İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Hicr Suresi

14 – 20.ayetler

 

Gökten Bir Kapı Açsak:

 

14. Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar,

15. Muhakkak ki: "Gözlerimiz döndürülmüş hatta biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah onların küfürlerinin, inatlarının ve hakka karşı büyüklenmelerinin ne kadar güçlü ve ileri olduğunu haber vermektedir. Öyle ki eğer onlar için semada bir kapı açsa da onlar o kapıdan yükselip çıksalar dahi yine bunun gerçek olmadığını söyleyecek, tasdik etmeyecekler. Aksine: "Gözlerimiz döndürülmüş" diyeceklerdir. Mücahid, İbn Kesir ve ed-Dahhak: Gözlerimiz kapatılmış diye açıklarken, Katade İbn Abbas'tan gözlerimiz alınmış (göremez hale getirilmiş) diye açıklamışlardır. el-Avfi ise İbn Abbas'tan: Bize (gerçek olmayan şeyler) gerçek gibi gösterildi. Biz ancak büyülendik diye açıkladığını nakletmektedir. el-Kelbi: Gözlerimiz kör edildi demiştir. İbn Zeyd de: "Gözlerimiz döndürülmüş (lafzı manasıyla: sarhoş edilmiş)" buyruğunu, sekran (sarhoş) hiçbir şeyi akletmeyen kişidir, diye açıklamıştır.

 

 

 

16. Andolsun ki Biz gökte burçlar yarattık ve onu seyredenler için süsledik.

17. Biz onu kovulmuş her şeytandan koruduk.

18. Kulak hırsızlığı yapan müstesna. Onun ardına da apaçık bir ateş parçası düşmektedir.

19. Yeri de döşeyip, yaydık. Orada sağlam kazıklar koyduk ve oralarda ölçülmüş her şeyden bitirdik.

20. Orada hem sizin için, hem de rızıklarını temin edemeyeceğiniz kimseler için birçok geçim kaynakları yarattık.

 

Tefsiri:

 

Şanı Yüce Allah semayı yüksek olarak yarattığını, onu delip geçen yıldızlarla süslediğini, onun üzerinde düşünüp, ona defalarca bakan bir kimsenin orada kendisini hayrete düşürecek oldukça şaşırtıcı şeyler ve göz kamaştırıcı ayetler (belgeler, deliller) göreceğini haber vermektedir. Bundan ötürü Mücahid ve Katade şöyle demektedir: Burada burçlardan kas ıt gezegenlerdir.

 

Derim ki: Bu buyruk şanı Yüce ve mübarek olan Allah'ın: "Gökte burçlar yaratan ve orada bir kandil ve aydınlık saçan bir ay yaratan (Allah)ın şanı ne yüce, ne mübarektir" (Furkan, 61) buyruğuna benzemektedir. Kimileri de burçlar, güneş ve ayın konaklarıdır, diye açıklamıştır. Atiyye el-Avfi ise: Burada burçlar, içinde koruyucuların bulundukları yüksek binalardır. Bu burçlarda yakıcı alevleri de Mele-i a'la' daki konuşmaları işitmemeleri için azgın şeytanlara karşı bekçiler olarak yaratmıştır. Onlardan karşı çıkıp, mutlaka hırsızlık yoluyla (mele-i a'la'yı) dinlemek isteyenlere ise "apaçık bir ateş parçası" ona gelir ve onu imha eder. Bu halde bazen alevli ateş gelip ona yetişmeden işitmiş olduğu bir sözü kendisinden bir alttakine ulaştırmış olabilir. Bu sefer diğeri o sözü alır ve onu (yerdeki) kendi dostuna ulaştırır. Nitekim bu husus sahih hadiste açıkça ifade edilmiş bulunmaktadır.

 

 

[4039] Buhari bu ayetin tefsirinde dedi ki: Bize Ali b. Abdullah tahdis etti ... Ebu Hureyre'den hadisi Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kadar ulaştırarak şöyle buyurduğunu nakletti: "Allah semada belli bir işi takdir ettiği vakit melekler kanatlarını düz bir kaya üzerindeki bir zincir (sesi) imişcesine O'nun buyruğuna itaatle boyun eğerek kanatlarını çırparlar." Ali dedi ki: Başkası (yani hadisi rivayet eden Süfyan'dan başka raviler) dedi ki: "Allah bu sözü meleklere ulaştırır. Nihayet korku hali kalplerinden gidince Rabbiniz ne buyurdu, derler. Onun söylediği şey hakkında: "Hakkı buyurdu, O pek yücedir, pek büyüktür" diye cevap verirler. Hırsızlık yoluyla (mele-i a'la'yı dinleyenler) onu işitirler. Hırsızlık yoluyla söz dinleyenler bu şekilde biri diğerinin üstünde olur. -Süfyan onların bu halini eliyle gösterdi ve sağ elinin parmaklarının arasını açarak bunları üst üste olacak şekilde dikti.- Bazen alev o sözü dinleyeni arkadaşına ulaştırmadan önce yetişip, onu yakar. Bazen de onu kendisinden sonrakine ulaştırıncaya, o da kendisinden daha alttakine bildirinceye kadar alev ona yetişemez. Nihayet o sözü yere kadar ulaştırırlar. -Bazen de Süfyan:

Nihayet bu söz yere kadar ulaşır, derdi.- Ve derken sihirbazın ağzına -yahut kahinin ağzına- bırakılır, o da onunla yüz tane yalan daha uydurur. (Onların kehanetlerini dinlemiş olanlar): Şu şu günde şöyle şöyle zamanda bize bunu haber vermemiş miydi? Biz onun -semadan işitilmiş olan söz için- gerçek olduğunu gördük, derler. "

 

Sonra Yüce Allah yeryüzünü yarattığını, onu yayıp genişlettiğini ve düzenlediğini, onun üzerinde sağlamlaştırıcı kazık gibi dağları, vadileri, arazileri ve kumları yarattığını, orada münasip ekinler ve meyveler bitirmiş olduğunu zikretmektedir.

 

İbn Abbas: "Ve oralarda ölçülmüş her şeyden bitirdik" buyruğunu: Miktarı tarafımızca bilinmiş (her şeyden bitirdik) diye açıklamıştır. Said b. Cubeyr, İkrime, Ebu Malik, Mücahid, el-Hakem b. Uteybe, el-Hasan b. Muhammed, Ebu Salih ve Katade de böyle açıklamışlardır. Onlardan: Bir miktar (kader) ile takdir edilmiş, diye açıklayanlar da vardır. İbn Zeyd: Her bir şeyden ölçülerek, tartılatak ve belli bir miktar ile takdir edilerek (yarattık), diye açıklamıştır. Yine İbn Zeyd: Çarşı pazarlarda tartılan şeyler yarattık, diye açıklamıştır.

Yüce Allah'ın: "Orada hem sizin için, hem de rızıklarını temin edemeyeceğiniz kimseler için birçok geçim kaynakları yarattık" buyruğuna gelince:

Yüce Allah yeryüzündeki çeşitli geçim ve rızık sebeplerinde tasarruf yapabilecek hale getirmiş olduğunu söz konusu etmektedir.

 

"Hem de rızıklarını temin edemeyeceğiniz kimseler için" buyruğunu Mücahid: Bunlar çeşitli hayvanlar ve davarlardır, diye açıklamıştır. İbn Cedr ise: Bunlar köleler, cariyeler, hayvanlar ve davarlardır, demektedir.

Maksat şudur: Şanı Yüce Allah kendileri için kolaylaştırmış olduğu kazanç yollarını, çeşitli sebepleri ve türlü türlü geçim yollarını kolaylaştırmakla, onlara musahhar kılmış olduğu (emirlerine vermiş olduğu), sırtlarına bindikleri binek hayvanları ile etlerini yedikleri davarlarla, hizmetlerinde kullandıkları köle ve cariyeler ile lütufla bulunduğunu ve bunların rızıklarını vermenin kendilerine ait değil de onları yaratanın üzerine düştüğünü hatırlatarak lütufta bulunduğunu bildirmektedir. Yani menfaat onların, rızıklarını vermek ise Yüce Allah'a aittir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

21 – 25. ayetler