|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Yusuf Suresi 30 – 35.ayetler |
Azizin Karısı
Dedikodular Üzerine Kadınları Topluyor:
30. Şehirdeki bazı
kadınlar dediler ki: Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murat almak
istiyormuş; Yusufun sevdası onun kalbine işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir
sapıklık içinde görüyoruz.
31. Kadın, onların
hilesini duyunca, onlara davetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar
hazırladı. Herbirine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken YusufaY:
"Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu görünce hayran kaldılar.
(Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve dediler ki: Haşa Rabbimiz! Bu bir
beşer değil ... Bu ancak üstün bir melektir!
32. Kadın dedi ki:
İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onun nefSinden murat almak
istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındı. Andolsun, eğer o kendisine
emredeceğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden
olacaktır!
33. (Yusuf:) Rabbim!
Bana zindan, bunların benden istediklerinden daha iyidir! Eğer onların
hilelerini benden çevirmezsen, onlara meyleder ve cahillerden olurum! dedi.
34. Rabbi onun duasını
kabul etti ve onların hilesini uzaklaştırdı. Çünkü O çok iyi işiten, pek iyi
bilendir.
Tefsiri:
Yüce Allah Yusuf (a.s)
ile azizin karısının haberinin şehirde, yani Mısır'da yayıldığını ve insanların
aralarında konuştuklarını haber veriyor. "Şehirdeki bazı kadınlar"
Yani, emirlerin ve büyük devlet adamlarının eşleri, azizin yani vezirin
karısını ayıplayarak ve tenkit ederek "dediler ki: Azizin karısı,
delikanlısının nefsinden murat almak istiyormuş" Yani, onu kendine ram
etmek istiyor ve kendine davet ediyormuş. "Yusuf'un sevdası onun kalbine
işlemiş!" Yani, sevdası kadının kalbinin "şeğaf"ına, yani dış
zarına kadar ulaşmış. Dahhak'ın İbn Abbas (r.a.)'tan rivayetine göre:
"Şa'f" öldüren aşk, "şağaf" ise onun bir altıdır. Şeğaf
kalbin zarına denir. "Biz" delikanlısına aşık olmasında ve ondan
murad almak istemesinde "onu gerçekten açık bir sapıklık içinde görüyoruz.
"
"Kadın onların
hilesini duyunca" bazıları "yani sözlerini" demişlerdir.
Muhammed b. İshak şöyle
der: Bilakis onlar da Yusuf (a.s)'ın güzelliğini duymuşlar ve onu görmeyi
arzulamışlardı. Bu sözlerini de onunla karşılaşabilmek ve görebilmek için
söylediler. İşte o vakit" onlara davetçi gönderdi" onları ağırlamak
için evine davet etti. ''onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. " İbn
Abbas (r.a.), Said b. Cübeyr, Mücahid, Hasan-ı Basri, Süddi ve başkaları şöyle
demişlerdir: Hazırladıkları arasında örtüler, yastıklar ve yiyecekler vardı.
Bıçakla kesilecek portakal ve benzeri yiyecekler vardı. "Herbirine bir
bıçak verdi." Bu onun kadınlara kurduğu bir tuzak, Yusuf (a.s)'ı
görebilmek için yaptıkları hilelerine başka bir hileyle mukabeleydi.
"(Kadınlar meyveleri soyarken Yusuf'a): "Çık karşılarına!"
dedi." Yusuf (a.s)'ı başka bir yerde saklamıştı. "Kadınlar onu
görünce yücelttiler. " Yani şanını yücelttiler, kadrini büyüttüler ve
gördüklerinin dehşetinden bıçaklarla portakalı kesiyoruz sanarak ellerini
kesmeye başladılar. Bunu bir çok kişi söylemiştir. Mücahid ve Katade’den
rivayete göre onlar: Ellerini kestiler ve sonra bıçakları bıraktılar,
demişlerdir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Zeyd b. Eslem'den
yapılan rivayete göre ise o şöyle demiştir: Kadınlar yemek yedikten ve
keyifleri iyice yerine geldikten sonra önlerine portakal koydu. Her birine
bıçak verdi ve "Yusuf'u görmek ister misiniz?" dedi. "Evet"
dediler. Birini göndererek karşılarına çıkmasını söyledi. Onu görünce kadınlar
ellerini kesmeye başladılar. Onu hem önden hem arkadan görmeleri için sonra
geri dönmesini emretti. Kadınlar ise hala ellerini kesiyorlardı. Acıyı
hissedince hemen arkalarını döndüler. Kadın: "Siz bir bakışta böyle
yapmışken ben yaptığımdan dolayı neden yerileyim?" dedi. Çünkü kadınlar
insanlar arasında onun gibisini veya ona yakın birini görmemişlerdi. Çünkü ona
-Allah'ın salatları ve selamları üzerine olsun- güzelliğin yarısı verilmişti.
[3863] "Nitekim
İsr'S. gecesi hakkındaki sahih hadiste ifade edildiği ne göre Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) üçüncü semada Yusuf (a.s)'ı gördü.
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) buyurur ki: "Bir de baktım ki ona güzelliğin yarısı
verilmiş!"
[3864] Enes b. Malik
(r.a.)'tan şöyle rivayet edilir; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Yusuf (a.s)'a ve 'annesine güzelliğin yarısı
verildi." Ebu Ahvas'ın İbn Mes'ud (r.a.)'tan rivayetine göre o:
"Yusuf (a.s)'a ve annesine güzelliğin üçte biri verildi." demiştir.
Ebu Ahvas yine İbn Mes'ud (r.a.)'tan: Yusuf (a.s)'ın yüzü şimşek gibi parlaktı.
Bir kadın bir işi için
yanına geldiğinde aşık olur korkusuyla yüzünü kapatırdı.
[3865] Hasan-ı Basri,
mürsel bir senetle Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle
buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yusuf (a.s)'a ve annesine dünyadakilerin
güzelliğinin üçte biri verilmiştir. Üçte ikisi ise diğer insanlara
verilmiştir." Başka bir rivayette: "Güzelliğin üçte ikisi Yusuf
(a.s)'a ve annesine, üçte biri ise insanlara verildi. " buyurmuştur.
Mücahid, Rebia el-Cüreşi’den şöyle nakleder: Güzellik ikiye bölünüp yarısı
Yusuf (a.s) ile annesi Sare'ye,
diğer yarısı ise diğer
tüm insanlara verildi.
İmam Ebu Kasım
es-Süheyli şöyle der: Bunun manası "Yusuf (a.s)'ın güzelliği Adem (a.s)'ın
güzelliğinin yarısı kadardı" dır. Çünkü Allah (c.c.) Adem (a.s)'ı kendi eliyle,
en mükemmel ve en güzel surette yarattı. Neslinde güzellikte onunla boy ölçüşen
kimse yoktu. Yusuf (a.s)'a da onun yarısı kadar güzellik verilmişti. O yüzden
kadınlar onu gördüklerinde "Haşa Rabbimiz!" dediler. Mücahid ve bir
çok kimse: Manası "Allah'a sığınırız"dır, demişlerdir.
'Bu bir beşer
değil" bazıları burada "lA" kelimesini .... " okumuşlardır.
Yani, bu satın alınmış
bir köle olamaz. "Bu ancak üstün-bir' melektir! Kadın dedi ki: İşte
hakkında beni kınadığınız şahıs budur." Bunu söylerken, güzelliği ve
mükemmelliği sebebiyle Yusuf (a.s)'ın sevilmeye layık olduğunu anlamalarını
sağlayarak kendisinin bunda mazur olduğunu ortaya koymak istiyordu. "Ben
onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındI. "
Yani, yanaşmayıp reddetti. Bazıları şöyle demişlerdir: Kadınlar onun
görünüşünün güzelliğini görünce onlara görünmeyen güzelliğini açık-
ladı ki o bu güzellikle
birlikte sahip olduğu iffet ve namusudur. Sonra Yusuf (a.s)'ı tehdit ederek
şöyle dedi: "Andolsun, eğer o kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka
zinaana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!" O anda Yusuf (a.s)
onların şerlerinden ve tuzaklarından Allah'a sığınarak şöyle dedi:
"Rabbim! Bana zindan, bunların benden istediklerinden" yani zinadan
"daha iyidir! Eğer onların hilelerini benden çevirmezsen, onlara meyleder
ve cahillerden olurum!" Yani, beni nefsime bırakırsan benim ona karşı
koyacak bir gücüm yoktur. Verdiğin güç ve kuvvet olmaksızın ona hiçbir zarar
veya fayda veremem.
"Rabbi onun duasını
kabul etti ve onların hilesini uzaklaştırdı. Çünkü O çok iyi işiten, pek iyi
bilendir." Allah (c.c.) Yusuf (a.s)'ı büyük bir koruma ve himayesiyle
koruyun ca Yusuf (a.s) bundan şiddetle kaçındı ve zindanı tercih etti. Bu,
kemal derecelerinin zirvesidir. Zira gençliği, güzelliği ve mükemmel
nitelikleriyle Yusuf'u Mısır azizinin karısı olan son derece güzel, zengin ve
yüksek statüdeki bir kadın kendisine çağırıyor, o ise Allah'tan korkarak ve
sevabını umarak bundan kaçıp zindanı tercih ediyor.
[3866] Bu sebeple Buhari
ve Müslim'de geçen bir hadiste Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurur: "Şu yedi kişiyi Allah Teala, kendi gölgesinden başka bir gölgenin
olmadığı günde gölgelendirecektir. Adil yönetici, Rabb'ine ibadet üzere yetişen
genç, camiden çıktıktan sonra dönünceye kadar kalbi camilere bağlı kalan adam,
Allah için birbirlerini seven ve bir araya geldiklerinde Allah için bir araya
gelip ayrıldıklarında Allah için ayrılan iki adam, sadaka veren ve bunu
yaparken sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizleyen adam, yalnız
başına iken Allah'ı anıp gözleri dolan kimse, güzel ve makam sahibi bir kadının
kendisini zinaya davet edip 'Ben Allah'tan korkarım' diye cevap veren adam.
"
35. Sonunda (aziz ve arkadaşları)
kesin delilleri görmelerine rağmen (halkın dedikodusunu kesmek için yine de)
onu bir zamana kadar mutlaka zindana atmaları kendilerine uygun göründü.
Tefsiri:
Sonra onlarda Yusuf (a.s)'ı
belli bir süreye kadar hapiste tutmanın faydalı olacağı kanısı oluştu. Bu, onun
suçsuzluğunu bildikten, onun iffet ve temizIlğinde doğru olduğuna dair deliller
ortaya çıktıktan sonraydı. Allahu a'lem sanki haberin yayılması üzerine Yusuf
(a.s)'ı zindana, kadından murat almak istediğinden dolayı zindana attıkları
kanısı uyandırması için attılar. O yüzden daha sonra kral yanına çağırdığında
Yusuf (a.s) kendisine isnad edilen ihanet suçlamasından beri olduğu ortaya
çıkıncaya kadar zindandan çıkmadı. Suçsuz olduğu kesinleşince namusu temiz ve
alnı ak olarak çıktı. -Allah'ın salatları ve selamları üzerine olsun.- Süddi
şöyle der: Yusuf (a.s)'ı zindana, hem kadının yaptıklarının haberi insanlar
arasında yayılmasın, hem de Yusuf (a.s) beraat ederek kadın rüsvay olmasın diye
attılar.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |