|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Yusuf Suresi 43 – 53.ayetler |
Mısır Kralının Rüyası
ve Yusuf (a.s)'ın Tabir Etmesi:
43. Kral dedi ki: Ben
(rüyada) yedi arık ineğin yediği yedi semiz inek gördüm. Ayrıca, yedi yeşil başak
ve diğerlerini de kuru gördüm. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız,
benim rüyamı da bana yorumlayınız.
44. (Yorumcular)
dediler ki: Bunlar karmakarışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu
bilenlerden değiliz.
45. (Zindandaki) iki
kişiden kurtulmuş olan, uzun bir zaman sonra (Yusuf'u) hatırlayarak dedi ki:
Ben size onun yorumunu haber veririm, beni hemen (zindana) götürün.
46. (Yusuf'un yanına
gelerek) Dedi ki: Ey Yusuf, ey doğru sözlü kişi! (Rüyada görülen) yedi arık
ineğin yediği yedi semiz inek ile yedi yeşil başak ve diğerleri de kuru olan
(başaklar) hakkında bize yorum yap. Ümit ederim ki insanlara (isabetli
yorumunla) dönerim de belki onlar da doğruyu öğrenirler.
47. Yusuf dedi ki:
Yedi sene adetiniz üzere ekin ekersiniz. Sonra da yiyeceklerinizden az bir
miktar hariç, biçtiklerinizi başağında (stok edip) bırakınız.
48. Sonra bunun
ardından, saklayacaklarınızdan az bir miktar (tohumluk) hariç, o yıllar için
biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek yedi kıtlık yılı gelecektir.
49. Sonra bunun
ardından da bir yıl gelecek ki insanlar onda bol bol yağmura kavuşturulacak ve
onda sıkıp sağacaklar.
Tefsiri:
Mısır kralının gördüğü
bu rüyayı Allah (c.c.) Yusuf (a.s)'ın zindandan izzet ve ikram görerek
çıkmasına sebep olarak takdir buyurdu. Çünkü kral bu rüyayı gördü ve korkuya
kapıldı. Rüya ve tabiri hakkında şaşkınlığa düştü ve merak etti. Kahinleri,
müneccimleri, devletin ileri gelenlerini ve emirlerini toplayarak onlara
gördüğü rüyayı anlattı ve tabirinin ne olduğunu sordu. Onlar ise bilemediler ve
bunların "karmakarışık düşler" olduğunu söyleyerek özürlerini beyan
ettiler. Bu uykunda rüya şeklinde yansıyan sendeki bir karmaşıklık halidir.
"Biz böyle düşlerin yorumunu bilenlerden değiliz. " Ama tabiri olan
sahih bir rüya olsaydı bilirdik. O vakit, zindanda Yusuf (a.s) ile birlikte
olan iki gençten Yusuf (a.s)'ın krala kendisinden bahsetmesini tavsiye ettiği
ve şeytanın söylemesini unutturduğu genç Yusuf (a.s)'ı hatırladı.
"....." ifadesi "bir müddet sonra" manasına gelir. Bazıları
bunu "....." okumuşlardır ki onun manası da "unuttuktan
sonra" dır. Bu genç krala ve orada bulunanlara şöyle dedi: "Ben size
onun" yani bu rüyanın "yorumunu haber veririm, beni hemen"
zindana, Yusuf (a.s)'ın yanına "gönderin." Sanki bundan sonra şu
cümle vardır: "Bunun üzerine onu gönderdiler. Yusuf (a.s)'ın yanına gitti
ve şöyle dedi:" "Ey Yusuf, ey doğru sözlü kişi! ... " Genç,
Yusuf (a.s)'a kralın gördüğü rüyayı anlattı. O da tavsiye ettiği şeyi
unuttuğundan dolayı ona sert davranmadan ve karşılığında zindandan çıkarılmayı
şart koşmadan rüyanın tabirini söyledi.
"Yedi sene adetiniz
üzere ekin ekersiniz. " Yani, yedi yıl boyunca durmaksızın yağmur yağar ve
bolluk olur. Yusuf (a.s) semiz ineği yıl ile tabir etmiştir. Çünkü meyve ve
tahılın elde edildiği toprak onunla sürülür. Rüyadaki yedi başağı da meyve ve
tahıl ile açıklamıştır. Sonra onlara o yıllarda ne yapacaklarına dair
tavsiyelerde bulunarak şöyle demiştir: "Sonra da yiyeceklerin izden az bir
miktar hariç, biçtiklerinizi başağında (stok edip) bırakınız." Yani, bu
yedi bolluk yıllarında elde ettiğiniz her mahsulü başağında bırakın ki daha
uzun süre kalabilsin ve bozulma ihtimalinden daha uzak olsun. Ondan sadece
yiyeceğiniz kadar alın ve o da azar azar olsun. Yedi yıllık darlık zamanında
faydalanabilmeniz için israf etmeyin. O yıllar bu peş peşe devam eden yedi
bolluk yılını izleyen yedi çoraklık ve kıtlık yılıdır. Bu da rüyadaki semiz
inekleri yiyen cılız ineklerdir. Çünkü kıtlık yıllarında bolluk yıllarında
biriktirdiklerini yiyecekler ki kuru başaklar da bunlardır. Yusuf (a.s) onlara
bu yıllarda hiçbir şey bitmeyeceğini, ektikleri hiçbir şeyden mahsul
alamayacaklarını haber
vererek şöyle diyor:
Saklayacaklarınızdan az bir miktar (tohumluk) hariç, o yıllar için
biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek. " Ardından, uzun süre devam eden
kıtlıktan sonra ğays'ın yani yağmurun gönderildiği, ülkede mahsulün alındığı ve
insanların adetlerinde sıktıkları zeytinyağı ve benzeri şeylerle şeker ve
benzeri şeyleri sıkacakları bir yıl ile müjdeliyor: "Sonra bunun arkasından
bir yıl gelecektir ki insanlar onda bol bol yağmura kavuşturulacak ve onda
sıkıp sağacaklar. " Hatta bazıları süt sağmanın da buna girdiğini
söylemişlerdir. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder:
"Onda sıkacaklar" Yani, süt sağacaklar.
50. (Adam bu yorumu
getirince) kral dedi ki: "Onu bana getirin!" Elçi, Yusufa geldiği
zaman, (Yusuf) dedi ki: Efendine dön de ona:
"Ellerini kesen o
kadınların zoru neydi?" diye sor. Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini
çok iyi bilir.
51. (Kral kadınlara)
Dedi ki: Yusuf'un nefsinden murat almak istediğiniz zaman durumunuz neydi?
Kadınlar, Hoşo! Allah için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik, dediler. Azizin
karısı da dedi ki: "Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsinden murat
almak istemiştim. Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir. "
52. ('rtısuf dedi ki):
Bu, azizin yokluğunda ona hainlik etmediğimi
ve Allah'ın hainlerin
hilesini başarıya ulaştırmayacağını (herkesin) bilmesi içindir.
53. (Bununla beraber)
nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder; Rabbim
acıyıp korumuş başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan ve esirgeyendir.
Tefsiri:
Yüce Allah'ın burada
haber verdiğine göre genç kralın yanına rüyasının beğendiği ve hoşuna giden bir
tabiriyle dönünce Yusuf (a.s)'ın üstünlüğünü, ilmini, rüyası hakkında
bilgisini, ülkesindeki halkına karşı güzel muamelesini öğrenmiş oldu ve şöyle
dedi: "Onu bana getirin!" Yani, onu zindandan çıkarıp bana getirin.
Elçi Yusuf (a.s)'ın yanına bu talimatla gelince, Yusuf (a.s) kral ve halkı kendisinin
suçsuz ve azizin karısının nispet ettiği şeylerden namusunun temiz olduğunu,
zindanda haklı bir gerekçe olmaksızın tamamen zulüm le ve kasıtlık olarak
tutulduğunu kesin bilmeleri için çıkmayı kabul etmedi ve şöyle dedi:
"Efendine dön de ona: Ellerini kesen o kadınların zoru neydi? diye sor.
Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir." Sünnet-i
Nebeviyye'de Yusuf (a.s)'ı bundan dolayı öven, fazilet ve şerefine, yüksek
derecesi ve sabrına dikkat çeken hadisler varit olmuştur. -Allah'ın salatları
ve selamları üzerine olsun.-
[3870] Müsned-i Ahmed
ile Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet edilen bir
hadiste Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Biz
şüphe (etme ihtimali)ne İbrahim (a.s)'dan daha yakınız. Hani o demişti ki:
"Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rabbi ona:
Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain
olması için (görmek istedim), dedi." (Bakara, 260) Bir de Allah Lut'a
(a.s) rahmetini ihsan eylesin. O gerçekten de pek güçlü bir yere sığınıyordu.
Ben Yusuf'un kaldığı kadar uzun bir süre hapiste kalmış olsaydım, çağıranın
(kralın) çağrısını kabul ederdim. "
[3871] Yine İmam Ahmed
b. Hanbel Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "(Yusuf) dedi ki: Efendine dön de ona: Ellerini kesen o
kadınların"zoru neydi? diye sor. Şüphesiz benim
Rabbim onların hilesini
çok iyi bilir." buyruğu hakkında şöyle buyurdu: "Ben olsaydım
davetini hemen kabul eder ve özür talebinde bulunmazdım. "
[3871] Abdurrezzak,
İkrime'den şöyle nakleder; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Allah Yusuf'u bağışlar; çünkü ona zayıf ve semiz inekler
sorulduğunda, sabır ve keremine hayret ediyorum. Onun yerinde ben olsaydım beni
zindandan çıkarmalarını şart koşmadan isteklerini kabul etmezdim. Allah onu
bağışlar; çünkü ona elçi geldiğinde ben onun yerinde olsaydım hemen kapıya
koşardım. Ama o kendisinden dilenmiş özür olmasını istedi. " Bu mürsel bir
rivayettir.
"(Kral kadınlara)
dedi ki: Yusufun nefsinden murat almak istediğiniz zaman durumunuz neydi?"
Bu ayet kralın azizin karısının yanında ellerini kesen kadınları huzurunda
toplamasını anlatıyor. Kral aslında azizin yani vezirin karısını kastederek
kadınların hepsine şöyle seslendi: "Ziyafet gününde "Yusuf un
nefsinden murat almak istediğiniz zaman durumunuz neydi?" yani, haberiniz
ve haliniz neydi? (meselenin gerçeği nedir?)" "Kadınlar, Haşa! Allah
için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik, dediler." Yani, kadınlar krala
cevaben "Haşa! Allah için, Yusuf'un suçlanacak hiçbir şeyi yoktu. Vallahi
biz onun hakkında hiçbir kötülük bilmiyoruz." dediler. O vakit Azizin
karısı da dedi ki: "Şimdi gerçek ortaya çıktı." İbn Abbas (r.a.), Mücahid
ve bir çok ilim erbabı buradaki ..... " ifadesini "gerçek belli oldu,
ortaya çıktı, göründü" diye tefsir etmişlerdir. "Ben onun nefsinden
murat almak istemiştim. Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir." Yani,
Yusuf (kapıda kocasıyla karşılaştıklarında): ''Asıl kendisi benim nefsimden
murat almak istedi." (Yusuf, 26) derken doğru söylemiştir.
"Bu, azizin
yokluğunda ona hainlik etmediğimi ve Allah'ın hainlerin hilesini başarıya
ulaştırmayacağını (herkesin) bilmesi içindir. " Yani, bunu aleyhime
olmasına rağmen itiraf etmemin sebebi kocamın, benim ona gerçekte ihanet
etmediğimi ve büyük yasağın gerçekleşmediğini bilmesi içindir. Sadece, bu
gençten bir kez murad istedim, o da kabul etmedi. Bu yüzden benim
o fiili yapmamış
olduğumu bilmesi için itiraf ediyorum.
"(Bununla beraber)
nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder"
Kadın diyor ki: ben kendimi hatasız biri saymıyorum. Çünkü nefis kötülükleri
arzu eder. Ondan murad almak istemem de bundandı; çünkü nefis kötülüğü çok
emredicidir. "Rabbim merhamet etmiş başka." Yani, Allah'ın koruyup
muhafaza ettiği başka. "Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek
esirgeyendir." Bu tefsir hem kıssanın bağlamı bakımından hem de sözlerin
ifade ettikleri mimalar açısından en meşhur ve en uygun bir tefsirdir. Bunu
Maverdi tefsirinde nakletmiş, İmam ve Allame Ebu Abbas İbn Teymiyye (rh.a.)
bunu desteklemek üzere müstakil bir kitap kaleme almıştır.
"Bu onun yokluğunda
ona hainlik etmediğimi ve Allah'ın hainlerin hilesini başarıya ulaştırmayacağını
(herkesin) bilmesi içindir." cümlesinden itibaren iki ayetteki ifadelerin
Yusuf (a.s)'ın sözü olduğu da söylenmiştir. Buna göre mana şöyledir:
"Bu" Elçiyi geri çevirmem, kralın benim suçsuz olduğumu bilmesi ve
"onun" yani azizin, "yokluğunda" karısı hakkında "ona
hainlik etmediğimi ve Allah'ın hainlerin hilesini başarıya ulaştırmayacağını
(herkesin) bilmesi içindir. " Taberi ve İbn Ebi Hatim sadece bunu
zikretmişler, başka bir görüşe değinmemişlerdir. Taberi, İkrime'den İbn
Abbas'ın şöyle dediğini nakleder: Kral kadınları topladığında "Siz
Yusuf'tan murad almak istediniz mi?" dedi. "Kadınlar, Haşa! Allah
için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik, dediler. Azizin karısı da dedi ki:
"Şimdi gerçek ortaya Çıktı. Ben onun nefsinden murat almak istemiştim.
Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir." Yusuf dedi ki: "Bu, azizin
yokluğunda ona hainlik etmediğimi ve Allah’ın hainlerin hilesini başarıya
ulaştırmayacağını (herkesin) bilmesi içindir." O sıra Cebrail (a.s) Yusuf
(a.s)'a "Düşündüğünü düşündüğün gün de mi?" deyince Yusuf (a.s) şöyle
dedi: "Nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı derecede kötülüğü
emreder; Rabbim acıyıp korumuş başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek
esirgeyendir." Mücahid, Said b. Cübeyr, İkrime, İbn Ebi Hüzeyl, Dahhak, Hasan-ı
Basri, Katade ve Süddi de böyle demişlerdir. Ancak birinci görüş daha kuvvetli
ve daha açıktır. Çünkü sözün akışının tamamı azizin karısının kral huzurunda
söylediklerindendir. Yusuf (a.s) orada değildi, bilakis kral onu sonra
getirtmişti.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |