İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Hicr Suresi

21 – 25.ayetler

 

Aşılayıcı Rüzgarlar:

 

21. Hazineleri nezdimizde bulunmayan hiçbir şey yoktur. Biz onları ancak belli bir miktar ile indiririz.

22. Biz rüzgarları aşılayıcılar olarak gönderdik. Gökten de bir su indirip, onunla sizleri suladık. Bunları siz biriktiremezsiniz.

23. Muhakkak ki Biz, evet Biz hem diriltiriz, hem de öldürürüz. Miras alacaklar da Bizleriz.

24. Andolsun ki sizden önce gelip geçenleri de Biz bilmişizdir, sonra gelenleri de bilmişizdir.

25. Şüphe yok ki Rabbin onları toplayacak olandır. O Hakimdir, her şeyi bilendir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah her şeyin mutlak sahibinin kendisi olduğunu, her şeyin O'nun için kolayolup, zor olmadığını, bütün türleri ile her şeyin hazinelerinin kendi nezdinde bulunduğunu haber vermektedir.

 

"Biz onları ancak belli bir miktar ile indiririz. " Nasıl dilerse, nasıl murad ederse öylece indirir. Bu husustaki sonsuz hikmetine ve kullarına olan merhametine göre indirir. Bunu onlara karşı böyle bir yükümlülüğü olduğu için yapmıyor, aksine O kendi üzerine rahmeti yazdığı için bunu yapıyor.

 

Yezid b. Ebi Ziyad, Ebu Cuhayfe'den, o Abdullah'tan şöyle dediğini nakletmektedir: Bir yıl yağan yağmur diğerinden fazla değildir, ama Allah o yağmuru aralarında nasıl isterse öylece paylaştırır. Bir yıl burada, öbür yıl başka bir yerde. Sonra: "Hazineleri nezdimizde bulunmayan hiçbir şey yoktur. Biz onları ancak belli bir miktar ile indiririz" buyruğunu okudu. Bunu İbn Cerir de rivayet etmektedir.

 

Yine İbn Cerir şunları da söylemiştir: Bize el-Kasım tahdis etti. .. el-Hakem b. Uteybe'den Yüce Allah'ın: "Biz onları ancak belli bir miktar ile indiririz" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakletmektedir: Bir yılın yağmuru, bir diğer yıldan ne fazladır ne eksik, ama (bazen) bir kavme yağmur yağdırılırken, diğerleri mahrum bırakılır. Bazen denize de yağdığı olur. (Devamla) dedi ki:

 

Bize ulaştığına göre yağmur ile birlikte inen meleklerin sayısı, İblis'in çocuklarının sayısından da, Adem'in çocuklarının sayısından da fazladır. Onlar her bir damlanın düştüğü yeri ve neyi yeşertip, bitirdiğini tespit ederler.

 

 

[4040] Bezzar dedi ki: Bize Davud b. Bekr et-Tusterı tahdis etti, bize Hayyan b. Ağleb b. Temim tahdis etti, bana babam, Hişam'dan tahdis etti. O Muhammed b. Sirin'den, o Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle dediğini nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah'ın hazineleri sözden ibarettir. O bir şeyi murad etti mi ona ol der, o da derhaloluverir. "

 

Sonra (Bezzar) dedi ki: Bu hadisi Ağleb'den başka kimse rivayet etmemektedir ve Ağleb pek kavi bir ravi değildir. Mütekaddimundan birçok kişi ondan hadis rivayet etmiş olmakla birlikte, bu hadisi kendisinden ve oğlun, dan başkası rivayet etmemiştir.

 

Yüce Allah'ın: "Biz rüzgarları aşılayıcılar olarak gönderdik" buyruğu şu demektir: Yani rüzgarlar bulutları aşılar ve bulutlar yağmur yağdırır, ağaçları aşılar, yaprakları ve tomurcukları açılır. Yüce Allah buradaki rüzgarları çoğul kipi olarak söz konusu etmektedir. Tekil olarak zikrettiği "ve kısır" olmakla nitelendirdiği: "er-rihu'l-akım: kısır rüzgarlar"ın aksine bunlardan birtakım neticeler (mahsuller) ortaya çıktığından ötürü çoğul kipi ile söz konusu etmiştir. "Akim: kısır" ise bir üretim, bir sonuç vermemek demektir. Çünkü ürün ve sonuç ancak iki ve daha fazla şeyden ortaya çıkar.

 

el-A'meş, el-Minhal b. Amr'dan, o Kays b. es-Seken'den, o Abdullah b. Mes'ud'dan Yüce Allah'ın: "Biz rüzgarları aşılayıcılar olarak gönderdik" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakletmektedir: Rüzgarlar gönderilir, semadan suyu kaldırır. Sonra bulutları aşılar ve bulutlar da bunun neticesinde tıpkı sağmal bir deve gibi yağmur yağdırır. İbn Abbas, İbrahim en-Nehai ve Katade de böyle demiştir.

 

Dahhak şöyle demiştir: Allah rüzgarları bulutların üzerine gönderir ve o bulutları aşılayarak su ile dolarlar. Ubeyd b. Umeyr el-leysı dedi ki: Allah müjdeleyid rüzgarı gönderir, o da yeri özenle süpürür. Sonra Allah harekete geçiren rüzgarı gönderir, o da bulutları harekete geçirir. Arkasından Allah kaynaştırıcı (rüzgar)ları gönderir, o da bulutları birbirlerine kaynaştım. Arkasından Yüce Allah aşılayıcı rüzgarı gönderir, o da ağaçları aşılar. Bunları söyledikten sonra: "Biz rüzgarları aşılayıcılar olarak gönderdik" buyruğunu okudu.

 

 

[4041] İbn Cerir'in rivayet ettiğine göre Ebu Hureyre, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu nakletmektedir: "Güneyden esen rüzgar cennettendir. İşte aşılayıcı rüzgar odur. Yüce Allah’ın Kitabında zikrettiği de odur, bu rüzgarlarda insanlar için menfaatler vardır. " Bu zayıf bir isnaddır.

 

 

[4042] İmam Ebu Bekr Abdullah b. ez-Zubeyr el-Humeydı, Müsned'inde dedi ki. .. Ebu Zerr Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’den şöyle buyurduğunu nakletmektedir: "Allah rüzgardan yedi sene sonra cennette bir rüzgar yarattı. Onun önünde ise kapah bir kapı bulunmaktadır. İşte rüzgar size o kapıdan gelir. Eğer kapı açılacak olsaydı gök ile yer arasında her ne varsa hepsini savururdu. Bu rüzgarın Allah nezdindeki adı el-Ezyeb'dir. Sizin aranızdaki adı ise güney rüzgarıdır. "

 

Yüce Allah'ın: "Onunla sizleri suladık" buyruğuna gelince: O suyu Biz sizin için içmeniz mümkün olacak şekilde tatlı olarak indirdik. Dileseydik Biz onu içilemez acı bir su olarak da indirirdik. Nitekim Yüce Allah Vakıa süresindeki başka ayet-i kerimede bu hususa dikkat çekmektedir. Söz konusu ayetler şöyledir: "İçtiğiniz sudan bana haber verin. Onu bulutlardan siz mi indirdiniz yoksa indirenler Bizler miyiz? Dileseydik onu acı (içilemez) kılardık. Peki, şükretmez misiniz?" (Vakıa, 68-70) Buna dikkat çeken diğer buyruk da şudur: "Sizin için gökten su indiren O' dur. Ondan içecek de vardır, hayvanlarınızı yaymakta olduğunuz bitkiler de ondandır. " (Nahl, 10)

 

Yüce Allah'ın: "Bunları siz biriktiremezsiniz" buyruğunu Süfyan es-Sevri:

"Engelleyemezsiniz" diye açıklamıştır.

 

Maksadın şu olma ihtimali de vardır: Onun koruyucuları siz değilsiniz.

Aksine onu indiren ve sizin için onu koruyanlar onu yerde kaynaklar halinde, pınarlar halinde var edenler Bizleriz. Şayet Yüce Allah dileseydi onu yerin dibine geçirir ve onu yok ederdi. Ancak rahmetinin bir neticesi olarak onu gökten indirdi ve o suyu tatlı yarattı. Pınarlarda, kuyularda, ırmaklarda ve daha başka hallerde o suyu muhafaza etti. Böylelikle o suyun yıl boyunca onların yararlanacakları bir sürette kalmasını sağladı. Kendileri o sudan içtikleri gibi, hayvanlarım, ekinlerini ve mahsullerini de onunla sularlar.

 

"Muhakkak ki Biz, evet Biz hem diriltiriz, hem de öldürürüz." Bu buyruk Yüce Allah'ın yaratmayı yoktan başlatıp (yok ettikten sonra) tekrar etme kudretini haber vermekte, yokken mahlukatı Onun dirilttiğini sonra da onları öldüreceğini daha sonra ise hepsini o toplanma (kıyamet) günü için diriltip bir araya getireceğini bildirmektedir. Yüce Allah yeryüzünü ve üzerindekileri

kendisinin miras alacağını ve O'na döndürüleceklerini de haber vermektedir. Arkasından onların durumlarını -ilklerinden sonuncularına kadar- tam ve eksiksiz olarak bildiğini haber vermek üzere: ''Andolsun ki sizden önce gelip geçenleri de biz bilmişizdir sonra gelenleri de bilmişizdir" buyurmaktadır.

 

İbn Abbas -Allah ondan ve babasından razı olsun-: Öne geçenler: Adem (a.s)'dan itibaren ölmüş olanların hepsidir. Sonra gelenler ise şu anda hayatta olanlar ile kıyamet gününe kadar gelecek olanların hepsidir, demiştir. Buna yakın bir rivayet İkrime, Mücahid, Dahhak, Katade, Muhammed b. Ka'b, eş-Şa'bi ve başkalarından da rivayet edilmiştir. İbn Cerir'in (r.h) tercihi de budur. İbn Cerir dedi ki: ... Mervan b. el-Hakem dedi ki: Bazı kimseler kadınlar için (cemaatle namaz kıldıklarında) saflarda geri kalırlardı. Bunun üzerine Yüce Allah: ''Andolsun ki sizden öne gelip geçenleri de Biz bilmişizdir, geriye kalanları da Biz bilmişizdir" buyruğunu indirdi. Bu hususta oldukça garip bir hadis de rivayet edilmiş bulunmaktadır.

 

 

[4043] İbn Cerir dedi ki: Bize Muhammed b. Musa el-Haraşi tahdis etti.

Bize Nuh b. Kays tahdis etti. Bize Amr b. Malik, Ebu'l-Cevza'dan tahdis etti. O, İbn Abbas'dan şöyle dediğini nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in arkasında güzel bir kadın namaz kılıyordu. İbn Abbas dedi ki: Evet, Allah'a yemin ederim ki asla onun gibisini görmedim. Bazı Müslümanlar ise namaz kıldıkları vakit öne geçiyorlardı -onu görmek istemedikleri için demek istiyor.- Bazıları da geri kalıyarlardı. Biz secdeye vardığımız vakit ellerinin (koltuklarının) altından ona bakıyorlardı. Bu sebeple Yüce Allah: ''Andolsun ki aranızdan öne geçenleri de Biz bilmişizdir, geri kalanları da bilmişizdir" buyruğunu indirdi. 

 

Bunu Ahmed ve tefsirinde İbn Ebi Hatim de böylece rivayet ettiği gibi Tirmizi ve Nesai de Sünen'lerinin tefsir bölümlerinde bu şekilde rivayet etmiş, İbn Mace de Nuh b. Kays el-Huddani'den gelen çeşitli yollardan rivayet etmiş bulunmaktadır. Ahmed, Ebu Davud ve başkaları onun sika bir ravi olduğunu söylemiştir. İbn Main'in onun zayıf bir ravi olduğunu söylediği de nakledilmiş, bununla birlikte Müslim ve Sünen sahipleri de onun yoluyla gelen rivayetleri kitaplarına almışlardır. Bu hadiste ise ileri derecede münkerlik vardır. Bunu Abdurrezzak, CMer b. Süleyman'dan, o Amr b. Malik en-Nukri'den rivayet etmiştir. Buna göre o Ebu'l-Cevza'nın Yüce Allah'ın: ''Andolsun ki Biz sizden öne geçenleri" buyruğunu namazda saflarda önde duranları "da bilmişizdir sonra gelenleri de" diye açıkladığını nakletmiştir.

 

O halde kuvvetli olarak görüldüğüne göre bu sadece Ebu'l-Cevza'nın söylediği bir sözdür. Bu rivayette İbn Abbas söz konusu edilmemiştir. Tirmizi de: Bunun böyle olması Nuh b. Kays'ın rivayetinden daha doğrudur, demiştir. Doğruyu en iyi bilen Allah'tır.

 

Ayrıca İbn Cerir de Muhammed b. Ebi Ma'şer'den, o babasından böylece rivayet etmiştir. Buna göre babası Avn b. Abdullah'ı, Muhammed b. Ka'b ile Yüce Allah'ın: ''Andolsun ki sizden önce gelip geçenleri de Biz bilmişizdir sonra gelenleri de bilmişizdir" buyruğu hakkında karşılıklı müzakerede bulunurken bu ayetin namazlardaki saflar hakkında olduğunu söylemesi üzerine Muhammed b. Ka'b şöyle cevap vermiştir: Hayır, böyle değildir: ''Andolsun ki sizden önce gelip geçenleri de Biz bilmişizdir" buyruğunda ölmüş olanlar ve öldürülmüş olanlar kastedilmektedir. "Sonra gelenleri de bilmişizdir" ise sonradan yaratılacaklar demektir. "Şüphe yok ki Rabbin onları toplayacak olandır. O Hakimdir, her şeyi bilendir." Bunun üzerine Avn b. Abdullah: Allah seni muvaffak etsin ve sana hayırlı mükafatlar versin, dedi.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

26 – 44. ayetler