|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
İbrahim Suresi 35 – 41.ayetler |
İbrahim (a.s) ve
Ailesini Beled-i Haram'a Bıraktığındaki Duası:
35. Hani İbrahim şöyle
demişti: "Rabbim! Bu şehri emniyetli kıl, beni ve oğullarımı putlara
tapmaktan uzak tut!"
36. Rabbim; putlar,
insanlardan bir çoğunun sapmasına sebep oldular. Şimdi kim bana uyarsa o
bendendir. Kim de bana karşı gelirse, sen gerçekten çok bağışlayan, pek
esirgeyensin.
Tefsiri:
Yüce Allah burada arap
müşriklere karşı bir cevap olarak, Allah'ın haram (korunmalı, saygın) beldesi
Mekke'nin ilk kurulduğunda tek olup hiçbir ortağı bulunmayan Allah'a ibadet
için kurulduğunu, buranın İbrahim (a.s) sayesinde yerleşim yeri yapıldığını
bildiriyor. İbrahim (a.s)'ın Allah'tan başkasına ibadet edenlerden beri
olduğunu ilan ettiğini ve "Rabbim! Bu şehri emniyetli kıl" diyerek
Mekke'nin güvenliği için dua ettiğini, Allah'ın da duasını kabul ettiğini
söylüyor. Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette "Çevrelerinde insanlar
kapılıp götürülürken, bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsi bir yer yaptığımızı
görmediler mi?" (Ankeblit, 67) buyurur. Yine "Şüphesiz, alemlere
bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mabet),
Mekke'deki (Kabe) dir. Orada apaçık nişaneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı
vardır. Oraya giren emniyette olur." (Al-i İmran, 96-97) buyurur.
Allah (c.c.) buradaki
kıssada devamla şöyle buyuruyor: "Rabbim! Bu şehri emniyetli kıl, beni ve
oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!" Şehir manasındaki
"beled" kelimesi burada "....." (bu şehri) şeklinde marife
yapılmıştır. Çünkü, sanki bu sözü şehri kurduktan sonra söylemiştir. O yüzden
(burada, birkaç ayet sonra) Allah (c.c.) "İhtiyar halimde bana İsmail'i ve
İshak'ı lutfeden Allah'a hamdolsun! Şüphesiz Rabbim duayı işitendir." (İbrahim,
39) buyurmuştur. Bilindiği gibi İsmail (a.s) İshak (a.s)'dan 13 yaş büyüktür.
İbrahim (a.s), İsmail emzikli iken onu ve annesini Mekke'ye götürdüğünde
yaptığı aynı duada ise, "Ey Rabbim! Burayı emin bir şehir yap!"
(Bakara, 126) demiştir ( .... bir şehir" şeklinde nekra). Biz bunu orada,
Bakara suresinde uzunca zikretmiştik.
"Beni ve oğullarımı
putlara tapmaktan uzak tut!" Dua eden herkes bu duayı kendisi, ana babası
ve evlatları için yapmalıdır.
İbrahim (a.s) daha sonra
insanlardan bir çoğunun putlar konusunda sapıklığa düştüklerini, kendisinin
onlara tapanlardan beri olduklarını belirtmiştir. Onların durumlarını Allah'a
havale etmiştir; Allah (c.c.) dilerse onlara azap eder, dilerse affeder.
Nitekim İsa (a.s) da şöyle diyecektir: "'Eğer kendilerine azap edersen
şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan
şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin' dedi." (Maide, 118) Bunda sadece
onların işi Allah'a havale edilmekte, gerçekleşmesinin mümkün olduğu manasına
gelmemektedir.
[4021] Abdullah b. Amr
(r.a.)'tan şöyle nakledilir; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) İbrahim
(a.s)'ın "Çünkü Rabbim, putlar, insanlardan bir çoğunun sapmasına sebep
oldular. Şimdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, Sen gerçekten
çok bağışlayan, pek esirgeyensin. " duası ile İsa (a.s)'ın "'Eğer
kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini
yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin'
dedi." (Maide, 118) duasını okudu. Sonra ellerini kaldırıp ''Allah'ım!
Ümmetim. Allah'ım! Ümmetim" deyip ağladı. Allah (c.c.) "Ey Cebrail!
Muhammed'e git ve -Rabbin daha iyi bildiği halde- ona "Seni ağlatan
nedir?" diye sor" diye emretti. Cebrail (a.s) gidip sordu. Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ne söylediğini ona haber verdi. Allah (c.c.)
şöyle buyurdu: "Muhammed'e git ve "Biz ümmetin hususunda seni hoşnut
edecek, üzmeyeceğiz. "
37. Ey Rabbimiz! Ey
Sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, çocuklarımdan bir kısmını senin mukaddes
evinin yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir
kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden onlara rızık ver!
Umulur ki bu nimetlere şükrederler.
Tefsiri:
Bundan anlaşılıyor ki
bu, Hacer ile oğlunu bırakıp giderken yaptığı ilk duadan sonra yaptığı ikinci
duadır. Diğeri Kabe yapılmadan önce, bu ise sonraydı. İbrahim (a.s) ilk duasını
vurgulayarak ve Allah'tan hayır umarak bu duayı yapmıştır. Bu yüzden bu
duasında "Senin mukaddes evinin yanında" demiştir.
"Namazı dosdoğru
kılmaları için" hususunda Taberi der ki: Bu "Mukaddes evinin
yanında" ifadesine bağlıdır. Yani, ben bunu ahalisi bunun yanında namaz
kılabilsin diye mukaddes (saygın, dokunulmaz) yaptım. ''Artık sen de
insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl" İbn Abbas
(r.a.), Mücahid ve Said b. Cübeyr şöyle demişlerdir: Şayet "insanlardan
bir kısmını" değil de "insanları" deseydi İranlılar, Rumlar,
Yahudiler, Hristiyanlar ve bütün insanlar akın edip orayı doldururlardı. Fakat
"insanlardan bir kısmını" diyerek onlardan müslümanlara has
kılmıştır.
"Ve meyvelerden
onlara rızık ver!" Yani, bunu sana ibadet ve taatlerinde yardımcı olsun
diye yap. Yani, nasıl ki ben onları "ekinsiz bir vadiye
yerleştirdim", sen de onlara yiyecekleri meyveler ver. Allah (c.c.) bu
duasını kabul etmiştir. Nitekim bir ayette şöyle buyurur: "Biz seninle
beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. Biz onları,
kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği güvenli,
dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların
çoğu bilmezler. " (Kasas, 57) Allah'ın lütfu, keremi, rahmeti ve
bereketindendir ki Beled-i Haram'da (Mekke) tek bir meyve ağacı yoktur, ama
Allah'ın halilinin duasının kabulünün bir gereği olarak çevresindeki meyveler
oraya getirilir.
38. Ey Rabbimiz!
Şüphesiz ki Sen bizim gizleyeceğimizi de açıklayacağımızı da bilirsin. Çünkü ne
yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.
39. İhtiyar halimde
bana İsmail'i ve İshak'ı lutfeden Allah'a hamdolsun! Şüphesiz Rabbim duayı
kabul edendir.
40. Ey Rabbim! Beni ve
soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz duamı kabul
et!
41. Ey Rabbimiz!
Amellerin hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve mü'minleri bağışla!
Tefsiri:
Yüce Allah, has dostu
İbrahim (a.s)'ın şöyle dediğini haber veriyor: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki
Sen bizim gizleyeceğimizi de açıklayacağımızı da bilirsin." Yani, Sen
duamdaki maksadımı ve duam la bu belde halkı için ne istediğimi biliyorsun. Kastım
ancak Senin rızanı kazanmak ve Sana karşı ihlaslı ve samimi olabilmektir. Çünkü
Sen görünen ve görünmeyeni ile her şeyi bilirsin. Sana ne yerde ne gökte hiçbir
şey gizli kalmaz. "Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli
kalmaz."
İbrahim (a.s) sonra
yaşlılıktan sonra kendisine çocuk vermesinden dolayı Allah'a hamd ederek şöyle
diyor: "İhtiyar halimde bana İsmail'i ve İshak'ı lutfeden Allah'a
hamdolsun! Şüphesiz Rabbim duayı kabul edendir." Yani, kendisine dua edene
icabet eder. Nitekim çocuk vermesi için yaptığım duamda da bana icabet etmişti.
İbrahim (a.s) sonra
şöyle diyor: "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı
kılanlardan eyle." Yani, beni de soyumdan gelecekleri de namazı ikame
edenlerden, onu devamlı ve kurallarına riayet ederek yerine getirenlerden eyle.
"Ey Rabbimiz! Duamı kabul et!" duamdaki tüm isteklerimi yerine getir.
"Ey Rabbimiz!
Amellerin hesap olunacağı gün" yani kullarını hesaba çe-
kip amellerinin iyiyse
iyiyle, kötüyse kötüyle karşılığını vereceğin gün.
"Beni,
ana-babamı" Bazıları bunu ''....." şeklinde tekil (yani, anamı)
şeklinde okumuşlardır. İbrahim (a.s) bu duayı babasının Allah'a düşmanlığı
belli olunca ondan beri olduğunu ilanından önce yapmıştır. "ve
mü'minleri" yani hepsini "bağışla!"
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |