|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
İbrahim Suresi 22 ve 23.ayetler |
Şeytanın Kıyamet Günü
Saptırdığı Kimselerden Beri Olduğunun ilanı:
22. İş bitirilince,
şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad
ettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben,
sadece sizi çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni
yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni
kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce beni Allah'a ortak koşmanızı
reddediyordum. Şüphesiz zalimlere, elbette acıklı bir azap vardır.
23. İman edip de salih
amel işleyenler, Rablerinin izniyle içinde ebedi kalacakları ve zemininden
ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Orada karşılaştıklarında birbirlerine
iyi dilek temennileri, "selam" dır.
Tefsiri:
Yüce Allah, kullan
arasında hükmünü verip mü'minleri cennetlere koyup kafirleri cehennemin
derinliklerine yerleştirdikten sonra İblis'in takipçilerine yapacağı konuşmayı
anlatıyor. İblis o vakit onların hüzünlerine hüzün ve pişmanlıklarına pişmanlık
katmak, aldanmışlık duygularını daha da güçlendirmek için kalkarak şöyle der:
"Şüphesiz Allah size" elçilerinin diliyle "gerçek olanı vaad
etti" Peygamberlere uymanızda size kurtuluş ve selameti vaad etti ki o
gerçek bir vaad ve doğru bir haberdi. "Ben de size vaad ettim ama, size
yalancı çıktım." Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette "(Şeytan)
onlara söz verir ve onları ümitlendirir; halbuki şeytanın onlara söz vermesi
aldatmacadan başka bir şey değildir." (Nisa, 120) buyurur. "Zaten
benim size karşı bir gücüm yoktu." Yani, sizi davet ettiğim şey hakkında
hiçbir delil ve verdiğim vaadin doğruluğuna dair hiçbir hüccetim yoktu.
"Ben, sadece sizi çağırdım, siz de" bu davetime dayanarak "benim
davetime hemen koştunuz. " Oysa peygamberler getirdiklerinin doğruluğuna
dair size doğru deliller ve hüccetler getirmişti. Siz ise onlara karşı çıkıp
içinde bulunduğunuz şu duruma düşmüştünüz.
"O halde"
bugün "beni yermeyin, kendinizi yerin." Çünkü, peygamberlerin hüccetlerine
karşı çıkmanız ve salt batıla çağırmamla bana uymanız sebebiyle günah sizindir.
"Ne ben sizi kurtarabilirim" yani ne ben içinde bulunduğunuz durumdan
çıkarmak ve kurtarmak suretiyle size bir fayda verebilirim "ne de siz beni
kurtarabilirsiniz!" Yani, ne de siz beni içinde bulunduğum bu azap ve
işkenceden kurtarmak suretiyle bana bir fayda verebilirsiniz. "Kuşkusuz
daha önce beni Allah’a ortak koşmanızı reddediyordum. " Katade buna: Daha
önce beni Allah'a ortak etmeniz sebebiyle ben kafir olmuştum, manası vermiştir.
Taberi ise: "Ben Allah'a ortak edinilmeyi reddetmiştim" diye tefsir
etmiştir ki tercihe şayan olah da budur. Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette
şöyle buyurur: "Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap
veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların
tapmalarından habersizdirler. İnsanlar bir araya toplandıkları zaman
(müşrikler) onlara (tapındıklarına) düşman kesilirler ve onlara kulluk
ettiklerini inkar ederler." (Ahkaf, 5-6) Allah (c.c.) yine şöyle buyurur:
"Hayır, hayır! (Taptıklan), onların ibadetlerini tanımayacaklar ve onlara
hasım olacaklar. " (Meryem, 82)
"Şüphesiz
zalimlere" haktan yüz çevirmeleri ve batıla uymaları sebebiyle
"elbette acıklı bir azap vardır. " Daha önce ifade ettiğimiz gibi
bağlamdan, bu konuşmayı cehennemlikler cehenneme girdikten sonra İblis'in
yapacağı anlaşılmaktadır.
[3991] Fakat İbn Ebi
Hatim -ki alacağımız metin onun rivayetidir- ve Taberi, Ukbe b. Amir (r.a.)'tan
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
''Allah ilkleri ve sonları (tüm kullan) bir araya toplayıp aralarında hüküm
verdikten ve hükmünü bitirdikten sonra mü'minler "Rabbimiz bize hükmünü
verdi. Bize kim şefaat edecek" derler. Ardından "Gelin Nuh (a.s)'a
gidelim ... " derler." Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Nuh, İbrahim, Musa ve İsa'ya (Allah'ın selamı hepsinin üzerine olsun)
gidişlerini anlattı ve İsa (a.s)'a geldiğinde şöyle buyurdu: "İsa onlara
"Ben size ümmi peygamberi tavsiye ediyorum. " der. Bunun üzerine
yanıma gelirler. Allah (c.c.) huzuruna varmama izin verir. Kalktığımda
oturduğum yerden, daha önce kimsenin koklamadığı çok güzel bir koku yayılır.
Rabbimin huzuruna varırım ve beni şefaatçı kılar. Allah (c.c.) başımdaki
saçımdan ayak parmaklarıma kadar beni nurlandırır. Sonra kafirler
"Mü'minler kendilerine şefaat edecek kişiyi buldular. Peki bize kim şefaat
edecek. O ancak İblis olur. Çünkü bizi doğru yoldan o saptırdı" derler.
İblise gelerek "Mü'minler kendilerine şefaat edecek kimseyi buldular. Sen
de kalkıp bize şefaat et. Çünkü bizi sen saptırdın" derler. Bunun üzerine
o kalkar ve kalktığı yerden daha önce kimsenin koklamadığı son derece iğrenç
bir koku yayılır. Sonra cehennem ehlinin çığlıkları büyür. "İş
bitirilince, şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaad
etti, ben de size vaad ettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı
bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi çağırdım, siz de benim davetime hemen
koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. " Bu İbn Ebi Hatim'in
rivayetidir. İbn Mübarek ise bunu Ukbe b. Amir (r.a.)'tan Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hadisi olarak rivayet etmiştir.
Muhammed b. Ka'b
el-Kurazi (rh.a.) der ki: Cehennem ehli "Şimdi biz sızlansak da, sabretsek
de birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yoktur." deyince İblis
onlara "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim
ama, size yalancı çıktım ... " der. Kafirler bu sözünü duyunca
kendilerinden nefret eder ve kızarlar. Bunun üzerine kendilerine şöyle seslenilir:
"Allah'ın gazabı,
sizin kendinize olan kötülüğünüzden elbette daha büyüktür. Zira siz imana davet
ediliyorsunuz, fakat inkar ediyorsunuz." (Mü' min, 10) Şa'bi der ki:
Kıyamet günü insanlara hitap etmek için iki kişi kalkar. Allah (c.c.) Meryem
oğlu İsa'ya (a.s) şöyle der: "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, "Beni ve
anamı, Allah’tan başka iki ilah bilin" diye sen mi dedin, buyurduğu zaman
o şöyle der: "Hoşa! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana
yakışmaz .... " Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle buyuracaktır:
Bu, doğrulara,
doğruluklarının fayda vereceği gündür. .. " (Maide, 116-119) Bunun üzerine
mel'un İblis kalkarak "Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece
sizi çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin,
kendinizi yerin .. " der.
Yüce Allah bedbahtların
akibetlerini ve düçar oldukları rusvaylık ve şiddetli azabı, onlarla konuşacak
olanın İblis olduğunu zikrettikten sonra bahtiyarların durumuna geçiyor ve
onların kıyamet gününde diledikleri yere gidip diledikleri gibi gezecekleri,
zeminden nehirler akan cennetlere koyacağım zikrediyor: "İman edip de
salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle içinde ebedi kalacakları"
yani oradan hiçbir yere ayrılmayacakları ve gitmeyecekleri "ve zemininden
ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. "
"Orada
karşılaştıklarında birbirlerine iyi dilek temennileri 'selam'dır."
Allah (c.c.) başka bir
ayette "Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk
edilir, oraya varıp da kapıları açıldığında bekçileri onlara:
Selam size! Tertemiz
geldiniz. Artık ebedi kalmak üzere girin buraya, derler." (Zümer, 73)
buyurur. Allah (c.c.) yine, "(O yurt) Adn cennetleridir ... melekler de
her kapıdan onların yanına varacaklardır. (Melekler:) Sabrettiğinize karşılık
size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) he güzeldir! (derler)."
(Ra'd, 23-24) buyurur. Yine "İşte onlar .... orada hürmet ve selamla
karşılanacaklardır." (Furkan, 75) buyurur. Allah (c.c.) bir ayette de şöyle
buyurur: "Onların oradaki duası: 'Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih
ederiz!' (sözleridir). Orada birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri ise
'selam'dır. Onların dualarının sonu da şudur: Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a
mahsustur." (Yunus, 10)
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |