İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Hicr Suresi

88 – 93.ayetler

 

Apaçık Uyarıcı:

 

89. Ve de ki: "Şüphesiz ben, evet ben açıkça (sizi) uyarıcıyım."

90. Nitekim bölüşenlere de (azap) indirmiştik.

91. Onlar ki Kur'an'ı parçalara ayırmışlardı.

92. Rabbine andolsun ki onların hepsine elbette soracağız.

93. Yapmakta oldukları şeyleri.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah Nebisine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) insanlara kendisinin: "Şüphesiz ben, evet ben açıkça uyarıcıyım." Yani uyarması apaçık olanım, demesini emir buyurmaktadır. İnsanları kendisini yalanlamaları sebebiyle can yakıcı bir azabın gelip onları bulmasına karşı uyarıp, korkutan birisidir. Nitekim kendilerinden önce rasullerini yalanlayan ümmetlere de böyle bir azap gelip çatmıştı. Bunların üzerine Allah'ın indirmiş olduğu azap ve intikam da inmişti.

"Bölüşenler" buyruğundan maksat ise karşılıklı olarak yeminleşip, ahidleşenlerdir. Yani bunlar nebilere muhalefet etmek, onları yalanlayıp, onlara işkence etmek üzere birbirleriyle ahidleşmişlerdi. Nitekim Yüce Allah Salih kavmi hakkında haber vererek şöyle buyurmaktadır: "Onlar kendi aralarında Allah adına yemin ederek dediler ki: 'Ona ve aile halkına gece baskın yapalım ... ,,, (NemI, 49) Yani geceleyin onları öldürelim. Mücahid dedi ki: Tekasemu; yemin ettiler, demektir. "Onlar var güçleriyle ölecek kimseyi Allah diriltmez diye Allah adına yemin ettiler. " (Nahl, 38) "Halbuki daha önce siz kendiniz için hiçbir zeval yoktur diye 'yemin etmemiş miydiniz?" (İbrahim, 44) "Kendilerini Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (A'raf, 49) Sanki onlar her neyi yalanlıyor idiyseler mutlaka ona dair yemin ediyorlardı. Bundan ötürü onlara (kasem edenler, yemin edenler anlamında) muktesimin (mealde bölüşenler) adı verildi.

 

Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem de: Yemin edenler, andolsun geceleyin ona ve aile halkına baskın yapalım deyip, Allah adına yemin eden Salih kavminin o belli kimseleridir, demiştir.

 

 

[4065] Buhari ve Müslim'de Ebu Musa, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğuna dair rivayeti yer almıştır: "Benim misalim ile Allah'ın benimle gönderdiğinin misali kavmine gidip onlara şöyle diyen bir adamın misali gibidir: Kavmim, ben gözlerimle orduyu gördüm ve ben sizlere çıplak uyarıcıyım haydi kendinizi kurtarın. Ne olur kendinizi kurtarmaya bakın. Kavminden bir kesim ona itaat edip, gece karanlığında yola koyuldu ve acele edip telaşa kapılmadan gidip kurtuldu. Aralarından bir diğer kesim ise o kişiyi yalanladı ve yerlerinde sabahı ettiler. Sabahleyin de ordu onlara baskın yaptı, onları helak edip kökten imha etti. İşte bana itaat edenin ve benim getirdiklerime tabi olanın misali ile bana baş kaldırıp, haktan getirdiğimi yalanlayanların misali buna benzer. "

 

"Onlar ki Kur'an'ı guruplara ayırmışlardı." Yani kendilerine indirilmiş kitapları kısımlara ayırdılar, bir kısmına iman edip, bir kısmını inkar ettiler. Buhari dedi ki: İbn Abbas'tan rivayete göre o "onlar ki Kur'an'ı parçalara ayırmışlard:" buyruğu hakkında şöyle dedi: Bunlar kitap ehlidirler. Onu kısımlara ayırdılar, bir kısmına iman edip, bir kısmını inkar ettiler. Bize Ubeydullah b. Musa, el-A'meş'ten tahdis etti. O Ebu Rabia'dan, o İbn Abbas'tan "nitekim bölüşenlere de indirmiştik" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakletmektedir:

Onlar bir kısmına iman ettiler, bir kısmını inkar ettiler. Kasıt, Yahudiler ve Hristiyanlardır.

 

İbn Ebi Hatim dedi ki: Mücahid, İkrime, Said b. Cubeyr, Hasan ve Dahhak'tan da bunun benzeri rivayet edilmiştir. el-Hakem b. Eban da İkrime'den, o İbn Abbas'tan: "Onlar ki Kur'an'ı parçalara ayırmışlardı" buy, ruğu hakkında: Maksat sihirdir, dediğini nakletmektedir.

 

İkrime de dedi ki: el-Adh (Kureyş lehçesinde) sihir demektir. Kureyşliler sihirbaz kadına: el-adiha derler. Mücahid dedi ki: Onu çeşitli kısımlara ayırdılar ve sihirdir dediler, kehanettir dediler, öncekilerin efsaneleridir, dediler.

Ata da dedi ki: Onların bazıları (Muhammed) bir sihirbazdır dedi, bazıları delidir, bazıları kahindir dedi. İşte parçalara ayıranlar (el-ıdun)dan kasıt bunlardır. ed-Dahhak ve başkasından da böylece rivayet edilmiştir.

 

Muhammed b. İshak dedi ki: İbn Abbas'tan şöyle dediği nakledilmiştir:

Velid b. Muğire'nin yanında Kureyş'ten bir gurup bir araya gelip toplandı. Aralarında şeref sahibi birisi idi. Hac mevsimi de yaklaşmıştı. Onlara: "Ey Kureyş topluluğu, işte bu hac mevsimi de yaklaşmış bulunuyor. Arap kafileleri bu mevsimde yanınıza gelecek. Sizin bu arkadaşınızın (Allah Rasulü'nün) durumunu da işitmiş bulunuyorlar. Onun hakkında tek bir görüş etrafında toplanınız ve ihtilafa düşerek kiminiz kiminizi yalanlamasın, kiminizin söylediği söz öbürünün sözünü reddetmesin" dedi.

 

Onlar: "Sen ey Abdu Şems, söyle ve bize, bizim de ifade edeceğimiz dosdoğru görüşünü bildir" dediler.

 

el-Velid şöyle dedi: "Hayır, önce ben sizin ne diyeceğinizi dinlemek istiyorum." Onlar: "Kahindir diyelim" dediler. el-Velid: "Hayır, o kahin değildir" dedi. "O halde o bir delidir diyelim" dediler. el-Velid: "O deli de değildir, dedi. Etrafındakiler: "O halde bir şairdir" diyelim. O: "O şair de değildir" dedi. Onlar: "O halde sihirbazdır" diyelim. Velid: "O sihirbaz da değildir" dedi. Bu sefer diğerleri: "O halde ne diyelim" dediler. Velid şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki onun sözünde bir tatlılık vardır. Sizler bu dediklerinizden hangisini söylerseniz mutlaka o söylediğinizin batı! olduğu bilinecek ama yine en yakın sizin bu bir sihirbazdır, demenizdir." Bu karar üzere yanından ayrılıp, dağıldılar. Allah da onlar hakkında: "Onlar ki Kur'an'ı parçalara (türlere) ayırmışlardı. Rabbine andolsun ki onların hepsine elbette soracağız yapmakta oldukları şeyleri" buyruğunu indirdi. Yani Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) için bu sözleri söyleyen o insanları sorgulayacağız.

 

Atiyye el-Avfi, İbn Abbas'tan Yüce Allah'ın: "Rabbine andolsun ki onların hepsine elbette soracağız, yapmakta oldukları şeyleri" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakletmektedir: Onlara La ilahe illallah'a dair soracağız. Abdurrezzak da dedi ki: Bite es-Sevri, Leys b. Ebi Süleym'den, o Mücahid'den Yüce Allah'ın: "Andolsun ki onların hepsine elbette soracağız yapmakta oldukları şeyleri" buyruğu hakkında La ilahe illallah hakkında onları sorgulayacağız dediğini nakletmektedir.

 

 

[4066] Tirmizi'nin rivayetine göre Enes, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den "Rabbine andolsun ki onların hepsine elbette soracağız" buyruğu hakkında "(Onlara) La ilahe illallah'dan soracağız" buyurduğunu nakletti. Tirmizi dedi ki: Bunu İbn İdris de Leys'den, o Beşir'den, o Enes'ten mevkuf olarak rivayet etmiştir.

 

İbn Cerir dedi ki: Abdullah b. Mes'ud dedi ki: Kendisinden başka hiçbir ilah olmayan hakkı için söylüyorum. Aranızdan kıyamet gününde Cenab-ı Allah'ın kendisi ile birlikte sizden herhangi birinizin ondördündeki ay ile baş başa kalmayacağı hiçbir kimse yoktur. Yüce Allah: "Ey Ademoğlu! Benim hakkımda seni benden sana verdiklerim arasında ne aldattı? Ey Ademoğlu. Bildiklerinle ne kadar amel ettin. Ey Ademoğlu! Rasullere ne şekilde karşılık verdin." buyurmaktadır.

 

Ebu Cafer de er-Rebi'den, o Ebu'I-Aliye'den Yüce Allah'ın: "Rabbine andolsun ki onların hepsine elbette soracağız yapmakta oldukları şeyleri" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakletmektedir: Bütün kullara kıyamet gününde iki hususa dair soru sorulacaktır: Neye ibadet ettikleri ile Resullere ne şekilde karşılık verdikleri. İbn Uyeyne de: Ameline ve malına dair sana sorulacaktır, dedi.

 

 

[4067] İbn Ebi Hatim dedi ki: Muaz b. Cebel şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu: "Ey Muaz! Muhakkak kıyamet gününde mü'mine gözlerindeki sürmeye, parmağındaki çamurun kırıntılarına varıncaya kadar bütün yaptıkları hakkında soru sorulacaktır. Sakın kıyamet gününde Allah'ın verdikleri ile senden başkasının senden daha mutlu olduğunu görmeyeyim. "

 

Ali b. Ebi Talha da İbn Abbas'tan rivayetle Yüce Allah'ın: "Rabbine andolsun ki onların hepsine elbette soracağız yapmakta oldukları şeyleri" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakletmektedir: Sonra Yüce Allah: "O gün ne bir insana, ne de bir cine günahı hakkında soru sorulmayacaktır." (Rahman, 39) buyurmuştur. İbn Abbas dedi ki: Allah onlara: Şunu şunu yaptınız mı? diye sormayacak. Çünkü o, bunu onlardan daha iyi bilir. Ama: Şunu şunu neden yaptınız? diye soracaktır.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

94 – 99. ayetler