İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

İbrahim Suresi

13 – 17.ayetler

 

Kafirlerin Helakı ve Cehennem'deki Halleri:

 

13. Kafir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Elbette sizi, ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz. Rableri de onlara bildirdi ki: Zalimleri mutlaka helak edeceğiz!"

14. Ve onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz. İşte bu makamımdan korkan ve azabımdan sakınan kimselere hastır.

15. Peygamberler fetih istediler. Her inatçı zorba hüsrana uğradı.

16. Ardından da cehennem vardır; orada kendisine irinli su içirilecektir!

17. Onu yudumlamaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve ölüm ona her yandan gelecek, ama o yine ölmeyecek. Bunun arkasından da pek şiddetli bir azap daha vardır.

 

Tefsiri:

 

Allah Teala kafir milletlerin peygamberlerine yaptıkları, onları yurtlarından çıkarmakla ve aralarından götürülüp sürgün etmekle tehditlerini zikrediyor. Nitekim Şuayb (a.s)'ın kavmi ona ve kendisine iman edenlere "Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber inananları memleketimizden kesinlikle çıkaracağız veya dinimize döneceksiniz." (A'raf, 88) demişlerdi. Lut (a.s)'ın kavmi: "Lut ailesini memleketinizden çıkarın; çünkü onlar (bizim yaptıklarımızdan) uzak kalmak isteyen insanlarmış!" (Nemi, 56) dediler. Yüce Allah Kureyş müşrikleri hakkında şöyle buyurur: "Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de fazla kalamazlar." (İsra, 76) Yüce Allah yine şöyle buyurur: "Hatırla ki kafirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir." (Enfal, 30)

Allah (c.c.) peygamberini galip ve muzaffer etti, Mekke'den çıkmasıyla birlikte ona yardımcılar, destekçiler ve kendi yolunda savaşan ordular kıldı. Onu adım adım yükseleterek sonunda kendisini çıkaran Mekke'nin fethini nasip etti ve orada hakim yaptı. Mekke ve dışındaki düşmanlarının burnunu yerde sürttü ve sonunda insanlar akın akın Allah'ın dinine girdiler. Son derece kısa bir sürede Allah'ın sözü ve dini dünyanın doğularında ve batılarında diğer dinlere üstün geldi. Bu yüzden Allah (c.c.) burada; "Rableri de onlara bildirdi ki: Zalimleri mutlaka helak edeceğiz! Ve onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz." buyuruyor. Allah (c.c.) başka bir ayette şöyle buyurur: ''Andolsun ki peygamber kullarımıza söz vermişizdir ki onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır. Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir." (Saffat, 171-173)

 

Yine ''Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz

Allah güçlüdür, galiptir." (Mücadele, 21) buyurur. Allah (c.c.) yine: ''Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne iyi kullarım varis olacaktır" diye yazmıştık." (Enbiya, 105) buyurur. Bir ayette: "Musa kavmine dedi ki: 'Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona varis kılar. Sonuç (Allah'tan korkup günahtan) sakınanlarındır. '" (tÜM, 128) buyurur. Allah (c.c.) yine: "Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, içini bereketle doldurduğumuz yerin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailOğullarına verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yetiştirdikleri bahçeleri helak ettik. " (A'raf, 137) buyurur.

 

Allah (c.c.) devamla şöyle buyuruyor: "İşte bu makamımdan korkan ve azabımdan sakınan kimselere hastır." Yani, bu vaadim kıyamet gününde huzurumda durma korkusu taşıyan ve tehdidimden yani korkutmamdan ve azabımdan korkan kimselere mahsustur. Nitekim Allah (c.c.) başka bir yerde şöyle buyurur: ''Artık kim azmışsa ve dünya hayatını ahirete tercih etmişse, Şüphesiz cehennem (onun için) tek barınaktır. Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırmış kimse için, şüphesiz cennet (onun) yegane barınağıdır." (Naziat, 37-41) Bir ayette de, "Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır." (Rahman, 46) buyurur.

"Peygamberler fetih istediler." Yani, peygamberler kavimlerine karşı Rablerinden yardım istediler. İbn Abbas (r.a.), Mücahid ve Katade böyle tefsir etmişlerdir. Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem ise şöyle demiştir:

 

Burada kastedilen milletlerin kendi aleyhlerinde helak istemeleridir. Şu ayette olduğu gibi: "Hani (o kafirler) bir zaman da: Ey Allah'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi." (Enfal, 32) Ayetten kasıt ilki de olabilir bu da olabilir. Nitekim, Bedir günü müşrikler kendi aleyhlerine zafer istemişler, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de Allah'tan fetih ve zafer istemişti. Allah da onlara şöyle buyurmuştu: "(Ey kafirler!) Eğer siz fetih istiyorsanız, işte size fetih geldi! (Yenelim derken yenildiniz.) Ve eğer (inkardan) vazgeçerseniz bu sizin için daha iyidir .... " (Enfal, 19)

 

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: Peygamberler güçlü ve her şeye kadir olan Allah'a yalvarıp yakardıklarında "Her inatçı zorba" yani, kendinde zorbacı olan ve hakka karşı inatlaşan herkes "hüsrana uğradı." Kaybeden ve ziyana uğrayanlardan oldu. Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette şöyle buyurur: "(İki meleğe şu emir verilir:) Haydi ikiniz her inatçı kafiri, hayra bütün gücüyle engelolanı, azgın şüpheciyi cehenneme atın! Allah ile beraber başka ilah edineni, şiddetli azaba birlikte atın!" (Kaf, 23-26)

 

 

[3987] Bir hadiste "Kıyamet günü Cehennem getirilir ve tüm mahlukata şöyle seslenir: "Ben her inatçı zorba için görevlendirildim ... "

 

Allah (c.c.) daha sonra şöyle buyuruyor: "Ardında da cehennem vardır" Buradaki "....... (arka) kelimesi "ön" manasında kullanılmıştır. Bunun benzeri şu ayettir: "(Hızır, Musa (a.s)'a bulundukları gemiyi delmesinin sebebini şöyle açıkladı) ... Zira arkalarında her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı." (Kehf, 79) İbn Abbas (r.a.) da bu ayeti "......" (onların önünde) şeklinde okurdu. Yani, inatçı zorbanın arkasında onu gözetlemekte olan bir cehennem vardır ve sonsuza dek kalmak üzere oraya yerleşecektir. Kıyamet gününe kadar ise ona sabah akşam azap sunulur. "Orada kendisine irinli su içirilecektir!" Yani, cehennemde ona kızgın su ile kokuşmuş soğuk su dışında hiçbir içecek yoktur. Biri son derece sıcak, diğeri son derece soğuk ve pis kokuludur. Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette şöyle buyurur: "İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar. Buna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır." (Sad, 57-58) Mücahid ve İkrime: ayette geçen "sadıd" irin ve kandandır, demişlerdir. Katade: Etinden ve derisinden akan şeylerdir, demiştir. Diğer rivayette Katade: Sadid kafirin karnından çıkan, irin ve kan karışmış maddedir, demiştir.

 

 

[3988] Şehr b. Havşeb, Yezid b. Seken'in kızı Esma (r.a.)'tan şöyle nakleder: (Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Allah'ın içki içen herkese tiynetü'l-habal içireceğine söz verdiğini söyleyince) ben "Ya Rasulallah! Tiynetü'l-Habal (cinnetlik çamuru) nedir?" dedim. "Cehennem ehlinden akan irindir. " buyurdu.

 

 

[3989] Başka bir rivayette: "O cehennem ehlinden akan sıvılar (kan ve irin) dir. " buyurdu.

 

 

[3990] İmam Ahmed b. Hanbel Ebu Ümame'den, "Orada kendisine irinli su içirilecektir! Onu yudumlamaya çalışacak ... " ayeti hakkında Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Ona yaklaştırılırken ondan iğrenir. Daha da yaklaştırıldığında yüzünü yakıp pişirir ve derisi dökülür. Onu içtiğinde bağırsakları paramparça olup dübüründen çıkar. " Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette şöyle buyurur: " ... ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimseler ... ?" (Muhammed, 15) Yine "(Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!" (Kehf, 29) buyurur. Bunu Taberi ve İbn Ebi Hatim de rivayet etmişlerdir.

 

Allah (c.c.) devamla şöyle buyuruyor: "Onu yudumlamaya çalışacak" yani, onu iğrenerek yudum yudum almaya çalışacak. Yani, onu zorla ve istemeden içecek ve ağzına koyar koymaz da melek demir topuzla ona vuracak. Nitekim Allah (c.c.): "Onlar için demir topuzlar vardır" (Hacc, 21) buyurur. ''fakat boğazından geçiremeyecek" yani, renginin, tadının ve kokusunun iğrençliğinden, sıcak ve dayanılamayacak kadar soğuk olmasından dolayı boğazından geçiremeyecek.

"Ve ölüm ona her yandan gelecek" Yani, bütün bedeni, organları ve azaları bundan acı duyacak. Meymun b. Mihran: Yani, ona her kemik, damar ve sinirden ölüm gelecek, İkrime: Kıllarının uçlarından dahi ölüm gelecek, İbrahim et-Teymi: Ona her kıl yerinden ölüm gelecek, demiştir. Yani kıllarının uçları dahil bedeninin her yerinden ona ölüm gelecek. İmam Taberi de şöyle der: "Ve ölüm ona her yandan gelecek" yani, önünden, arkasından, sağından, solundan, üstünden, ayaklarının altından ve bedeninin diğer uzuvlarından ölüm gelecek. "Ölüm ona her yandan gelecek"

 

Dahhak, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Ve ölüm ona her yandan gelecek" yani, ölecek olsa Allah'ın ona kıyamet günü cehennemde yapacağı azap türlerinden herbiri, ondan dolayı ölünecek türden olacak. Fakat o ölmeyecek. Çünkü Allah (c.c.) "İnkar edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez." (Fatır, 36) buyurur. İbn Abbas (r.a.)'ın sözünün manası şudur: Bu azaplardan her biri o ölecek olsaydı geldiğinde onu öldürmeyi gerektirecek türden olacak. Fakat sonsuza dek daimi bir azap ve işkencede kalması için ölmeyecek. O yüzden Allah (c.c.) "Ve ölüm ona her yandan gelecek, fakat o ölmeyecek. " buyuruyor.

"Bunun arkasından da pek şiddetli bir azap daha vardır." Yani, ona bu durumdan sonra katı bir azap daha vardır. Yani, ona öncekinden daha çetin, daha müthiş ve daha korkunç olan acı verici, zor ve çetin bir azap vardır. Nitekim Allah (c.c.) zakkum ağacı hakkında şöyle buyurur: "Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır. Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir. (Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar. Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır. Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır." (Saffat, 64-68) Böylece Yüce Allah onların bazen zakkum yemede, bazen kaynar su içmede olacaklarını, bazen ise cehennem ateşine döndürüleceklerini haber veriyor. Allah (c.c.) bizi ondan korusun. Allah böyle buyurmuştur: "İşte bu, suçluların yalanladıkları cehennemdir. Onlar, cehennemle kaynar su arasında dolaşır dururlar." (Rahman, 43-44) Allah (c.c.) yine şöyle buyurur: "İşte bu, suçluların yalanladıkları cehennemdir. Onlar, cehennemle kaynar su arasında dolaşır dururlar. Şüphesiz zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir. O, karınlarda maden eriyiği gibi, suyun kaynaması gibi kaynar. (Allah zebanilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğun uz şeydir." (Duhan, 43-50)

 

Yüce Allah yine: "Soldakiler; ne yazıl o soldakilere! Içlerine işleyen bir ateş

ve kaynar su içinde, serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. " (Vakıa, 41-44) buyurur. Yine "Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır. Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir. İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlarBuna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır." (Sad, 55-58) buyurur. Cehennem ehline çeşitli azapların verileceği ve azabın tekrarlanacağı, sayısını ancak Allah'ın bileceği tür ve şekillerde olacağına delalet eden daha başka çok sayıda ayet vardır. Bunlar onlara yaptıklarına uygun bir ceza olarak verilecektir: "Rabbin kullara zulmedici değildir. " (Fussilet, 46)

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

18 – 20. ayetler