|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
İbrahim Suresi 5 – 8.ayetler |
Musa (a.s)'ın Kavmini Aydınlığa Çıkarmak için Gönderilmesi:
5. Andolsun
ki Musa'yı da, "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın
günlerini hatırlat" diye mucizelerimizle gönderdik. Şüphesiz ki bunda çok
sabırlı, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Tefsiri:
Yüce Allah buyuruyor ki:
Ey Muhammed! Seni peygamber gönderdiğimiz, bütün insanları karanlıklardan
aydınlığa çıkarman ve onları buna çağırman için bu kitabı indirdiğimiz gibi,
Musa (a.s)'ı da "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın
günlerini hatırlat diye mucizelerimizle gönderdik" Mücahid:
(Bilinen) dokuz mucizeyle, demiştir. Yani onlara "Kavmini karanlıklardan
aydınlığa çıkar" diye emrettik. "Onları hayra çağır ki içinde
bulundukları cehalet ve sapıklığın karanlıklarından çıkıp hidayetin aydınlığına
ve imanın rehberliğine ulaşsınlar." "Allah'ın günlerini
hatırlat" Yani, Allah'ın Firavunun esaretinden, zulüm ve baskısından çıkarmasını,
onları düşmanlarından kurtarmasını, onlara denizi yarmasını, onları bulutla
gölgelendirmesini, onlara kudret helvası ile bıldırcın indirmesini ve daha
birçok nimetini hatırlat. Mücahid, Katade ve daha bir çok kimse böyle
demiştir.
[3982] Bu konud' İmam Ahmed b. Hanbel'in oğlu Abdullah'ın babasının Müsned'inde
Übeyy b. Ka'b (r.a.)'tan
rivayet ettiği bir de hadis varid olmuştur. Übeyy b. Ka'b (r.a.) "Onlara
Allah'ın günlerini hatırlat" buyruğu hakkında Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
"Allah'ın nimetlerini hatırlat demektir." dediğini rivayet etmiştir.
Bunu İmam Taberi ve İbn Ebi Hatim de rivayet etmişlerdir. Bunu Ahmed
b. Hanbel'in oğlu Abdullah Übeyy
b. Ka'b (r.a.)'ın sözü
olarak da rivayet etmiştir ki bu doğruya daha yakındır.
"Şüphesiz ki bunda
çok sabırlı, çok şükreden herkes için ibretler vardır." Nitekim sahih bir
hadiste Allah HasLılü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Mü'minin işi gerçekten hayret vericidir. Allah (c.c.) ona
her ne takdir etse onun için hayırlı olur. Ona bir darlık gelirse sabreder ve
onun için hayırlı olur. Bir genişlik gelirse şükreder ve bu da onun için
hayırlı olur. "
6. Hani Musa kavmine
demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Çünkü o, sizi işkencenin
en kötüsüne sürmekte ve oğullarınızı kesip kadınlarınızı bırakmakta olan
Firavun ailesinden kurtardı. İşte bu size anlatılanlarda, Rabbinizden büyük bir
imtihan vardır."
7. Hatırlayın ki
Rabbiniz size, "Eğer şükrederseniz, elbette size artıracağım ve eğer
nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir!" diye
bildirmişti.
8. Musa dedi ki:
"Eğer siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz, bilin ki Allah
gerçekten zengindir, övgüye layıktır. "
Tefsiri:
Allah Teala, Hz. Musa'nın kavmine, Firavun hanedam
onların erkek çocuklarım boğazlayıp kadınlarım sağ bırakırken, Allah'ın onları
Firavun hanedanından, onların uğratmış olduğu azap ve horlanmadan kurtarmasını
hatırlatarak Allah'ın onlara olan nimet ve ihsanlarını hatırlatmasını haber
veriyor. Allah (c.c.) bu haldeyken onları kurtarmıştır. Bu büyük bir nimettir.
Bu yüzden ardından "İşte bunda Rabbinizden büyük bir nimet / imtihan
vardır." buyruluyor. Yani, bunda sizin şükrünü eda etmekten aciz
kalacağınız kabul, büyük bir ihsan ve lütuf vardır. Kimine göre mana şöyledir:
Firavunun kavminin size yapmış olduğu bu fiillerde sizin için büyük bir imtihan
vardır. Kastedilen mana ilki de olabilir, bu da olabilir. Doğrusunu en iyi
Allah bilir. Nitekim Allah (c.c.) bir ayette şöyle buyurur: "Onları (yahudileri) gurup gurup yeryüzüne
dağıttık. Onlardan iyi kimseler vardır, yine onlardan bundan aşağıda olanları
da vardır. (Kötülüklerinden) belki dönerler diye onları iyilik ve kötülüklerle
imtihan ettik." (A'raf, 168)
"Hatırlayın ki
Rabbiniz size ... diye bildirmişti." (....) Yani,
Size bu vaadini duyurmuş ve bildirmişti. Mana şöyle de olabilir: Hatırlayın ki
Rabbiniz size yemin etmiş, izzeti, celali ve büyüklüğü üzerine and içmişti. Şu ayette olduğu gibi: "Rabbin, elbette
kıyamet gününe kadar onlara en kötü eziyeti yapacak kimseler göndereceğini ilan
etti." (A'raf, 167)
"Eğer
şükrederseniz, elbette size artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç
şüphesiz azabım çok şiddetlidir!" diye bildirmişti." "Eğer
şükrederseniz, elbette size artıracağım" Yani, eğer size verdiğim
nimetlerime şükrederseniz mutlaka size nimetimi artıracağım. "Eğer
nankörlük ederseniz" yani, nimetlerime nankörlük eder, onları örter ve
inkar ederseniz "hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir!" Allah (c.c.)
onu nimetleri ellerinden almak ve küfürlerinin cezasını vermek suretiyle yapar.
[3984] Nitekim bir
hadiste şöyle buyurulmuştur: "Şüphesiz kul
işlediği günahtan dolayı (kendisine takdir edilmiş) rızktan mahrum edilir.
"
Müsned'de geçtiğine göre; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
yanından bir dilenci geçti. Allah Rasulü ona bir
hurma verdi. Fakat o beğenmedi ve kabul etmedi. Sonra başka bir dilenci geçti.
Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ona verince kabul etti. Bunun
üzerine Allah Rasulü ona kırk dirhem verdi. Veya buna
benzer bir ifade ile rivayet edilmiştir.
[3985] İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik
(r.a.)'tan şöyle nakleder: Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)’e bir dilenci geldi ve Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona
bir hurma verdi. Fakat onu beğenmeyerek almadı. Başka biri geldi ve Allah Rasulü ona da bir hurma verilmesini emretti. Adam "Subhanallah. Rasulullah'tan bir
hurma!" dedi. Bunun üzerine Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
cariyeye "Ümmü Seleme'ye
git ve ondaki kırk dirhemi buna ver" dedi. Bunu sadece İmam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.
Ravılerden Umara b. Zazan
için İbn Hibban, Ahmed b. Hanbel ve Yakup b. Süfyan sika olduğunu söylemişlerdir. Ebu
Zerr: Fena değildir, Ebu
Hatim: Hadisi yazılır da delil gösterilmez; kuvvetli değildir, Buhari: Bazen hadislerinde çelişkiler olur, demiştir. İmam Ahmed b. Hanbelonun hakkında
ayrıca: Ondan münker hadisler rivayet edilmiştir,
demiştir. Ebu Davud:
Kuvvetli değildir,
demiş, Darekutni zayıf bulmuş, İbn
Main de: Fena değildir, hadisleri yazılabilir,
demiştir.
"Musa dedi ki:
"Eğer siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz bilin ki Allah
gerçekten zengindir, övgüye layıktır." Yani, Allah'ın kullarının kendisine
şükretmesine ihtiyacı yoktur. Nankörlük yapan yapsa da O övülendir, övgüye
layıktır. Nitekim Allah (c.c.) başka ayetlerde şöyle buyurur: "De ki:
Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na
döndürüleceksiniz." (Zümer, 44) "İnkar
ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi.
Allah zengindir, hamde layıktır." (Teğabun,6)
[3986] Imam Müslim, Sahih'inde, Ebu Zerr (r.a.)'tan Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in Yüce Allah'tan naklen şöyle
buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ey kullarım! İlkleriniz ve sonlarınız,
insanlarınız ve cinleriniz içinizden en çok takva sahibi olanın kalbi üzere
olsalar bu benim mülkümden hiçbir şeyi artırmaz. İlkleriniz ve sonlarınız,
insanlarınız ve cinleriniz sizden en günahkar kalpli olanınız gibi olsalar bu
benim mülkümden hiçbir şey eksiltmez. Ey kullarım! İlkleriniz ve sonlarınız,
insanlarınız ve cinleriniz bir yerde dikilip benden isteseler ve her birinin
isteğini versem, bu benim mülkümden ancak bir iğnenin denize daldırıldığında
ondan eksilttiği kadar eksiltir ... " Zengin ve övgüye layık olan Allah
(c.c.) tüm noksanlıklardan münezzeh ve uzaktır.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |