|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Hicr Suresi 45 – 50.ayetler |
Müttakiler
Cennettedir:
45. Takva sahipleri
ise muhakkak cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.
46. Onlara: Esenlikle,
güvenle girin, (denilecek).
47. Biz onların göğüslerindeki
kini söküp attık, kardeşler olarak sedirler üzerinde karşılıklı otururlar.
48. Orada onlara
hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.
49. Kullarıma haber
ver ki: Ben gerçekten Gafur ve Rahimim.
50. Ve hiç şüphesiz
benim azabım da elbette can yakacak bir azaptır.
Tefsiri:
Yüce Allah
cehennemliklerin durumunu zikrettikten sonra cennetlikleri söz konusu etmeye,
onların bahçelerde (cennetlerde) ve pınar başlarında olacaklarını da
bildirmektedir. Yüce Allah'ın: "Oralara esenlikle, güvenle girin"
buyruğu afetlerden esenlikte ve size selam verilmiş kimseler olarak, her türlü
korku ve dehşetten yana da güven içerisinde girin. Kesinlikle ne çıkarılmaktan,
ne nimetlerin kesintiye uğramasından, ne de yok olup gitmekten korkmayın,
demektir.
"Biz onların
göğüslerindeki kini söküp attı k. Kardeşler olarak sedirler üzerinde karşılıklı
otururlar" buyruğuna gelince: el-Kasım, Ebu Ümame'den şöyle dediğini
nakletmektedir: Cennetlikler cennete dünyada iken kalplerinde bulunan kin ve
menfi duygular ile birlikte gireceklerdir. Nihayet yan yana gelip, karşılıklı
oturacakları vakit Allah, dünya hayatında iken kalplerinde bulunan kin namına
ne varsa hepsini söküp alacaktır. Daha sonra: "Biz onların göğüslerindeki
kini söküp attık" buyruğunu okudu.
Evet, bu rivayette, bu
şekildedir. "el-Kasım b. Abdurrahman'ın, Ebu Ümame'den rivayeti ise
zayıftır. Süneyd, Tefsir'inde şu rivayeti nakl etmektedir: Bize İbn Fedale,
Lokman'dan tahdis etti. O, Ebu Ümame’den şöyle dediğini nakletti: Kalbinde bulunan
kin sökülüp atılmadıkça hiçbir mü' min cennete girmeyecektir. Öyle ki ondan
yırtıcı, saldırgan hayvandan (bu halin) sökülüp alınması gibi (alınacaktır).
[4047] Bu Sahih'te
bulunan Katade yoluyla gelen rivayete de uygundur.
Buna göre Ebu Said el-Hudri
kendilerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu
tahdis etmiştir: "Mü'minler cehennem ateşinden kurtulacaklar. Sonra da
dünya hayatında aralarındaki haksızlıklar sebebiyle kimilerinden kimilerinin
hakları kısas ile alınacaktır. Nihayet arındırılıp, tertemiz edildikten sonra
cennete girmeleri için kendilerine izin verilecektir. "
İbn Cerir dedi ki:
Muhammed b. Sirin dedi ki: el-Eşter, Ali (r.a.)'ın yanına girmek üzere izin
istemişti. Ali'nin yanında da Talha'nın bir oğlu bulunuyordu. Ali onu bir süre
beklettikten sonra ona (içeri girmesi için) izin verdi. el-Eşter içeri girince:
Senin beni ancak bu kişi sebebiyle kapıda tuttuğunu görüyorum, dedi. Ali, evet
deyince, el-Eşter şöyle dedi: Yine gördüğüm kadarıyla yanında Osman'ın bir oğlu
bulunsaydı yine beni kapıda tutacaktın. Ali: Evet. Çünkü benim ve Osman'ın Yüce
Allah'ın: "Biz onların göğüslerindeki kini söküp attı k, kardeşler olarak
sedirler üzerinde karşılıklı otururlar" diye buyurduğu kimselerden
olacağımızı ümit ederim, dedi.
Yine İbn Cerir dedi ki:
Bize Ebu Malik el-Eşcai, Talha'nın bir azadlısı olan Ebu Habibe'den şöyle
dediğini nakletti: İmran b. Talha, Ali (r.a.) Cemel vakasına katılanların
işlerini bitirdikten sonra Ali'nin yanına girdi. Ali onu çok güzel karşıladı ve
şöyle dedi: "Allah'ın beni ve senin babanı: "Biz onların
göğüslerindeki kini söküp attık. Kardeşler olarak sedirler üzerinde karşılıklı
otururlar" diye buyurduğu kimselerden kılacağını ümit ediyorum." (Ebu
Habibe) dedi ki: İki adam da yerdeki yaygının bir tarafında oturuyorlardı.
(Birisi), "Allah bunu yapmayacak kadar adildir. Dün onları öldürürken
(bugün) kardeşler mi oldunuz?" dedi. Ali (r.a.) şöyle dedi: "Kalkın,
benden alabildiğine uzak bir yere gidin. Eğer ben ve Talha böyle olmayacaksak,
burada sözü edilenler kimlerdir? Ebu Muaviye böyle diyerek hadisi uzun uzadıya
zikretti.
Veki' de Eban b.
Abdullah el-Beceli'den rivayet etti. O Nuaym b. Ebi Hind'den, o Rib'i b.
Hiraş'dan, o Ali'den buna yakın bir şekilde rivayeti nakletti. Rivayetinde
şöyle dedi: Hemdan'dan bir adam ayağa kalkarak: "Ey mü'minlerin emiri,
Allah bunu yapmayacak kadar adaletlidir" dedi. (Rib'i) dedi ki: Ali ona
öyle bir bağırdı ki bu bağırtısından adeta binanın yıkıldığını zannettim. Sonra
da: "Eğer burada sözü edilenler biz olmayacaksak, bunlar kimler
olacak?" diye ekledi.
Said b. Mesruk da Ebu
Talha'dan deyip, bunu zikretti. Onun rivayetinde şu da vardır: Bu sözleri
el-Haris el-A'ver söyledi. Ali (r.a.) kalkıp onun yanına gitti ve elinde
bulunan bir şey ile onun başına vurarak: "Ey A'ver, eğer bu sözü edilenler
biz değilsek, bunlar kimlerdir?" dedi.
Süfyan es-Sevri de
Mansur'dan, o İbrahim'den şöyle dediğini nakletti: ez-Zubeyr'in katili Curmuz,
Ali (r.a.)'ın huzuruna girmek üzere izin istedi. Ali uzunca bir süre onu
beklettikten sonra ona izin verince, ona: "Siz bu şekilde sınav vermiş
olan kimselere böyle katı mı davranıyorsunuz" dedi. Ali: "Ağzın
toprakla dolsun. Şüphesiz ki ben, Talha ve Zubeyr ile birlikte Yüce Allah'ın:
"Biz onların göğüslerindeki kini söküp attı k. Kardeşler olarak sedirler
üzerinde karşılıklı otururlar" buyruğunda sözü edilenlerden olacağımızı
ümit ederim" dedi.
es-Sevri de Cafer b.
Muhammed'den, o babasından, o Ali'den buna yakın olarak rivayeti böylece
nakletmiştir. Süfyan b. Uyeyne, İsrail'den, o Ebu Musa'dan nakletliğine göre
Ebu Musa, Hasan-ı Basri'yi şöyle derken dinlemiştir: Ali dedi ki: "Allah'a
yemin olsun ki "Biz onların göğüslerindeki kini söküp attık. Kardeşler
olarak sedirler üzerinde karşılıklı otururlar" ayeti biz Bedir’e
katılanlar hakkında inmiştir. "
Kesir en-Nevva dedi ki:
Ebu Cafer Muhammed b. Ali'nin yanına girdim.
Ben: "Benim velim
sizin veliniz, barışım sizin barışınız, düşmanım sizin düşmanınız, savaşım
sizin savaşınızdır. Allah adına sana soruyorum: Ebu Bekir ve Ömer'den teberri
edeyim (onlardan uzak olduğumu ilan edeyim) mi?" dedim. O: "O
takdirde ben doğru yoldan sapmış ve hiç şüphesiz hidayet bulmamışlardan
olurum." (En'am, 56) Ey Kesir, onları veli (dost) edin. Bundan dolayı sana
ne gelirse o benim şu boynuma gelsin, dedi. Sonra da: "Kardeşler olarak
sedirler üzerinde karşılıklı otururlar" ayetini okuyup dedi ki:
"(Bunlar) Ebu Bekir, Ömer ve Ali'dir -Allah hepsinden razı olsun-"
dedi.
es-Sevri bir adamdan, o
Ebu Salih'ten Yüce Allah'ın: "Kardeşler olarak sedirler üzerinde
karşılıklı otururlar" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakletmektedir:
Bunlar on kişidir: Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zubeyr, Abdurrahman b.
Avf, Sad b. Ebi Vakkas, Said b. Zeyd ve Abdullah b. Mes'ud'dur. -Allah
hepsinden razı olsun-
"Karşılıklı
otururlar" buyruğunu Mücahid: Onların kimi diğerinin arkasına bakmaz (hep
yüzyüze otururlar), diye açıklamıştır. Bu hususta merfu bir hadis de vardır.
[4048] İbn Ebi Hatim
dedi ki: Zeyd b. Ebi Evfa dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yanımıza çıktı ve "Kardeşler olarak sedirler üzerinde karşılıklı
otururlar" ayetini okudu. "Allah için birbirlerini severler,
birbirlerine bakarlar" diye açıkladı.
"Orada onlara
hiçbir yorgunluk" yani meşakkat ve eziyet "dokunmaz."
Nitekim Buhari ve Müslim'in
Sahih'lerinde geçen:
[4049] "Allah bana,
Hatice'ye cennette inciden bir evi müjdelememi emretti. Onda ne bağırıp,
çağırma, ne de yorgunluk vardır" buyruğunda da böyledir.
Yüce Allah'ın:
"Onlar oradan çıkarılacak da değillerdir." buyruğuna gelince: Hadiste
şöyle buyurulmuştur:
[4050] "Ey cennet
ehli sizin ebediyen sağlıklı olup, hastalanmama ödülünüz vardır. Siz ebediyen
yaşayacak ve ölmeyeceksiniz; hem size ebediyen yaşlanmamak üzere genç kalmak
verilmiştir. Ayrıca ebediyen burada kalıp, başka bir yere de gitmeyeceksiniz.
"
Yüce Allah da:
"onlar orada ebediyen kalıcıdırlar, oradan aynımak da istemezler"
(Kehf, 108) buyurmuştur.
"Kullarıma haber
ver ki: 'Ben gerçekten GafUr ve Rahimim ve hiç şüphesiz benim azabım da elbette
can yakacak bir azaptır. '" Yani: Ey Muhammed! Kullarıma Benim merhamet
sahibi olduğumu, azabımın da can yakıcı olduğunu haber ver.
Bu ayet-i kerimenin bir
benzeri daha önce geçmiş olup, bu ayet reca ve havf (ümit ve korku) makamlarına
delalet etmektedir.
[4051] Ayetin nüzul
sebebi olarak Musa b. Ubeyde'nin, Mus'ab b. Sabit'ten şöyle dediğine dair
rivayet zikretmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gülmekte olan
bir gurup ashabının yanından geçmişti. Bunun üzerine (onlara): "Cenneti
hatırlayın, cehennemi hatırlayın" buyurdu. Bunun arkasından:
"Kullanma haber ver ki: 'Ben gerçekten Gafur ve Rahimim ve hiç şüphesiz
benim azabım da elbette can yakıcı bir azaptır. " buyruğu nazil oldu. Bunu
İbn Ebi Hatim rivayet etmiş olup, mürseldir.
[4052] İbn Cerir dedi
ki: Bize Mus'ab b. Sabit haber verdi, bize Asım b.
Ubeydullah, İbn Ebi
Rebah'tan tahdis etti. O Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) 'in ashabından bir
adamdan şunu nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Şeybe
oğullarının girdiği kapıdan çıkıp yanımıza geldi. "Ben sizin gördüğünüzü
mü görüyorum?" buyurdu. Sonra arkasını dönüp gitti. Nihayet Hicrin yanına
varınca, gerisin geri dönüp yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: "Ben çıkınca
Cebrail (a.s) gelip şöyle dedi: Ey Muhammed! Allah sana 'Niçin kullanmı
ümitsizliğe sürüklüyorsun?' buyuruyor. Kullanma haber ver ki: 'Ben gerçekten
Gafur ve Rahimim ve hiç şüphesiz benim azabım da elbette can yakacak bir
azaptır. '''
[4053] Said, Katade'den
Yüce Allah'ın: "Kullanma haber ver ki: Ben gerçekten Gafur ve
Rahimim" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakletti: Bize ulaştığına göre
Rasulullah (sallallahu aleyht ve sellem) şöyle buyurdu: "Eğer kul Allah’ın
ne kadar affedici olduğunu bilmiş olsaydı herhangi bir haramı işlemekten geri
kalmazdı ve eğer O'nun cezasının ne kadar olduğunu bilmiş olsaydı kendi
kendisini helak ederdi. "
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |