|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Hicr Suresi 4 – 13.ayetler |
Kasabaların Yazısı:
4. Biz hiçbir kasabayı
belli bir yazısı olmaksızın helak etmedik.
5. Hiçbir ümmet ne
ecelinin önüne geçebilir, ne de onu geciktirebilir.
Tefsiri:
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
Allah hiçbir kasaba halkını onlara karşı kesin delilleri ortaya koymadıkça ve
onun için tespit etmiş olduğu eceli (vadesi) sona ermedikçe helak etmemiştir.
Ayrıca helak edilme zamanı gelen hiçbir ümmeti o vaktinden sonraya da bırakmaz,
onlar kendileri için tespit edilmiş olan süreden önce helak olmazlar.
Bu, Mekkeliler için bir
uyarı ve içinde bulundukları, kendisi sebebiyle de helak edilmeyi hak ettikleri
şirk, inat ve inkardan vazgeçmeleri için bir irşaddır.
6. Dediler ki: "Ey
kendisine Zikir indirilen kişi! Mutlaka sen bir delisin.
7. Doğru
söyleyenlerden isen bize melekler getirmeli değil misin?
8. Biz, o melekleri
ancak hak ile indiririz. O zaman da kendilerine mühlet verilmez.
9. Şüphe yok ki o
Zikri biz indirdik, onu koruyacak olan elbette Biziz.
Tefsiri:
Yüce Allah: "Ey
kendisine Zikir indirilen kişi! Mutlaka sen bir delisin" buyruğu ile
onların küfürlerini, inatla karşı duruşlarını ve direnişlerini haber
vermektedir. Yani, "ey kendisine" bu "Zikrin indirildiği kişi!
Mutlaka sen bir delisin" bizi sana uymaya ve atalarımızı üzerinde
(kendilerine ibadet ettiklerini) bulduklarımızı terk etmeye çağırdığından ötürü
bir delisin.
"Doğru
söyleyenlerden isen" getirdiklerinin doğruluğuna senin lehine şahitlik
etmek üzere "bize melekler getirmeli değil misin?" Nitekim Firavun da
böyle demişti: "Hem üzerine altın bilezikler bırakılmalı yahut onunla
birlikte melekler gelmeli değilmiydi?" (Zuhruf, 53); "Bizimle karşılaşacaklarını ümit
etmeyenler dediler ki: 'Bize melekler indirilmeli yahut Rabbimizi görmeli değil
miydik?' Andolsun ki onlar kendi kendilerine
büyüklendiler, azgınlık yapmakta çok ileri gittiler. Melekleri görecekleri gün
işte o günde günahkarlara müjde yoktur ve (melekler):
'Sizlere müjde yasak edilmiştir yasak' derler." (Furkan, 21-22) İşte aynı şekilde bu ayette de: "Biz o melekleri
ancak hak ile indiririz. O zaman da kendilerine mühlet verilmez"
buyurmaktadır. Mücahid Yüce Allah'ın: "Biz o
melekleri ancak hak ile indiririz" buyruğu hakkında:
Risalet ve azap ile (indiririz), diye açıklamıştır.
Daha sonra Yüce Allah,
Zikri yani Kur'an'ı indirenin kendisi olduğunu,
herhangi bir değişiklikten ve başkasıyla değiştirilmekten onu koruyacak olanın
da bizzat kendisi olduğunu tespit etmektedir. Yüce Allah'ın: "Onu
koruyacak olan" buyruğundaki zamirin Yüce Allah'ın: "Seni insanlardan
koruyacak olan Allah'tır" (Maide, 67) buyruğunda
olduğu gibi Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ait olduğunu söyleyenler de vardır. Ancak birinci
anlam (yani zam irin Kur'an'a ait olması) daha
uygundur, siyaktan açıkça anlaşılan da budur.
10. Andolsun ki senden önceki ümmetler arasında da peygamberler
gönderdik.
11. Onlara gelen her
bir peygamberle mutlaka alayediyorlardı.
12. Biz böylece onu günahkarların kalplerine sokarız.
13. Öncekilerin
sünneti de geçmiş bulunduğu halde onlar buna yine de inanmazlar.
Tefsiri:
Yüce Allah Kureyş kafirleri arasından
kendisini yalanlayanların yalan laması dolayısıyla Rasulü'nü
teselli ederek şöyle buyurmaktadır: Şüphesiz ki O, kendisinden önce geçmiş
ümmetler arasında rasuller göndermiştir. Her bir
ümmete bir rasul geldi mi, mutlaka onu yalanlamış ve
onunla alay etmişlerdir. Sonra da Yüce Allah, hidayete uymayı
büyüklüklerine yediremeyip. inatlaşan günahkarların kalplerine yalanlamayı
sokup yerleştirmiş olduğun haber vermektedir. Enes ve Hasan-ı Basri: "Biz böylece onu günahkarların
kalplerine sokarız" buyruğundan kasıt şirktir. "Öncekilerin sünneti
de geçmiş bulunduğu halde" buyruğu da Yüce Allah'ın rasullerini
yalanlayan kimseleri nasıl helak edip, yok ettiği bilinen bir husus olduğu
gibi, Allah'ın enbiyayı ve onlara uyanları dünya ve ahirette
nasıl kurtarmış olduğu da bilinen bir husustur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |