|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
İbrahim Suresi 28 - 30.ayetler |
Allah'ın Yolundan
Saptıran ve Kavimlerini Helaka Sürükleyenler:
28. Allah'ın nimetine
nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri
görmedin mi?
29. Onlar cehenneme
girecekler. O ne kötü karargahtır!
30. Allah yolundan
saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: Yaşayın! Şüphesiz dönüşünüz
ateşedir.
Tefsiri:
İmam Buhari der ki:
"Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak
yurduna sürükleyenleri görmedin mi?" buyruğundaki "görmedin mi?"
ifadesi, "Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?" (Fil, 1)
ve "Binlerce oldukları halde, ölüm korkusundan dolayı yurtlarından çıkıp
gidenleri görmedin mi?" (Bakara, 243) buyruklarında da olduğu gibi
"bilmedin mi?" manasındadır. Ayetteki ".....: el-bevar"
helak demek olup fiil çekimi "....." (helak oldu, helak olur, helak
olmak) şeklindedir. (Furkan suresi, 18. ayet ve Feth suresi, 12. ayetlerde) yer
alan "....." kelimesi de "helak olan bir kavim manasına gelir.
İbn Abbas (r.a.)'tan rivayete göre o, "Allah'm nimetine nankörlükle
karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin
mi?" buyruğu hakkında: Onlar Mekkeli kafirlerdir, demiştir. Avfi, İbn Abbas
(r.a.)'ın bu ayet hakkında:
Onda bahsedilenler
Cebele b. Eyhem ile ona uyup Rumlara iltihak edenlerdir. dediğini söylemiştir.
İbn Abbas (r.a.)'tan gelen meşhur ve doğru görüş ise birincisidir. Bununla
birlikte ayetin manası bütün kafirleri kapsamaktadır. Zira Allah (c.c.)
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i alemlere rahmet ve insanlara nimet
olarak göndermiştir. Dolayısıyla onu kim kabul eder ve şükrünü yerine getirirse
cennete girer, kim red ve inkar ederse cehenneme girer. Nitekim Ali (r.a.)'tan da
İbn Abbas (r.a.)'tan ilk rivayetteki gibi bir söz rivayet edilmiştir. İbn Ebi
Hatim, Ebu Tufeyl'den şöyle nakleder:
İbn Kevva, Ali (r.a.)'a
"Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak
yurduna sürükleyenleri görmedin mi?" ayetini sordu, o "Helak olanlar
Bedir günündeki Kureyş kafirleridir" dedi. İbn Ebi Hatim, Ebu Tufeyl'den
şöyle nakleder: Bir adam Ali (r.a.)'a gelerek "Ey mü'minlerin emiri!
Allah'ın nimetine küfürle karşılık verenler kimlerdir?" diye sordu. Ali
(r.a.): Kureyş münafıklarıdır, dedi. İbn Ebi Hatim, İbn Ebi Hüseyin’den şöyle
nakleder: Ali (r.a.) bir gün kalkıp "Bana Kur'an'dan soru soracak kimse
yok mu? Vallahi, bugün onu benden daha iyi bilen birini bilsem, denizlerin
ötesinde de olsa yanına giderim." dedi. Bunun üzerine Abdullah b. Kevva
kalkarak, "Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda
kavimlerini helak yurduna sürükleyenler kimlerdir?" dedi. Ali (r.a.):
"Kureyş kafirleridir. Kendilerine Allah'ın nimeti iman geldi de O'nun bu
nimetine nankörlükle karşılık verdiler ve kavimlerini helak yurduna
sürüklediler. Süddi: ''Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda
kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi? buyruğu hakkında şöyle
der: Müslim el-Müstevfi, Ali (r.a.)'tan şöyle nakletti: Bunlar Kureyş'in en
günahkar kabileleri olan Ümeyye oğulları ile Muğire oğullarıdır. muğire
oğulları kavimlerini Bedir gününde, Ümeyye oğulları ise kavimlerini Uhud
gününde helak etmişlerdir. Ebu Cehil Bedir gününde, Ebu Süfyan ise Uhud gününde
vardı.
Helak yurdundan kasıt da
cehennemdir. İbn Ebi Hatim, Amr b. Mürr'den şöyle nakleder: Ali (r.a.)'ı
işittim; bu ayeti okudu ve "Bunlar Kureyş'in en günahkar kabilesi olan
Ümeyye oğulları ile Muğire oğullarıdır. Muğire oğulları Bedir günü helak edildiler.
Ümeyye oğulları ise bir süre faydalandırıldılar. Bunu İbn İshak da Amr b. Mürre
kanalıyla Ali (r.a.)'tan benzer bir lafızla rivayet etmiştir. Bu başka bir çok
senedle de rivayet edilmiştir. Süfyan-ı Sevri, Ömer (r.a.)'in "Allah'ın
nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna
sürükleyenleri görmedin mi?" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakleder:
Bunlar Kureyş'in en günahkar kabileleri olan Ümeyye oğulları ile Muğire
oğullarıdır. Muğire oğullarının hakkından Bedir günü geldiniz. Ümeyye oğulları
ise belli bir zamana kadar faydalandırıldılar. Bunu Hamza ez-Ziyat da Amr b.
Mürre'den şöyle rivayet etmiştir: İbn Abbas (r.a.), Ömer b. Hattab (r.a.)'a: Ey
mü'minlerin emiri! ''Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini
helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?" buyruğunda belirtilenler
Kureyş'in en azgın iki kabilesi olan dayılarım ile amcalarımdır. Allah (c.c.)
Bedir günü dayılarımın kökünü kazıdı. Amcalarımı ise belli bir süreye kadar
nimetlendirdi. Mücahid, Said b. Cübeyr, Dahhak, Katade ve İbn Zeyd de: Bunlar
Bedir günü öldürülen Kureyş kafirleridir, demişlerdir. Bunu İmam Malik de
tefsirinde Nafi'in İbn Ömer (r.a.)'tan nakliyle rivayet etmiştir.
''Allah yolundan
saptırmak için O'na ortaklar koştular." Yani, Allah'a ortaklar edinip
Allah'la birlikte onlara da ibadet ettiler, insanları ona çağırdılar. Yüce
Allah sonra onları Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in diliyle tehdit
ederek şöyle buyuruyor: "De ki: "Yaşaym! Şüphesiz dönüşünüz ateşedir."
Yani, dünyada yapabileceğiniz her şeyi yapın. Her ne olursa olsun
"Şüphesiz dönüşünüz ateşedir." Yani, sizin eninde sonunda dönüp
geleceğiniz yer orasıdır. Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette şöyle buyurur:
"Onları biraz faydalandırır, sonra kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.
" (Lokman, 24) Bir ayette de: "Dünyada bir miktar geçim (sağlarlar),
sonra dönüşleri bizedir; sonra da inkar etmekte oldukları şeylerden ötürü
onlara şiddetli azabı tattırırız. " (Yunus, 70) buyurur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |