak bu ümmete ibret kılardım." dedi. Onlar
"Vallahi onlardan bir daha yazmayız" dediler. Çıktılar ve derin bir
çukur kazıp oraya gömdüler. Bu onların yazıyla son alakaları oldu. Bunu
Süfyan-ı Sevri ... Abdullah b. Sabit el-Ensari'nin Hz. Ömer (r.a.)'tan nakliyle
yakın bir lafızla, Ebu Davud da Merasil'inde Ebu Kılabe'nin Hz. Ömer (r.a.)'tan
benzer bir lafızla nakletmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |