İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

İbrahim Suresi

27.ayetler

 

Allah'ın inananları Sebat Ettirmesi:

 

27. Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar. Zalimleri ise Allah saptırır. Allah dilediğini yapar.

 

Tefsiri:

 

[4000] İmam Buhari, Bera b. Azib (r.a.)'tan şöyle nakleder; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Müslüman, kendisine kabirde sorulduğunda Allah'ın bir ve Muhammed'in O'nun elçisi olduğuna şehadet eder. İşte Allah'ın ''Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar" buyruğu budur. " Bunu İmam Müslim ve diğer bütün hadisçiler de rivayet etmişlerdir.

 

 

[4001] İmam Ahmed b. Hanbel, Bera b. Azib (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte ensardan bir adamın cenazesine gitmiştik. Kabre vardığımızda henüz defnedilmeden Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oturdu. Biz de etrafına başlarımızın üstünde kuşlar duruyormuş gibi (korku ve saygıyla) oturduk. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elinde bir çubuk vardı ve onunla toprağa vurup çizgiler çiziyordu. Birden başını kaldırdı ve iki veya üç defa "Kabir azabından Allah'a sığının" buyurdu. Sonra şöyle devam etti: "Mü'min kul dünya hayatından ilişiği kesilip ahirete gideceği zaman yanına gökten, yüzleri beyaz ve güneş gibi parlak melekler iner. Yanlarında cennet kefenlerinden bir kefen ve (ölüler için

kullanılan) cennet kokularından kokular vardır. Göz alabildiğince geniş alanı dolduran bir kalabalık halinde otururlar. Sonra ölüm meleği gelip baş ucunda oturur ve "Ey temiz nefis! -bir rivayette: mutmain nefis!- Allah'ın bağışlamasına ve hoşnutluğuna çık!" der. Ruh çıkıp suyun testiden akması gibi akar. Melek onu alır ve bir göz kırpması kadar bile ellerinde bekletmeden o kefene ve o kabre koyarlar. Ondan yeryüzündeki en güzel misk kokusu dağılır. Onu alıp göğe çıkarırlar. Nereden geçseler oradaki melekler topluluğu "bu temiz ruh da ne?" derler. Götürenler de dünyada yad edildiği en güzel isimlerini söyleyerek "Filan oğlu filan" derler. Nihayet en yakındaki dünya semasına ulaştıklarında onun için kapıların açılmasını isterler. Kendilerine kapılar açılır. Her semadan oranın mukarrebun (Allah'ın en yakın) melekleri onu bir sonraki semaya kadar uğurlarlar. Sonunda yedinci semaya götürürler. Allah (c.c.) "Kulumun amel defterini illiyyin'de yazın ve onu dünyaya geri götürün. Çünkü ben onları ondan yarattım, oraya döndüreceğim ve onları tekrar oradan çıkaracağım" der. Bunun üzerine ruhu bedenine iade edilir. İki melek gelip oturur ve "Rabbin kimdir?" derler. "Rabbim Allah'tır" der. "Dinin nedir?" derler. "Dinim İslam'dır" der. "Size gönderilen bu adam kimdir?" derler. "O Allah'ın Rasulüdür" der. "Nereden biliyorsun?" derler. ''Allah'ın Kitabı'nı okuyup ona iman ve tasdik ettim." der. Gökten bir ses "Kulum doğru söyledi. (Kabirdeki) yerini cennetten döşeyin, cennetten giydirin ve onun için cennete bir kapı açın" diye seslenir. Böylece ona cennetin bir miktar serinliği, kokusu gelir ve kabri gözünün görebildiği noktaya kadar genişletilir. Yanına güzel yüzlü, güzel elbiseli ve hoş kokulu birisi gelerek "Seni sevindirecek bir haberle müjdeliyorum. Bu sana vaad edilmiş olan gündür" der. Ona "Sen kimsin? Yüzün hayır getiren bir yüzdür. " der. O "Ben senin salih amelinim." der. Kul "Rabbim! kıyameti kopar ki aileme ve malıma kavuşayım" der."

 

Ravi devamla şöyle diyor: "Kafir kula da dünyadan ilişiği kesilip ahirete giderken gökten yanlarında palaslar olan siyah yüzlü melekler iner. Yanlarında çuvallar vardır. Gözünün görebileceği bir mesafeye otururlar. Sonra ölüm meleği gelip: "Ey pis nefis! Allah'ın kahır ve gazabına çık" der. Birden ruhu cesedinde dağılır. Ruhunu çengelli şişin ıslak yünden çıkarılması gibi bedeninden çeker. Melekler onu elinden alıp göz açıp kapama süresi dahi bekletmeden bu çuvallara koyarlar. Ondan yeryüzünün en pis leş kokusu gibi bir koku çıkar. Sonra melekler onu göğe çıkartırlar. Hangi melek topluluğunun yanından geçseler onlar "Bu pis ruh nedir?" derler. Azap melekleri dünya-

daki en çirkin ismiyle yad ederek "Falan oğlu filan" derler. Dünya göğüne vardıklarında buranın onun için açılmasını isterler. Ancak onlara açılmaz."

 

Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdiri" (A’raf, 40) ayetini okudu ve şöyle devam etti. "Bunun ismini yerin en altındaki Siccin'e (kafirlerin amellerinin yazıldığı defter) yazınız" diye emreder. Bunun üzerine ruhu savrulurcasına yeryüzüne atılır ve bedenin üzerine düşer. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra "Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgar onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir." (Hac, 31) ayetini okudu. Sonra şöyle devam etti: "Sonra ruhu cesedine geri gönderilir. İki melek gelip onu oturturlar. Ona: "Rabbin kimdir?" derler. O (korku ve dehşete kapılmış kimsenin çıkardığı bir sesle) "Hah hah bilmiyorum" der. "Dinin nedir?" derler, "Hah hah bilmiyorum" der. "Size gönderilen şu adam necidir?" derler. "Hah hah bilmiyorum" der. Sonra gökten bir ses şöyle seslenir: "O yalan söyledi. Ona cehennemden yer döşeyin, ateşten elbise giydirin ve ona cehennemden bir kapı açın." Böylece ona cehennemin bir miktar sıcaklığı ile dumanı gelir. Kabri ona öyle daraltılır ki kaburgaları iç içe geçecek derecede şiddetle sıkar. Derken çirkin suratlı, kötü elbiseli ve pis kokulu bir adam gelir ve "Sana seni üzecek bir haberin müjdesini veriyorum. Bu senin tehdit olunduğun gündür." der. Kabirdeki ona "Sen kimsin? Senin yüzün şer getiren bir yüz" der. O: "Ben senin pis amelinim" der. Bunun üzerine adam: "Rabbim, kıyameti koparma!" der. " Bunu Ebu Davud, Nesai ve İbn Mace de rivayet etmişlerdir.

 

 

[4002] Ahmed b. Hanbel, Bera b. Azib (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile bir cenazeye çıkmıştık. .. Ravı hadisi öncekilere yakın bir ifadeyle rivayet etmiştir. Onda geçen ifadelerden bazıları şöyledir: "Ruhu çıkınca gök ile yer arasındaki ve gökteki her melek ona dua eder. Ona gök kapıları açılır. Her kapıda bulunan melekler ruhunun Allah'a kendileri tarafından çıkarılması için Allah'a dua ederler." Hadisin so-

nunda şöyle geçmektedir: "Sonra onun (kafir) için kör, sağır ve dilsiz biri görevlendirilir. Elinde öyle bir tokmak vardır ki onunla dağa vursa toz toprak olurdu. Kafire öyle bir vurur ki onu toprağa dönüştürür. Sonra Allah (c.c.) onu önceki haline çevirir. Görevli ona tekrar öyle bir vuruşla vurur ki insanlar ve cinler dışında herkesin duyacağı şiddette bir çığlık atar. " Bera der ki: Sonra onun için cehenneme bir kapı açılır ve yeri cehennem sergi ve kilimleriyle döşenir." Süfyan-ı Sevri, babasından, o da Hayseme'den şöyle nakleder:

 

Bera (r.a.) Allah'ın ''Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar." buyruğu hakkında: Bu kabir azabı hakkında (ondan korunma hususunda)dır, demiştir.

 

Mes'udi.. Abdullah b. İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder:

Mü'min öldüğünde kabrinde oturtulup kendisine "Rabbin kimdir? Dinin nedir? Peygamberin kimdir?" derler. Allah (c.c.) sebat ettirir de kul "Rabbim Allah'tır, dinim İslam'dır ve peygamberim Muhammed'dir" der. Sonra Abdullah "Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar. " ayetini okudu.

 

 

[4003] İmam Abd b. Humeyd, Müsned'inde Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu "Şüphesiz kul kabre konulup arkadaş ve dostları oradan ayrılırlarken onların ayakkabılarının sesini işitir. İki melek gelip onu oturturlar ve ona "Bu adam (Muhammed) hakkında ne söylerdin?" derler. Mü'min: Ben şahitlik ederim ki o Allah'ın kulu ve elçisidir, der. Ona "Cehennem'deki yerine bak. Allah (c.c.) onu cennetteki yerinle değiştirdi" derler." Allah'ın nebisi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ardından: ''Adam her ikisini de görür" buyurdu. Katade der ki:

Bize zikredildiğine göre onun kabri yetmiş kulaç genişletilir ve içi kıyamete kadar yeşillikle doldurulur. Bunu İmam Müslim de Abd b. Humeyd'den böyle rivayet etmiştir. Nesai ise Yunus b. Muhammed el-Müeddib'in nakliyle rivayet etmiştir.

 

 

[4004] İmam Ahmed b. Hanbel'in ... Zübeyr'den naklettiğine göre o Cabir b. Abdullah'a kabirde azap görenleri sordu. Cabir (r.a.) şöyle cevap verdi: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Şüphesiz bu ümmet kabirlerinde imtihana tdbi tutulacak. Mü'min kabre konulup arkadaş ve dostları oradan ayrıldıklarında çok kızgın bir melek gelir ve ona "Bu adam hakkında ne derdin?" der. Mü'min "O Allah'ın elçisi ve kuludur" der. Melek ona "Senin daha önce cehennemdeki yerine bak. Allah (c.c.) seni cehennemdeki bu yerinden kurtarıp bunun yerine sana, görmüş olduğun cennetteki yerini verdi." der. Mü'min her ikisini de görür. "Beni bırakın da aileme müjde vereyim" der. (Sonra) ona "Buraya yerleş" derler. (Ölen) Münafığa da aile efradı yanından ayrıldıktan sonra "Bu adam hakkında ne derdin?" denilir. "Bilmiyorum. İnsanların söylediği gibi söyledim" der. Ona ''Anlamaz ol! Daha önce senin olan cennetteki yerine bak. Allah (c.c.) sana onun yerine cehennemdeki yerini verdi" der." Cabir (r.a.) der ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Her kul kabirde öldüğü hal üzere diriltilir. Mü'min imanı üzere, münafık nifakı üzere. " Senedi Müslim'in şartlarına haiz sahih bir senettir. Bunu Buhari ve Müslim tahriç etmemiştir.

 

 

[4005] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber bir cenazeye katılmıştık. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Bu ümmet kabrinde sınava tdbi tutulur. Çünkü insan kabre konulduğunda ve dostları başından ayrıldıklarında yanına elinde topuz bulunan bir melek gelir. Onu oturtur ve "Bu adam hakkında ne diyorsun?" der. O eğer mü'minse "Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir" der. Melek ona "Doğru söyledin" der. Sonra ona cehenneme açılan bir kapıyı açar ve "Rabbini inkar ve red etseydin senin yerin orası olacaktı. İman ettiğinden dolayı yerin burasıdır. " der ve ona cennete açılan bir kapı açar. Mü'min kalkmak (ve oraya doğru gitmek) ister, fakat melek "burada dur" der. Kabri genişletilir. Eğer ölen kafir veya münafık ise melek ona "Bu adam hakkında ne dersin?" diye sorar. O "İnsanları bir şeyler derken işittim, ama bilmiyorum" der. Melek: "Bilmez, okumaz ve doğru yolu bulmaz olaydın" der. Sonra onun için cennete bir kapıyı açar ve "Bu Rabbine iman etmiş olsaydın senin yerin olacaktı. Onu inkar ve reddedince Allah (c.c.) sana onun yerine bunu verdi" der. Sonra ona cehenneme açılan bir kapı açar. Sonra tokmakla ona öyle bir vurur ki Allah'ın insanlar ve cinler dışındaki bütün mahlukatının işittiği bir çığlık atar. " Oradakilerden biri:

 

"Ya Rasulallah! Kim olsa elinde topuz bulunan biri başına dikildiğinde korkar" deyince Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar. " ayetini okudu. Bunun senedi de aynı şekilde fena değildir. Çünkü ravIlerden Abbad b. Raşid et-Temimi'den Buhari, aynı zamanda başkasından da rivayet ettiğinde rivayette bulunmuştur. Bazıları ise onu zayıf görmüşlerdir.

 

 

[4006] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hureyre (r.a.)'tan Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Melekler ölünün yanına gelirler. Eğer adam salih biriyse "Çık ey tertemiz bedende bulunan huzura ermiş mutmain nefis! Övgüyü hak etmiş olarak çık. Seni rahatlık, rahmet ve (sana) gazap lı olmayan Rab ile müjdeleriz." derler. Bu sözler ona bedenden çıkana kadar söylenmeye devam eder. Sonra ruh göğe çıkartılır. Ona kapının açılması için istek yapılır. "Bu kimdir?" derler. "Filandır" denilince "Tertemiz bedendeki tertemiz ruh hoş gelmiş! Övgüyü hak etmiş olarak çık. Seni rahatlık, rahmet ve (sana) gazaplı olmayan Rable müjdeleriz." derler. Bu kendisine söylenmeye devam edilir. Nihayet Allah'ın bulunduğu semaya ulaşılır. Ölen adam kötü biriyse "Ey pis bedende bulunan pis ruh! Yerilmiş olarak çık. Seni kaynar su, irin ve bunlara benzer türlü türlü başka azaplarla müjdeleriz. " Denilir. Bedeninden çıkana dek ona böyle denmeye devam edilir. Sonra alıp göğe doğru çıkartılır. Göğün onun için açılması istenince "Bu kimdir?" diye sorulur. "Filandır" denilince "Pis bedende bulunan pis ruh hoş gelmedi. Yerilmiş olarak geri dön. Çünkü sana göğün kapıları açılmayacak" denilir. Gökten geri çevrilip kabrine götürülür. Salih adam oturtulup kendisine ilk hadisteki gibi söylenir. Kötü adam da oturtulup kendisine ilk hadisteki gibi söylenir. " Bunu Nesai ile İbn Mace de benzer şekilde rivayet etmişlerdir.

 

 

[4007] Sahih-i Müslim'de Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet edilen hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: Mü'min kulun ruhu bedeninden çıktığında onu iki melek karşılayıp göğe doğru çıkarırlar. -Ravilerden Hammad der ki: Ebu Hureyre (r.a.) hoş kokusundan ve miskinden de bahsetti- Göktekiler: Yeryüzü tarafından gelmiş temiz bir ruh. Allah (c.c.) sana ve diri tuttuğun bedene rahmetiyle muamele etsin, derler. Adam Yüce Rabbine götürülür de O "Bunu son müddete (kıyamete) kadar beklemek üzere götürün." buyurur. Kafirin de ruhu çıktığında -Hammad: Ebu Hureyre (r.a.) onun iğrenç kokusunu ve Rabb'in ona kızgınlığını zikretti, demiştir- göktekiler "Yeryüzünden gelmiş pis bir ruh" derler. Onun için de "Bunu son müddete kadar kalmak üzere götürün" buyurur. Ebu Hureyre (r.a.) der ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu söylerken üzerinde bulunan ince bir bez parçasını şöylece burnuna götürdü.

 

 

[4008] İbn Hibban, Sahih'inde, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Mü'minin ruhu kabzedildiğinde rahmet melekleri beyaz bir ipekle gelir ve "Allah'ın rahmetine çık!" derler. O da en hoş misk kokusuyla çıkar. Hatta melekler onu aralarında dolaştırıp koklarlar. Sonunda semanın kapısına kadar getirirler. Oradakiler: "Yeryüzünden gelen bu hoş koku da ne?" derler. Hangi semaya gitseler oradakiler böyle derler. Sonunda onu mü'minlerin ruhlarının yanına götürürler. Onlar da, gurbetçisi olan kişilerin onun gelmesiyle sevinmesinden daha çok sevinirler. Ona (dünyadakiler hakkında) "Filan ne yaptı?" diye sorular sorarlar. Sonra (Onu getiren melekler): "Onu bırakın da dinlensin. Zira büyük bir sıkıntı içindeydi." derler. Onlara "O ölmüştü. Size gelmedi mi?" der. Bunun üzerine onlar: "Öyleyse cehenneme götürüldü" derler. Ölen kişi kafir ise melekler yanına bir çul ile gelir ve "Allah'ın gazabına çık" derler. Ruh en iğrenç leş kokusuyla çıkar ve yeryüzü kapısına kadar götürülür. "

 

 

[4009] İbn Hibban bunu farklı bir senedle yine Ebu Hureyre (r.a.)'tan, benzer bir lafızla rivayet etmiştir. Bu rivayette Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Ona "Falan ne yaptı? Filan ne yaptı? Filan kadın ne yaptı?" diye sorulur. Kafir ise nefsi kabzedildiğinde ve yeryüzünün (göğe çıkış) kapısına götürüldüğünde yeryüzü bekçileri "Bundan daha iğrenç bir şey koklamadık" derler. Bu koku yerin en alt katmanına kadar ulaşır." Katade'nin rivayetine göre Abdullah b. Amr şöyle demiştir: Mü'minlerin ruhları Cabiyeteyn' de, kafirlerin ruhları Hadramut'taki çorak bir yer olan Berehut'ta toplanılır.

 

 

[4010] İmam Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu "Ölen kişi -başka bir rivayette: "sizden biri"- kabre konulunca birinin adı münker ve diğerininki nekir olan simsiyah mavi gözlü iki melek gelir. Ona "Bu Muhammed denilen adam hakkında ne dersin?" derler. O kimse ölmeden önce söylediğini aynen tekrar ederek: "O Allah'ın kulu ve rasulüdür. Ben şehadet ederim ki Allah'tan başka gerçek ilah yoktur. Muhammed de O'nun kulu ve elçisidir." der. Bu melekler "Senin böyle söyleyeceğini biliyorduk. " derler. Sonra kabri yetmiş arşın genişletilir, aydınlatılır ve "rahatça yat, uyu burada" denilir. O "Bu durumu aileme dönüp haber verebilir miyim?" deyince melekler; "Gelin güvey gibi rahatça uyu, gelin güveyi olan kimseyi ailesinden en çok sevdiği kimse uyandırır" derler. Mahşer için diriltilinceye kadar kabrinde rahat rahat uyur. Kabre konulan kimse münafık ise Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hakkında sorulan soruya; "İnsanların peygamber dediklerini duydum, ben de aynen öyle söyledim. Gerçek midir değil midir, bilmiyorum" der. Bunun üzerine melekler; "Senin böyle söyleyeceğini biliyorduk" derler. Kabre, "Onu sık" denilir, kabir de onu sıkar ve kaburga kemikleri yerlerinden oynar. Mahşer günü diriltilip yattığı yerden kaldırılıncaya kadar azab görmeye devam eder. " Tirmizi sonra: Bu hasen ve garip bir hadistir, demiştir.

 

 

[4011] Hammad b. Seleme, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar." buyruğu hakkında şöyle buyurdu: "Bu (sebat ettirme) kabirde ona "Rabbin kimdir, dinin nedir, peygamberin kimdir?" diye sorulduğunda olur. O da "Rabbim Allah'tır, dinim İslam'dır ve peygamberim Muhammed'dir. Bize Allah (c.c.) katından açık deliller getirdi. Ben de ona iman ve tasdik ettim." der. Ona: "Doğru söylüyorsun. Sen bu hal üzere yaşadın, bu hal üzere öldün ve bu hal üzere de diriltileceksin" denilir. "

 

 

[4012] İmam Taberi, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki ölü yanından ayrılıp gidenlerin ayakkabı seslerini duyar. Eğer mü'min ise namaz başucunda, zekat sağında, oruç solunda olur. Sadaka, sıla-i rahim, insanlara iyilik ve ihsan gibi hayır işleri ise ayak ucunda olur. Ona baş tarafından gelindiğinde namaz "Benim tarafımda giriş yeri yoktur." der. Sağından gelindiğinde zekat "Benim tarafımda giriş yeri yoktur. " der. Solundan gelindiğinde oruç "Benim tarafımda giriş yeri yoktur. " der. Ayakları tarafından gelindiğinde hayır ve iyilikleri "Benim tarafımda giriş yeri yoktur. " der. Ona "Otur" denilir. Oturur. Güneş kendisine neredeyse batıyormuş gibi gözükür. Ona "Sana soracaklarımıza cevap ver" denilir. "Beni bırakın da namaz kılayım" der. "Daha kılarsın. Şimdi sorularımıza cevap ver" denir. "Bana ne soracaksınız?" der. "Şu aranızdaki adam hakkında ne derdin? Ona dair ne tür şahitlikte bulunurdun?" denir. "Muhammed mi?" der. Kendisine "Evet" denilir. "Şehadet ederim ki o Allah'ın elçisidir. Allah (c.c.) katından açık deliller getirdi, biz de onu tasdik ettik" der. Ona "Bu (inanç ve ikrar) üzere yaşadın, bunun üzerine öldün ve inşaallah bunun üzerine diriltilirsin." Denilir. Sonra ona kabri yetmiş kulaç genişletilir, içi aydınlatılır ve onun için cennete bir kapı açılır. Ona "Allah'ın orada senin için hazırladığı nimetlere bak" denilir. Görünce ona imrenmesi ve sevinci artar. Sonra onun için cehenneme bir kapı açılır ve ''Allah'a karşı gelmiş olsaydın girmiş alacağın, ancak Allah'ın senden engellediği şu yerine bak" denilir. Böylece imrenmesi ve sevinci daha da artar. Sonra temiz ruhlar arasına katılır ki o cennet ağacına asılı yeşil bir kuştur. Beden ilk topraktan yaratıldığı haline döner. " Bu Allah'ın ''Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar." buyruğunda ifade ettiği husustur. " Bunu İbn Hibban da, Mutemir b. Süleyman'ın Muhammed b. Amr'dan nakliyle rivayet etmiştir. Onda kafirin cevabı ve ona yapılan azap da vardır.

 

 

[4013] Bezzar, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder -ki ravilerden biri "Sanıyorum işittiğim ravi bunu Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sözü olarak anlattı demiştir-: "Öleceği zaman mü'mine (öbür dünyaya dair) bazı şeyler görününce ruhunun bedeninden çıkmasını arzular. Nitekim Allah da onunla karşılaşmayı arzulamaktadır. Ruhu göğe yükseltilir. Oradaki mü'minlerin ruhları yanına gelip yeryüzündeki tanıdıkları hakkında ondan bilgi almak için sorular sorarlar. "Filanı yeryüzünde bıraktım (hald hayattaydı)" dediğinde hayret ederler. "Filan ölmüştü" deyince de "Yanımıza gelmedi" derler. Mü'min kabrinde oturtulur ve kendisine "Rabbin kimdir?" diye sorulur. O "Rabbim Allah'tır" der. "Peygamberin kimdir?" diye sorulur, "Peygamberim Muhammed'dir" der. "Dinin nedir?" denilir, "Dinim İslam'dır" der. Kabrinde bir kapı açılır ve ona: "Oturacağın (kalacağın) yere bak" denilir. Baktığında onun istirahatgah gibi bir yer olduğunu görür. Eğer Allah düşmanı ise (öbür dünyaya dair) bazı şeyleri görünce ruhunun hiç çıkmamasını ister. Zaten Allah (c.c.) onunla karşılaşmayı istemez. Kabrinde oturduğunda -veya "oturtulduğunda"- ona "Rabbin kimdir?" denilir. "Bilmiyorum" deyince "Bilmez olaydın" denilir. Ardından ona cehennemden bir kapı açılır. Sonra kendisine öyle bir vurulur ki insanlar ve cinler dışında herkes onu işitir. Sonra ona "Menhuş'un uyuduğu gibi uyu!" denilir." -Ravilerden Ebu Hazim der ki: Ebu Hureyre (r.a.)'a "Menhuş nedir?" dedim. "Hayvanların ve yılanların ısırdığı kimsedir" dedi- Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) devamla: "Sonra kabri sıkıştırılır" buyurdu. Bezzar (r.a.) bunu rivayet ettikten sonra: Bunu Velid b. Kasım'dan başka rivayet eden birini bilmiyoruz, demiştir.

 

 

[4014] İmam Ahmed b. Hanbel, Muhammed b. Münkedir'den şöyle nakleder: Esma -yani Ebu Bekir es-Sıddik (r.a.)'ın kızı- Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu söylerdi: "İnsan kabrine girdiğinde, eğer mü'min ise amelleri, namazı ve orucu çevresini kuşatır. Melek ona namaz tarafından gelecek olur, namaz onu geri çevirir. Oruç tarafından gelecek olur, oruç onu geri çevirir. Melek bu kez ona "Otur" der, o da oturur. Ona, (Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i kastederek) "Bu adam hakkında ne dersin?" der. "O kim?" diye sorunca "Muhammed" der. O da "Şehadet ederim ki o Allah'ın elçisidir" der. Melek "Bunu nereden biliyorsun? Ona eriştin mi ki?" der. O yine "Şehadet ederim ki o Allah'ın elçisidir" der. Melek: Bu inanç üzere yaşadın, bunun üzerine öldün ve bu hal üzere de yaratılacaksın. " der. Eğer ölen günahkar veya kafir ise melek gelir. Onunla arasında kendisini koruyacak hiçbir şey yoktur. Melek "Otur" diyerek onu oturtur. "Bu adam hakkında ne diyorsun?" der. "Hangi adam?" diye sorar. Melek " Muhammed" der. Adam: "Vallahi bilmiyorum. İnsanları bir şeyler derken duydum ve ben de onu söyledim" der. Melek ona "Bu (inanç) üzere yaşadın, bunun üzerine öldün ve bunun üzerine de diriltileceksin" der. Ona kabrinde bir hayvan musallat olur. Bu hayvanda deve kırbacı gibi bir kordan kamçı vardır ve ona Allah'ın dilediği kadar vurur. Sağırdır, dolayısıyla sesini duymaz ki ona merhamet etsin. "

 

Avfi bu ayet hakkında İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Mü'minin ölüm vakti geldiğinde melekler yanına gelirler. Ona selam verip Cennet'le müjdelerler. Öldüğünde de cenazede onunla birlikte olurlar. Sonra insanlarla birlikte cenaze namazını kılarlar. Defnedildiğinde ise kabrinde oturtulur ve "Rabbin kimdir?" denilir. "Rabbim Allah'tır" diye cevap verir. "Peygamberin kimdir?" denilir. "Muhammed' dir" der. "Şehadetin nedir?" denilir. "Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın elçisidir." der. Kabri gözünün görebildiği mesafeye kadar uzatılır. Ölen eğer kafir ise melekler yanına inerler ve ellerini ona uzatırlar, yani vururlar. Ölüm esnasında onun yüzlerine ve arkalarına vururlar. Kabrine konulduğunda oturtulur ve ona "Rabbin kimdir?" denilir. Onlara hiçbir cevap vermez. Allah (c.c.) ona bunu unutturmuştur. "Size gönderilen peygamber kimdir?" denilir. Yine ona yol bulamaz ve onlara bir cevap veremez. İşte Allah (c.c.) zalimleri böyle şaşırtır ve saptırır.

 

 

İbn Ebi Hatim, Ebu Katade el-Ensari’den "Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar." buyruğu hakkında şöyle nakleder: Mü'min öldüğü zaman kabrinde oturtulur ve "Rabbin kimdir?" denilir. O; "Allah'tır" diye cevap verir. "Peygamber'in kimdir?" denilir, "Abdullah oğlu Muhammed' dir" der. Bu ona defalarca söylenir. Sonra onun için cehenneme bir kapı açılır ve "Doğru yoldan sapmış olsaydın senin olacak yerine bak." Denilir. Sonra onun için cennete bir kapı açılır ve "Sebat ettiğinden dolayı senin olan cennetteki yerine bak" denilir. Kafir öldüğünde ise kabrinde oturtulur ve "Rabbin kimdir? Peygamber'in kimdir?" denilir. "Bilmiyorum. Sadece, insanları söylerken işittim." der. Ona "Bilmez olaydın" denilir. Sonra onun için cennete bir kapı açılır ve kendisine "Sebat etmiş olsaydın senin olacak yerine bak" denilir. Yine "Saptığından dolayı senin olan yerine bak" denilir. Allah'ın "Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar. " buyruğunda ifade edilen budur.

 

Abdurrezzak, Tavus’tan, Allah'ın "Allah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar." buyruğu hakkında şöyle nakleder: Allah'ın dünyada sebat ettirdiği söz La ilahe illallah, ahirette sebat ettirdiği söz ise kabir sorgusu (na cevabı)dır. Katade der ki: Allah (c.c.) onları dünyada hayır işler ve salih amellerle sebat ettirir. Ahirette ise kabirde sebat ettirir. Seleften bir çok kişiden de böyle rivayet edilmiştir.

 

 

[4015] Hakim et-Tirmizi, Nevadiru'I-UsOl kitabında Abdullah b. SemOre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gün biz Medine mescidinde (Mescid-i Nebevi'de) iken yanımıza çıktı ve şöyle anlattı: "Ben dün gece hayret edilecek bir şey gördüm. Ümmetimden bir adamı gördüm. Ölüm meleği ruhunu kabzetmek için yanına geliyordu ki ana babasına yaptığı iyilikler gelip onu geri çevirdi. Ümmetimden bir adam gördüm ki üzerine kabir azabı yayılmıştı ki abdesti gelip onu bundan kurtardı. Ümmetimden birini gördüm; şeytanlar onu ortalarına almışlardı da abdesti gelip kurtardı. Ümmetimden birini gördüm; onu azap melekleri kuşatmıştı, namazı gelip onu ellerinden kurtardı. Ümmetimden birini gördüm; susuzluktan dili dışarı sarkmıştı. Havuza her geldiğinde ondan engelleniyordu. Orucu gelip ona su verdi ve suya kandırdı. Ümmetimden birini gördüm; peygamberler halka halkaydılar ve onlardan ne zaman birine yaklaşmak istese onu kovuyorlardı. Cenabetten dolayı yaptığı gelip onun elinden tuttu ve yanıma oturttu. Ümmetimden birini gördüm; önünde karanlık, arkasında karanlık, sağında karanlık, solunda karanlık, üstünde karanlık, altında karanlık vardı. O da orada şaşkın bir haldeydi. Haccı ve umresi gelip onu bu karanlıktan çıkarıp aydınlığa götürdüler. Ümmetimden birini gördüm; mü'minlerle konuşuyor, onlar ise onunla konuşmuyorlardı. Sıla-i rahmi gelerek "Ey mü'minler! Onunla konuşun" dedi ve onlar da konuştular. Ummetimden birini gördüm; yüzünü ateşin alevinden ve kıvılcımından eliyle korumaya çalışıyordu. Zekatı gelip yüzüne örtü ve başına gölge oldu. Ümmetimden birini gördüm; zebaniler onu dört bir taraftan yakalıyorlardı. Yaptığı emr-i bi'l-ma'ruf nehy-i ani'l-münkeri gelip ellerinden kurtardı ve rahmet meleklerinin arasına koydu. Ümmetimden birini gördüm; dizleri üzeri çökmüştü ve Allah'la arasında perde vardı. Güzel ahlakı gelip elinden tuttu ve Allah'ın huzuruna soktu. Ümmetimden birini gördüm; amel defteri soluna doğru eğilmişti. Allah korkusu gelerek amel defterini tuttu ve sağ tarafına koydu. Ümmetimden birini gördüm; amel terazisi hafif gelmişti, küçük yaşta kaybettiği çocukları gelip onu ağırlaştırdılar. Ümmetimden birini gördüm; cehennemin ucunda ayakta duruyordu. Allah’tan korkusu gelerek onu bundan kurtarıp gitti. Ümmetimden birini gördüm; cehennemden aşağıya sarkmış iken dünyada Allah (c.c.) korkusundan ağlayıp döktüğü göz yaşı gelerek cehennemden çıkardı. Ümmetimden birini gördüm; Sırat üzerinde hurma yaprağının sallanması gibi sallanmakta iken Allah (c.c.) hakkındaki hüsn-ü zannı gelip onun titremesini giderdi ve gitti. Ümmetimden birini gördüm; bazen yorgun argın yürüyor, bazen yerde sürünerek gidiyordu. Bana getirdiği salevatları gelip elinden tuttu ve ayağa kaldırdı. O da Sırat'ı yürüyüp geçti. Ümmetimden birini gördüm; cennetin kapılarına kadar varmış, fakat yüzüne kapılar kapanmıştı. Kelime-i Şehadeti gelip ona kapıları açtı ve cennete koydu. " İmam Kurtubi bu hadisi bu tarikle zikrettikten sonra "Bu büyük ve önemli bir hadistir. Bunda özel durumlardaki korkulardan kurtaran özel ameller zikredilmiştir." Demiştir. Bunu et-Tezkire kitabında aynen böyle zikretmiştir.

 

 

[4016] Ebu Ya'la, Temim-i Dari'den Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Allah (c.c.) ölüm meleğine "Gidip dostumu bana getir. Zira onu genişlik ve darlıkla imtihan ettim de sevdiğim bir tavır içinde buldum" der. Ölüm meleği beş yüz melekle birlikte yanına gider. Meleklerde cennetten kefenler, kokular ve reyhan demetleri vardır. Reyhanın kökü birdir ve baş kısmında yirmi renk vardır. Onlardan her bir rengin kokusu diğerinden farklıdır. Yanlarında ayrıca içinde en güzel misk bulunan beyaz ipek vardır. Ölüm meleği başucuna oturur ve melekler etrafını çevrelerler. Her biri elini onun uzuvlarından birine koyar. Bu beyaz ipeği yayar ve en güzel miski çenesinin altına sürerler. Onun için cennete bir kapı açılır. O vakit aynen çocuk ağladığında ailesinin onu avutması gibi bu da bazen cennetin güzel yiyeceklerinde, bazen eşlerinde, bazen giyeceklerinde, bazen meyvelerinde gönül eğlendirir, meşgulolur. O anda eşleri ona doğru koşuşurlar. Ruh sevdiğine bir an önce kavuşmak için acele eder. Ölüm meleği: "Ey temiz ruh! Dikensiz kirazlara, meyveleri tıklım tıklım dizili muzlara, yayılmış gölgelere ve çağlayan sulara çık" der. Ölüm meleği ona, bir ananın çocuğuna davranışından çok daha yumuşak davranır. Onun Allah'ın sevgilisi olduğu anlaşılır. Onun sevgisini ve Rabbinin rızasını kazanmak için ona yumuşak davranır. Böylece ruhu, kılın hamurdan çekilmeSi kadar (kolay) çıkar." Allah (c.c.) "Onlar ki .... diyerek canlarını tertemiz olarak alırlar" (Nahl, 32) buyurur. Yine, "Fakat (ölen kişi Allah'a) yakın olanlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır." (Vakıa, 88-89) buyurur. Yani, ona ölümden yana rahatlık, kendisine gelecek reyhan kokusu ve karşılayan bir Naim cenneti vardır. Ölüm meleği ruhunu aldığında ruh bedene "Allah (c.c.) benden dolayı seni güzellikle mükafatlandırsın. Allah'a ibadet ve taatimde benimle koşuşturdun, isyanımda ise beni frenledin. Böylece hem kurtuldun, hem kurtardın." der. Beden de ruha bunun benzerini söyler. İçinde Allah'a itaat ve ibadet ettiği her toprak parçası, amellerinin göğe yükseldiği ve rızkının indiği gök kapıları onun için kırk gün boyunca ağlarlar. Ölüm meleği onun ruhunu kabzettiğinde beş yüz melek cesedinin başında durur. İnsanlar onu bir tarafına çevirecekleri zaman bunlar daha önce davranıp çevirirler. Onu insanlardan önce yıkar, kefenler ve kokulandırırlar. Melekler evinden kabrine kadar iki saf halinde durur ve onu istiğfarla karşılarlar. O vakit İblis öyle bir çığlık atar ki bu çığlıktan cesedin kemikleri birbirinden ayrılıp dağılır. Askerlerine: Yazıklar olsun size, bu kul elinizden nasıl kurtuldu! der. Onlar da "Bu korunmuş bir kuldu" derler. Ölüm meleği ruhunu göğe yükselttiği zaman Cibril onu yetmiş bin melekle karşılar. Bu meleklerden her biri ona Rabbinden bir müjde getirir. Her birinin müjdesi diğerinden başkadır. Ölüm meleği ruhunu Arş'a ulaştırdığında ruh secdeye kapanır. Allah Teala ölüm meleğine: "Kulumun ruhunu götürüp 'düzgün kiraz ağacı, meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları, uzam ıŞ gölgeler ve çağlayarak akan sular' (Vakıa, 28-31)'ın olduğu yere bırakın" der. Kabre konulduğunda namazı gelip sağında, oruç gelip solunda, Kur’an gelip baş ucunda, namaz için yürüyüşü gelip ayak uçlarında, sabrı gelip kabrin bir köşesinde durur. Allah ona bir parça azap gönderir. Azap sağından gelince namaz "Geri git. Vallahi bütün ömrü boyunca çalıştı da ancak şimdi, kabre konulduğunda dinlendi. " der. Solundan girmek ister, fakat oruç, namazın dediklerini söyler. Sonra başından gelir, Kur'an ve zikir benzerini söylerler. Ayakları tarafından gelir ve namaza yürümesi bunun benzerini söyler. Azap, onun yanına girecek bir yer bulabilir miyim diye ona hangi yönden gelse, Allah'ın dostunun kalkanını takınmış olduğunu görür. Sonunda zelil bir halde çıkıp gider. Sabır diğer amellere "Benim müdahale etmemi engelleyen sadece, sizde olanlara bakmam içindi. Onu müdafaadan aciz kalsaydınız arkadaşı ben olacaktım. Siz ona yeterli olduğunuza göre ben Sırat ve Mizan'da onun için hazırlanmış bir azığım. Allah (c.c.) gözleri çakan şimşek, sesleri gürleyen gök gürültüsü, köpek dişleri çengel, nefesleri de alev gibi olan bir melek gönderir. Saçlarına basarak gelirler. Her birinin omuzları arası şu şu kadarlık yoldur. Onlardan acıma ve merhamet duyguları alınmıştır. Münker ve Nekir denilen bu meleklerin her birinin elinde öyle bir tokmak vardır ki Rabia ve Mudar kabileleri bir araya gelseler onu havaya kaldıramazlar. İki melek ona "Otur" der. Kalkıp oturağına gelir. Kefenleri böğürlerine düşer. Ona: "Rabbin kimdir, dinin nedir, peygamberin kimdir? derler." Sahabiler: "Ya Rasulallah! Sen iki meleği böyle anlattığına göre onlara kim cevap verebilir?" dediler. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle cevap verdi: ''lillah iman edenleri hem dünyada hem ahirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar. Zalimleri ise Allah saptırır. Allah dilediğini yapar." O vakit kul "Rabbim hiçbir ortağı bulunmayan ve bir olan Allah'tır, dinim meleklerin dini olan İslam'dır, peygamberim peygamberlerin sonuncusu Muhammed'dir" der. Ona: "Doğru söyledin" derler. Ardından kabri iterek önünden kırk kulaç, sağından kırk kulaç, solundan kırk kulaç, arkasından kırk kulaç, baş ucundan kırk kulaç ve ayaklarından kırk kulaç genişletirler. Böylece iki yüz kulaç genişletirler." -Ravilerden Bersani:

 

"Öyle sanıyorum ki o, onu çepeçevre kuşatan kırk kulaçlık alandır." demiştir- "Sonra ona: "Üst tarafına bak" derler. Bir de bakar ki cennete açılmış bir kapı! Ona: Ey Allah dostu, Allah'a itaat ettiğin için bu makam senindir, derler." Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Canımı elinde tutan Allah'a yemin olsun ki o vakit kalbine öyle bir mutluluk gelir ki ondan asla ayrılmaz." Sonra ona ''lilt tarafına bak" denilir. Alt tarafına baktığında cehenneme açılan bir kapı görür. Ona "Ey Allah'ın dostu, işte bundan da kurtuldun" denilir." Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine şöyle buyurdu:

 

"Canımı elinde tutan Allah'a yemin olsun ki o vakit kalbine öyle bir mutluluk gelir ki ondan asla ayrılmaz." Aişe (r.anha) der ki: Onun için cennete yetmiş kapı açılır ve Allah (c.c.) tekrar yaratana kadar cennetin kokusu ve serinliği gelmeye devam eder.

 

 

 

[4017] Aynı senedle Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kadar ulaşan bir rivayet de şöyledir: "Allah (c.c.) ölüm meleğine "Gidip düşmanımı buraya getir. Çünkü ben ona rızkı yaydım, nimetimi bol bol verdim, ama bana isyandan başka bir şey yapmadı. Şimdi intikam almam için onu buraya getir. Bir melek insanların gördükleri en çirkin bir surette onun yanına gider. On iki gözlü bu meleğin yanında çok sayıda dikeni bulunan ateşten bir şişi vardır. Beraberinde beş yüz melek bulunmakta olup meleklerin ellerinde de cehennem korlarından bakır ve korlar bulunur. Ayrıca ateşten kamçıları da vardır. Kendisi alevlenen ateş olan bu kamçıların yumuşaklığı kamçı yum uşaklığındadır. Ölüm meleği bu şişle ona öyle bir vurur ki bu şişin her bir dikeni onun her bir kıl, damar ve tırnağının kökünün en dibine kadar batıp kaybolur. Sonra onu şiddetle büker, ruhunu iki ayağının tırnaklarından söküp alır. Ruhunu onun topuklarına koyar. Allah düşmanı bu sırada bir süre sarhoş gibi olur. Ölüm meleği onu bu durumdan uyandırır. Melekler yüzüne ve arkasına bu kamçılarla vururlar. Ölüm meleği onu öyle sıkar ki ruhunu topuklarından söküp alır ve dizlerine atar. Sonra Allah düşmanı bu sırada tekrar sarhoş gibi olur. Bunun üzerine melek bir süre onu bırakır. Sonra melekler onun yüzüne ve arkasına bu kamçılarla vururlar. Sonra ölüm meleği onu tekrar şiddetle çeker ve ruhunu dizlerinden alıp iki böğrüne koyar. Bu sırada Allah düşmanı yine sarhoş gibi olur ve ölüm meleği kendine gelmesi için bir süre ona dokunmaz. Melekler yüzüne ve arkalarına bu kamçılarla vururlar. Aynı şekilde ruhunu önce göğsüne, sonra boğazına koyar. Sonra melekler bakın ve cehennem korunu çenesi altına yayarlar. Ölüm meleği "Ey lanetlenmiş mel'un ruh! 'İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde, kapkara dumandan, serin ve hoş olmayan bir gölge'ye (Vakıa, 42-44) girin. " der. Ölüm meleği ruhu kabzedince ruh bedene "Allah (c.c.) benden dolayı seni kötüyle cezalandırsın. Beni Allah'a isyana koşturur, Allah'a itaatten engellerdin. İşte sen de helak oldun, beni de helak ettin. " der. Beden de ruha aynısını söyler.

 

Üzerinde Allah'a karşı günah işlemiş olduğu mekanlar ona la'net ederler. İblis'in orduları onun yanına gelerek ademoğullarından birini ateşe götürmüş olduklarını müjdelerler. Kabre konulduğunda kabri öylesine daraltılır ki kaburga kemikleri parçalahıp dağılır ve sağı soluna solu sağına girer. Allah (c.c.) ona deve boynu gibi ve kapkara dişi yılanlar gönderir. Bu yılanlar burnunun ucunu, ayaklarının baş parmaklarını kemirir ve ta ortasına kadar varırlar. Allah Teala ona iki melek gönderir. Bu meleklerin gözleri çakan şimşek, sesleri gürleyen gök gürültüsü, köpek dişleri çengel, nefesleri alev gibidir. Saçlarına basarak yürürler. Her birinin iki omuzları arası şu şu kadarlık yoldur. Şefkat ve merhamet duyguları kaldırılmış olup adları Münker ve Nekir'dir. Her birinin elinde öyle bir tokmak vardır ki Rabia ve Mudar kabileleri onu kaldırmak için bir araya gelseler yerinden kaldıramazlar. Ona: Otur! derler. Kalkıp doğrulur ve oturur, kefenleri böğürlerine düşer. Ona: "Rabbin kimdir, dinin nedir, peygamberin kimdir?" diye sorarlar. O: "Bilmiyorum" der. "Bilmez ve okumaz olaydın!" deyip ona öyle bir vururlar ki bu vurmadan doğan kıvılcımlar kabrinde uçuşur. Sonra dönüp: Üst tarafına bak, derler. Baktığında cennete açılan bir kapı görür. Onlar: Ey Allah'ın düşmanı, şayet Allah'a itaat etmiş olsaydın, burası senin yerin olacaktı, derler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurur ki: Canımı elinde tutan Allah'a yemin olsun ki o anda kalbine öyle bir pişmanlık gelir ki bir daha asla çıkmaz. Melekler ona: Alt tarafına bak, derler. Alt tarafına baktığında orada cehenneme açılan bir kapı görür. Onlar: Ey Allah'ın düşmanı, Allah'a karşı isyankar olduğundan dolayı burası senin mekanındır, derler." Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurur ki: "Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki o anda kalbine bir daha hiç çıkmayacak bir pişmanlık ulaşır." Aişe (r.anha) der ki: "Onun için ateşte yetmiş yedi kapı açılır ve Allah Teala onu tekrar cehennem için diriltinceye kadar ona sıcaklığı ve sıcak rüzgarı gelir. " Bu, hem sened bakımından çok garip hem de metin olarak çok ilginç bir hadistir. Enes b. Malik (r.a.)'tan rivayet eden Yezid Rakkaşi'nin bir çok garip ve münker rivayetleri vardır ve onun rivayetlerini imamlar zayıf kabul etmişlerdir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[4018] Bu yüzden (ayette ifade edilenden dolayı) Ebu Davud, Osman (r.a.)'tan şöyle nakleder: Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) birinin defin işlemini bitirdikten sonra başında durup şöyle derdi: "Kardeşiniz için bağışlanma dileyin. Sebat ettirilmesi için dua edin. Zira o şu anda sorguya çekilmeletedir. " Bunu sadece Ebu Davud rivayet etmiştir.

 

Hafız İbn Merduyeh de "O zalimler, ölümün (boğucu) dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara: "Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O'nun ayetlerine karşı kibirlilik taslamış olmanızdan ötürü, bugün alçaklık azabı ile cezalandırılacaksınız!" derken onların halini bir görsen!" (En' am, 93) buyruğunun tefsirinde garip bir yolla Dahhak'tan, o da İbn Abbas (r.a.)'tan Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hadisi olarak çok uzun bir hadis rivayet etmiştir ki onda da gariplikler vardır.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

28 – 30. ayetler