İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Yusuf Suresi

58 – 66.ayetler

 

Kardeşlerinin ilk Gelişi:

 

58. Yusuf'un kardeşleri gelip onun huzuruna girdiler, (Yusuf) onları tanıdı, onlar onu tanımıyorlardı.

59. (Yusuf) onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim.

60. Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek bir ölçek (erzak) yoktur, bana hiç yaklaşmayın!

61. Dediler ki: "onu babasından istemeye çalışacağız, kuşkusuz bunu yapacağız. "

62. (Yusuf) Emrindeki gençlere dedi ki: "Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri gelirler. "

 

Tefsiri:

 

Süddi, Muhammed b. İshak ve başka müfessirlerin zikrettiklerine göre Yusuf (a.s)'ın kardeşlerinin Mısır'a gitmelerinin sebebi şuydu: Yusuf (a.s) Mısır'da bakanlık makamına oturduktan sonra yedi bolluk yılı geçmiş, ardından kuraklık yılları gelmiş ve kuraklık Mısır'ın tamamını kaplayıp Yakup (a.s) ile oğullarının bulundukları Kenan beldelerine kadar varmıştı. O vakit Yusuf (a.s) insanların mahsüllerinde ihtiyatlı davranmış, en güzel şekilde toplamıştı. Böylece bundan büyük miktarda mal ve çok sayıda dev depolar meydana gelmişti. Bu kez yanına muhtelif ülkelerden ve beldelerden insanlar gelmeye başlamıştı. İnsanlar kendilerine ve ailelerine mal almak için geliyorlardı. Yusuf (a.s) her bir kişiye yılda bir deve yükünden fazla yiyecek vermiyordu. Ellerindeki insanlara yetsin diye Yusuf (a.s) karnını doyurmuyor, o ve kral ile askerler her gün sadece gün ortasında bir öğün yiyorlardı. O Allah'ın (c.c.) Mısır'lılara bir rahmetiydi. Bazı müfessirlerin söyledikleri "insanlara ilk yıl parayla, ikinci yıl mal karşılığında, üçüncü yıl şunun ve dördüncü yıl şunun mukabilinde, sahip oldukları her şeyi aldıktan sonra da kendileri ve çocukları karşılığında sattığı, sonra onları azad edip mallarını iade ettiği"ne dair rivayetlerin doğruluğunu Allah bilir. Bunlar doğrulanamaz ve yalanlanamaz İsrailiyat rivayetlerdendir.

 

Burada anlatılmakta olan olay şudur. Yiyecek için gelenler arasında babalarının emriyle gelen Yusuf (a.s)'ın kardeşleri de vardı. Bunlar Mısır azizinin insanlara para karşılığında yiyecek verdiğini duymuşlardı. Yanlarına onunla yiyecek alacakları bir miktar para alıp on kişi olarak binitleriyle yola çıktılar. Yakup (a.s) Yusuf (a.s)'ın öz kardeşi Bünyamin'i yanında tuttu. O Yusuf (a.s)'dan sonra en çok sevdiği evladıydı. Azamet ve heybetiyle oturan Yusuf (a.s)'ın huzuruna çıktıklarında Yusuf (a.s) onları görünce tanıdı "Onlar onu tanımıyorlardı" Çünkü ondan yeni yetişmekte olan küçük çocukken ayrılmışlardı. Kervana satarken nereye götüreceklerini öğrenmemişlerdi. Onun böyle bir noktaya gelebileceğini tahmin de etmiyorlardı. Bu sebeplerden dolayı onu tanıyamadılar. Yusuf (a.s) ise onları tanıdı. Süddi ve başkalarının anlattıklarına göre Yusuf (a.s) onlarla konuşmaya başladı. Onları tanımıyormuşçasına "Sizi ülkeme getiren sebep nedir?" dedi. "Eyaziz! Biz yiyecek için geldik." dediler. "Siz sanki cas'uslarsınız" dedi. "Haşa, nasılolur?" dediler. "Hangi ülkedensiniz?" dedi. "Kenan beldesindeniz. Babamız da Allah'ın peygamberi Yakup'tur" dediler. "Onun sizden başka evlatları var mıdır?" dedi. "Evet. Biz on iki kardeşlik. En küçüğümüz çölde ölüp gitti. Babasına hepimizden daha sevimliydi. Geride öz kardeşi kaldı ve babamız da teselli bulmak için onu yanında alıkoydu." dedi. Yusuf (a.s) onların misafir edilmelerini ve ikramda bulunulmalarını emretti.

 

"(Yusuf) onların yüklerini hazırlayınca" Yani, yiyeceklerini eksiksiz verip yüklerini hazır hale getirince onlara "Söyledikleriniz hususunda doğru olduğunuzu bilmem için bana bahsettiğiniz o kardeşinizi getirin" dedi. Onları geri gelmeye teşvik ederek: "Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim." dedi. Sonra tehdit ederek şöyle dedi:

"Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek bir ölçek (erzak) yoktur" Yani, bir daha gelmeyin. Çünkü bende size verecek bir yiyecek yoktur. "Bana hiç yaklaşmayın!"

 

"Dediler ki: Onu babasından istemeye çalışacağız, kuşkusuz bunu yapacağız. " Yani, doğru olduğumuzu bilmen için onu getirmede mümkün olan her vesileye başvurarak ve hiçbir gayretimizi esirgemeyerek onu buraya getirmek için çok çabalayacağız. Süddi, kardeşlerini getirmeleri için Yusuf (a.s)'ın onlardan rehinler aldığını söylemiştir. Fakat bu pek isabetli değildir. Çünkü Yusuf (a.s) onların geri dönmelerini aşırı arzuladığından dolayı onlara ihsanda bulunmuş ve onlara gelme arzusu oluşacak şekilde davranmıştır. "(Yusuf) emrindeki gençlere dedi ki: "Onlara hissettirmeden "sermayelerini" yani alacakları yiyeceklerin bedeli olarak getirdikleri eşyalarını "yüklerinin" eşyalarının "içine koyun. Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri gelirler." Kimine göre, Yusuf (a.s) ikinci kez yiyecek almak için geldiklerinde getirebilecekleri sermayelerinin olmamasından korktuğu için böyle yapmıştır. Kimine göre babasından ve kardeşlerinden yiyeceklerinin bedelini almayı çirkin bulduğundan böyle yapmıştır. Kimine göre ise onların eşyanın bedelini yüklerinde bulunca (onu teslim etmek üzere) geri dönmelerini sağlamak için yapmıştı. Çünkü böyle yapacaklarını biliyordu. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

 

63. Babalarına döndüklerinde dediler ki: Ey babamız! Erzak bize yasaklandı. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle beraber gönder de (onun sayesinde) erzakımızı alalım. Biz onu mutlaka koruyacağız.

64. Yakub dedi ki: Daha önce kardeşiniz (Yusuf) hakkında size ne kadar güvendiysem, bunun hakkında da size ancak o kadar güvenirim! (Ben onu sadece Allah'a emanet ediyorum). Ama Allah, koruyucuların en hayırlısıdır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah Yusuf (a.s)'ın kardeşlerinin babalarının yanına döndüklerinde aralarında geçen konuşmayı aktarıyor: "Dediler ki: Ey babamız! Erzak bize yasaklandı." Yani, eğer bizimle birlikte Bünyamin'i göndermezsen bundan sonra bize erzak verilmeyecek. Onun için "Kardeşimizi bizimle beraber gönder de erzakımızı alalım." Bazıları "....." (erzakımızı alalım) yerine "....." (Bünyamin erzakını alsın) şeklinde okumuşlardır. "Biz onu mutlaka koruyacağız. " Yani, onun hakkında korkma; sana geri gelecek. Onlar babalarına Yusuf (a.s) hakkında da şöyle demişlerdi: "Yarın onu bizimle beraber (kıra) gönder de bol bol yesin (içsin), oynasın. Biz onu mutlaka koruruz." (Yusuf, 12) Bu yüzden babaları bu defa şöyle dedi: "Daha önce kardeşiniz (Yusuf) hakkında size ne kadar güvendiysem, bunun hakkında da size ancak o kadar güvenirim!" Yani, buna da daha önce kardeşine yaptığınız gibi mi yapacaksınız? Elimden alıp götürecek ve onunla arama girip birbirimizden ayıracak mısınız? ''Ama Allah, koruyucu olarak" Bazıları "...." (koruyucu olarak) değil "...." (koruma bakımından) okumuşlardır. "en hayırlıdır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir." Yani, O (c.c.) bana merhametlilerin en merhametlisidir. Yaşlılığıma, güçsüzlüğüme ve evlat acısına yanmama acıyacaktır. Allah'tan onu bana geri getirmesini, şu perişanlığımı giderip halimi düzeltmesini umarım. Şüphesiz o merhametlilerin en merhametlisidir.

 

 

 

65. Eşyalarını açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. Dediler ki: "Ey babamız! Daha ne istiyoruz. İşte sermayemiz de bize geri verilmiş. (Onunla yine) ailemize yiyecek getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü de fazla alırız. Çünkü bu (seferki aldığımız) az bir miktardır."

66. (Yakub) Dedi ki: "Kuşatılmanız (ve çaresiz kalma durumunuz) hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz vermedikçe onu sizinle beraber göndermem!" Ona (istediği şekilde) teminatlarını verdiklerinde dedi ki: Söylediklerimize Allah şahittir.

 

Tefsiri:

 

Allah (c.c.) buyuruyor ki: Yusuf (a.s)'ın kardeşleri eşyalarını açtıklarında yiyeceklerin bedeli olarak götürdükleri malların kendilerine geri iade edilmiş olduğunu gördüler ki bu Yusuf (a.s)'ın uşaklarına onların yüklerine koymalarını emrettiği mal idi. "Dediler ki: "Ey babamız! Daha ne istiyoruz. İşte sermayemiz de bize geri verilmiş." Yani -Katade'nin dediği gibi- Bundan öte daha ne isteyelim? Hem yiyeceklerin bedeli olarak verdiğimiz şeyler iade edilmiş, hem de yiyecek eksiksiz miktarda verilmiş. "ailemize yiyecek getiririz" Yani, kardeşimizi bizimle gönderirsen ailelerimize yiyecek getiririz. "kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü de fazla alırız." Çünkü Yusuf (a.s) her bir kişiye bir deve yükü veriyordu. Mücahid bunu "bir merkep yükü" diye tefsir etmiş ve "Nitekim bazılehçelerde merkebe "...." denilir." demiştir. Mücahid böyle diyor. "Çünkü bu az bir miktardır. " Bu cümle, sözün tamamlanması ve güzelleştirilmesi kabilindendir. Yani, getirmiş oldukları yiyecek kardeşlerinin buna denk miktarda alacağı yiyeceğe kıyasla azdır.

 

"(Yakub) dedi ki: Kuşatılmanız hariç" Yani, hepiniz mağlup olup onu kurtarmaya gücünüzün yetmemesi hariç "onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz vermedikçe" yemin ederek sözler ve ahitler vermedikçe 'bnu sizinle beraber göndermem!" Ona (istediği şekilde) teminatlarını verdiklerinde", verdikleri bu söz ve ahitleri onlara tekit ettirerek "dedi ki: Söylediklerimize Allah şahittir" İbn İshak der ki: Yakup (a.s) bunu yaptı; çünkü zorunlu ihtiyaçları olan erzak için onları göndermek zorundaydı. Dolayısıyla Bünyamin'i onlarla gönderdi.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

67 – 86. ayetler