|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
İbrahim Suresi 1 – 4.ayetler |
Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in Gönderiliş Sebebi:
Rahman ve Rahim
Allah'ın adıyla;
1. Elif, Lam, Ra. Bu
bir Kitap'tır ki insanları Rabblerinin izniyle karanlıklardan nura, o Aziz ve
Hamid olanın yoluna çıkarman için sana indirdik.
2. O Allah ki göklerde
ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı kafirlerin vay
haline!
3. Onlar ki dünya
hayatını ahirete tercih eden, Allah yolundan alıkoyan ve onun eğriliğini
isteyenlerdir. İşte onlar uzak bir sapıklık içindedirler.
Tefsiri:
"Elif, Lam,
Ra." Surelerin başındaki huruf-i mukattaa hakkında daha önce bilgi
verilmişti.
"Bu bir Kitap'tır
ki ... onu sana indirdik. " Yani: Ey Muhammed! Bu sana indirdiğimiz
kitaptır. Allah'ın yeryüzündeki en değerli ve üstün peygamberine arabı ve
acemiyle bütün yeryüzündekiler için gökten indirdiği, kitapların en değerlisi
olan büyük Kuf'an'dır.
"Rabblerinin
izniyle insanları karanlıklardan nura ... çıkarman için" Yani:
Ey Muhammed! Biz seni bu
kitapla ancak, insanları içinde bulundukları sapıklık ve azgınlıktan hidayete
ve kamilliğe iletmen için gönderdik. Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette
"Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.
İnkar edenlere gelince, onların dostları da tağuttur, onları aydınlıktan alıp
karanlığa götürürler." (Bakara, 257) buyurmuştur. Bir ayette de:
"Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren
O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir."
(Hadid, 9) buyurmuştur.
"İnsanları"
yani, kendilerine hidayet takdir edilmiş olanları "Rabblerinin
izniyle" yani kendi emriyle gönderdiği peygamberler vasıtasıyla
"karanlıklardan nura, O Azizin" yani, karşı konulamayan ve
yenilmeyen, bilakis kendinden başka her şey üzerinde kahr ve galibiyeti altında
olanın "ve Hamid'in" yani tüm fiil ve sözlerinde, koyduğu şeriat
kurallarında, emir ve nehyinde övülen ve verdiği haberlerde doğru olanın
"yoluna çıkarman için sana indirdik. "
"O Allah ki
göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur ... " ifadesindeki Allah lafzını
bazıları merfu (sonu ötreli) okuyarak yeni bir cümle başlangıcı yaparken,
bazıları mecrur (sonu esreli) okuyarak daha önce geçen Allah'ın (Aziz ve Hamid)
isimlerinin sıfatı yapmışlardır. Allah (c.c.) başka bir ayette de
"Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çıkar; kötü olandan ise
faydasız bitkiden başka birşey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir kavim için
ayetleri böyle açıklıyoruz. " (A'raf, 58) buyurur.
"Şiddetli azaptan
dolayı kafirlerin vay haline!" Ey Muhammed! Sana karşı geldiklerinden
dolayı kıyamet gününde onların vay haline! Yüce Allah daha sonra onları dünya
hayatını ahiretten önde tutmak ve ona tercih etmek, ahireti unutup ve arkasına
atıp dünya için çalışmakla niteliyor. "Allah yolundan alıkoyanlar"
yani peygamberlerin izinden gitmekten alıkoyanlar. "ve onun eğriliğini
isteyenler" yani, Allah'ın yolunun eğri büğrü olmasını isteyenler. Oysa o
haddi zatında doğrudur. Ona karşı gelen de alt etmeye çalışan da ona bir zarar
veremez. Onlar bunları istemelerinde cehalette, hakikaten uzak bir sapıklık
içindedirler. Hal böyle iken onlar hakkında hiçbir düzelme umulamaz.
4. Onlara iyice açıklasın
diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah
dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, güç ve hikmet
sahibidir.
Tefsiri:
Allah'ın kullarına
istediklerini ve onunla gönderildikleri mesajı anlamaları için kendilerinden
peygamberler gönderme si Allah'ın onlara lütuflarındandır.
[3980] Nitekim İmam
Ahmed b. Hanbel, Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu "Allah (c.c.) her peygamberi
ancak kavminin diliyle gönderdi. "
''Artık Allah dilediğini
saptırır, dilediğini de doğru yola iletir." Yani, açıkladıktan ve
karşılarına hücceti koyduktan sonra Allah (c.c.) dilediğini doğru yoldan
saptırır ve dilediğini hakikate eriştirir. "o, güçlüdür" neyi dilerse
olur neyi dilemezse olmaz. "ve hikmet sahibidir." Yaptıklarında
hikmet sahibidir ve saptırılmayı hak edeni saptırıp hidayeti hak edeni doğru
yola eriştirir. Bu Allah'ın kullarındaki sünneti olagelmiştir. Hangi ümmete bir
peygamber gönderdiyse onu mutlaka kendi dillerini konuşan biri yapmıştır.
Dolayısıyla mesajını başka milletlere değil sadece kendi milletine tebliğ
etmeyi diğer peygamberlerin, tüm insanlara tebliği ise Abdullah oğlu Muhammed
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in özelliği kılmıştır.
[3981] Nitekim Buhari ve
Müslim'in Sahih'lerinde Cabir (r.a.)'tan rivayet ettikleri bir hadiste Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Bana, benden önce
peygamberlerden hiçbirine verilmeyen beş şey verildi. Bir aylık mesafeden (düşmanların
kalplerine gönderilen) korkuyla yardım olundum. Yeryüzü bana namazgah ve
temizleyici kılındı. Ganimet benden önce hiç kimseye helal kılınmazken bana
helal kılındı. Bana şefaat yetkisi verildi. Her peygamber sadece kendi kavmine
gönderilirdi, ben ise bütün insanlara gönderildim. " Bu hadisin bir çok
tarikten gelen şahitleri vardır. Allah da "De ki: Ey insanlar! Gerçekten
ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. "
(A'raf, 158) buyurur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |