|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Yusuf Suresi 19 – 22.ayetler |
Kervan Kuyuda Bulup
Mısır'da Mısır Azizine Satıyor:
19. Bir kervan geldi
ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u
görünce) "Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu bir ticaret malı olarak
sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir.
20. Onu değersiz bir
pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona karşı ilgisizdiler.
Tefsiri:
Yüce Allah kardeşleri
kuyuya attıkları ve o kuyunun dibinde yapayalnız bıraktıklarında Yusuf (a.s)'ın
başına gelenleri haber veriyor. Ebu Bekir b. Ayyaş'ın söylediğine göre kuyuda
üç gün kaldı. Muhammed b. İshak der ki: Kardeşleri onu kuyuya atın ca ne
yaptığını ve kendisine ne yapıldığını görmek için o gün boyunca kuyunun
etrafında oturup beklediler. Allah (c.c.) bir kervanın yolunu kuyuya düşürdü.
Kervanın sucusu kuyuya gelip ona kovayı sarkıtınca Yusuf (a.s) ona tutundu.
Adam onu çıkardı ve sevinerek "İşte müjdem; bir oğlan" dedi. Bazı
kurralar bunu "Müjde! İşte bir oğlan" şeklinde okumuştur. Süddi
"Büşra"nın kuyuya gelen adamın, bir oğlan çocuğu bulduğunu bildirmek
için seslendiği kişinin adı olduğunu iddia etmiştir. Süddi'nin bu görüşü garip
bir görüştür. Çünkü bu kıraatin bu şekilde tefsiri daha önce sadece İbn Abbas
(r.a.)'tan gelen rivayetlerin birinde vardır. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Bu
kıraatin manası da sonuçta öbürüne döner. Ona göre başta "....'' (Vay
müjdem) demiş, sonra muzafun iley olan ya harfi atılmıştır ki kastettiği de
budur. Nitekim araplar ''.....'' (ey nefsim, sabret) ve "....." (Ey
oğlan, gel) der, (.....'da olduğu gibi) muzafun ileyh olan ya zamirini
hazfederler. O durumda harekenin esre olması da üstün olması da caizdir ki bu
da onlardandır. "....." şeklindeki diğer kıraat de bunu tefsir
etmektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
"Onu bir ticaret
malı olarak sakladılar." Yani, kuyunun başına gelenler onu, öğrendikleri
taktirde parasında onlara ortak olurlar korkusuyla kervandaki diğer insanlardan
sakladılar. "Bunu suyun sahibinden ortak satın aldık" dediler.
Mücahid, Süddi ve Taberi böyle demişlerdir. Bu görüşlerden biridir. Avfi ise
İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Ayette bahsedilenler Yusuf'u
saklayanlar kardeşleridir. Kardeşleri onun durumunu ve kardeşleri olduğunu suya
gelenlerden sakladılar. Yusuf da kardeşleri öldürür korkusuyla durumunu gizledi
ve satılmayı tercih etti. Kardeşleri bunu sucuya söylediler. O da arkadaşlarına
"Müjde! İşte bir oğlan!", yani "satılık bir oğlan" dedi.
Böylece kardeşleri onu sattılar.
"Allah onların
yaptıklarını çok iyi bilir." Yani, Yusuf (a.s)'ın kardeşleriyle onu satın
alanların neler yaptıklarını bilir. Durumu değiştirmeye ve engelemeye kadirdir.
Fakat hikmeti ve geçmiş bir kader vardı. O yüzden, takdir ve kaza ettiği
gerçekleşsin diye duruma müdahale etmemiştir. "Bilesiniz ki yaratmak da
emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!" (A'raf, 54)
Bunda Allah (c.c.) peygamberi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ima
yollu şunu bildiriyor: Ben kavminin sana yaptıklarını da biliyorum ve onları
engelleyebilirim. Fakat onlara mühlet verecek, sonra hakimiyet ve güzel sonu
kardeşlerine karşı Yusuf (a.s)'a verdiğim gibi kavmine karşı sana vereceğim.
"Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir." Yani, Yusuf (a.s)'ın kardeşleriyle
satın alanların ona neler yaptıklarını bilir.
"Onu değersiz bir
pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar." Yani, Yusuf (a.s)'ın kardeşleri
onu az bir pahaya, birkaç dirheme sattılar. Mücahid ve İkrime böyle
demişlerdir. "....." noksanlık demektir. Nitekim Allah (c.c.) başka
bir ayette "Kim Rabbine iman ederse, artık ne bir (ecrinin) eksikliğe
uğratılmasından (bahs) ne de haksızlık edilmesinden korkar. " (Cin, 13)
buyurmuştur. Yani, kardeşleri onu azdan da düşük bir fiyata sattılar. Bununla
birlikte onun hakkında zahid idiler. Yani, ona dair hiçbir rağbetleri yoktu.
Hatta kendilerinden parasız istense kabul edeceklerdi. İbn Abbas (r.a.),
Mücahid ve Dahhak, "Sattılar" fiilindeki fail zamirin Yusuf (a.s)'ın
kardeşlerine döndüğünü söylemişlerdir. Katade ise kervana döndüğünü
söylemiştir. Fakat birincisi daha kuvvetlidir. Çünkü "Onlar zaten bunun
hakkında isteksizdiler" buyruğunda kervan değil Yusuf (a.s)'ın kardeşleri
kastedilmiştir. Çünkü kervandakiler onu bulduklarından dolayı sevinmişler ve
bir malolarak saklamışlardı. Onun hakkında isteksiz ve rağbetsiz olsalardı
satın almazlardı. Böylece "Onu satın aldılar" ifadesindeki satın
alanları ifade eden zamir kardeşlerine döner. 'bnu değersiz bir değere"
ifadesindeki "bahs" kelimesinin haram manasına geldiğini, zulüm
manasına geldiğini söyleyenler de olmuştur. Kelime bu manalara gelse de burada
kastedilen bunlar değildir. Çünkü bu belli bir şeydir; böyle bir paranın her
halükarda ve herkese haram oldUğunu herkes bilir. Çünkü o Allah'ın dostu
İbrahim (a.s)'ın oğlu peygamber oğlu bir peygamberdir. Kerim (asil) oğlu kerim
oğlu kerim oğlu kerimdir. Burada kastedilen ise ya az bir ücret veya sahte para
veyahut bunların her ikisidir. Yani, satanlar kardeşleriydi ve ona rağmen en az
bir ücrete satmışlardı.
"Sayılı birkaç dirheme"
İbn Mes'ud (r.a.)'tan gelen bir rivayete göre yirmi dirheme satmışlardır. İbn
Abbas (r.a.) Nevf el-Bekali, Süddi, Katade ve Atiyye el-Avfi de böyle
demişlerdir. Atiyye el-Avfi ayrıca:
Herkese ikişer dirhem
verdiler, demiştir. Mücahid: Yirmi iki dirheme sattılar, Muhammed b. İshak ile
İkrime ise: Kırk dirheme sattılar, demişlerdir.
"Onlar zaten bunun
hakkında rağbetsizdiler" buyruğu hakkında Dahhak şöyle demiştir: Çünkü
onun peygamberliğinden ve Allah (c.c.) katındaki değerinden habersizdiler. Mücahid
der ki: Kardeşleri onu sattıktan sonra peşinden gitmeye başladılar ve "Ona
sıkı sahip olun ki kaçmasın." dediler. Mısır'a vardıklarında Yusuf (a.s)
"Beni kim satın alırsa ona müjdeler olsun" dedi. Onu bir müslüman
olan kral satın aldı.
21. Mısır'da onu satın
alan adam karısına dedi ki: "Ona güzel bak! Umulur ki bize faydası dokunur
veya onu evlat ediniriz. " İşte böylece (Mısır da adaletle hükmetmesi) ve
kendisine (rüyada ki) olayların yorumunu öğretmemiz için Yusuf'un o ülkede
yerini sağlamlaştırdık, Allah işinde hakimdir. Fakat insanların çoğu (bunu)
bilmezler.
22. (Yusuf) olgunluk
çağına erişince, ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle
mükafatlandırırız.
Tefsiri:
Yüce Allah, Yusuf
(a.s)'a lütuflarından biri olarak Mısır'da satın alan adamı adeta onun
hizmetine verdiğini haber veriyor. Onun Yusuf (a.s)'a önem verip ikramda
bulunduğunu, ailesine ona iyi davranmalarını tavsiye ettiğini, onda iyilik ve
başarı alametleri sezdiğini bildiriyor. Nitekim ailesine şöyle demişti:
"Ona güzel bak! Umulur ki bize faydası dokunur veya onu evlat
ediniriz." Onu Mısır'da satın alan Mısır azizi, yani veziriydi. Avfi'nin
rivayetine göre İbn Abbas (r.a.): İsmi Kıtfir'dir, demiştir. Muhammed b. İshak:
Adı İtfir b. Ruhayb'dır. Mısır azizi odur ve Mısır hazinelerinin başındaydı,
demiştir. Dönemin kralı Amalika'dan Reyyan b. Velid, karısı ise Rail kızı
Rail'di. İbn Abbas (r.a.) dışındakiler onun adının Zeliha olduğunu
söylemişlerdir. Yine Muhammed b. İshak, Ebu Salih kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan
şöyle nakleder: Onu Mısır'da satın alan Malik b. Zu'r b. Büveyb b. Ayfa b.
Midyan b. İbrahim'dir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Ebu İshak kendi senediyle
İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder: İnsanların en ferasetlileri üç kişidir.
Biri, karısına 'hna iyi bak" diyen Mısır azizi, diğeri babasına
"(Şuayb'ın) iki kızından biri: Babacığım! Onu ücretle (çoban) tut. Çünkü
ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, güçlü ve güvenilir olandır."
(Kasas, 26) diyen kız ve Hz. Ömer (r.a.)'ı halife bırakan Hz. Ebu Bekir (r.a.).
Yüce Allah devamla
buyuruyor ki: Biz Yusuf'u kardeşlerinden kurtardığımız gibi "İşte
böylece" (Mısır'da adaletle hükmetmesi) ve kendisine olayların
yorumunu" -Mücahid ve Süddi: Bu rüya tabiridir, demişlerdir-
"öğretmemiz için Yusuf'un o ülkede" yani Mısır'da "yerini
sağlamlaştırdık. Allah işinde hakimdir" Yani, bir şey murad ettiğinde geri
çevrilemez, engellenemez ve karşı gelinemez. Bilakis her şey üzerinde galip ve
hakim olan O'dur. Said b. Cübeyr Allah'ın (c.c.) "Allah işinde
hakimdir" buyruğu hakkında şöyle der:
Yani, dilediğini
rahatlıkla yapandır. "Fakat insanlarin çoğu (bunu) bilmezler." Yani,
Allah'ın (c.c.) yaratıklarındaki hikmetlerini, dilediğine lütufta bulunmasını
anlamazlar.
Yusuf (a.s)
"olgunluk çağına erişince" Yani, aklı kemale erip bedensel
gelişimi tamamlanınca
"ona hüküm ve ilim" yani peygamberlik "verdik." Çünkü Allah
(c.c.) peygamberliğe onca kavim arasından onu seçmiştir. "İşte güzel
davrananları biz böyle mükafatlandırırız." Zira onun amelleri güzeldi. Rabb'ine
itaat ve ibadet üzere yaşıyordu.
Yusuf (a.s)'ın olgunluğa
kaç yaşında ulaştığı hususunda farklı görüşler vardır. İbn Abbas (r.a.),
Mücahid ve Katade: Otuz yaşında, demişlerdir. İbn Abbas (r.a.) başka bir
rivayette: Otuz küsür yaşında ulaşmıştır. Dahhak: Yirmi yaşında, Hasan-ı Basri:
Kırk yaşında, İkrime: Yirmi beş yaşında, Süddi: Otuz yaşında, Said b. Cübeyr
de: Yirmi sekiz yaşında demiştir. İmam Malik, Rebia, Zeyd b. Eslem ve Şa'bi
ise: Kasıt ergenlik çağıdır, demişlerdir. Konuyla ilgili başka görüşler de
vardır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |