İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Hicr Suresi

94 – 99.ayetler

 

Yakin Gelinceye Kadar ibadet:

 

94. Artık emrolunduğunu açıkça bildir. Müşriklerden de yüz çevir.

95. O alayedip duranlara karşı muhakkak ki Biz sana yeteriz.

96. Onlar ki Allah ile beraber başka bir ilah tanırlar. Onlar yakında bileceklerdir.

97. Andolsun ki onların söylediklerinden dolayı göğsünün daraldığını da elbette biliyoruz.

98. Artık sen hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!

99. Ve sana yakın (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah, Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisi ile peygamber olarak gönderdiklerini tebliğ etmesini, bunun gereklerini yerine getirmesini, 'emrolunduklarını müşriklere açıkça söylemesi' demek olan sad'da bulunmasını emretmektedir. Nitekim İbn Abbas Yüce Allah'ın: ''Artık emrolunduğunu açıkça bildir. " buyruğunu onu yerine getir, diye açıklamıştır. Bir rivayette de emrolunduğunu yap, demiştir. Mücahid ise, bu namazda Kur'an'ı açıktan okumak demektir, demiştir. Ebu Ubeyde, Abdullah b. Mes'ud'dan şöyle dediğini nakletmektedir. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "artık emrolunduğunu açıkça bildir" ayeti nazil oluncaya kadar gizli, saklı idi. Bu ayet nazil olduktan sonra kendisi de, ashabı da dışarı çıktı. Yüce Allah'ın: "Müşriklerden de yüz çevir. O alayedip duranlara karşı muhakkak ki Biz sana yeteriz" buyruğu da Rabbinden sana indirilenleri tebliğ et, seni Allah'ın ayetlerinden alıkoymak isteyen müşriklere de asla bakma / aldırma, demektir. "Onlar senin kendilerine yumuşak davranmanı arzu ettiler, kendileri de bunun üzerine yumuşak davranacaklardır." (Kalem, 9) Onlardan da korkma, Allah onlara karşı sana yeter ve onlardan seni koruyacaktır. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: "Ey Rasul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer böyle yapmazsan O' nun risaletini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlara karşı koruyacaktır. " (Maide, 67)

 

 

[4068] Hafız Ebu Bekr el-Bezzar dedi ki: ... Yezid b. Dirhem, Enes'ten naklen dedi ki: Enes'i "O alayedip duranlara karşı muhakkak ki Biz sana yeteriz. Onlar ki Allah ile beraber başka bir ilah tanırlar" ayeti hakkında şöyle derken dinledim: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yoldan geçerken onlardan birisi onu dürttü. Bunun üzerine Cebrail geldi. -(Ravi) dedi ki: Zannederim (Enes): O da onları dürttü, dedi.- Bundan ötürü onların vücutlarında mızrak yarası şeklinde bir yara açıldı ve öldüler.

 

 

[4069] Muhammed b. İshak dedi ki: Bana Yezid b. Ruman'ın, Urve b. ez-Zubeyr'den tahdis ettiğine göre, alayedenlerin ileri gelenleri beş kişi idi. Bunlar yaşları ilerlemiş, kavimleri arasında şeref sahibi kimselerdi: Esed b. Abduluzza b. Kusay oğullarından el-Esved b. el-Muttalib Ebu Zemaa bunlardan birisi idi. -Bana ulaşan haberlere göre- RasUlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ileri derecede eziyet ettiğinden ve onunla alayettiğinden ötürü ona beddua etmiş ve şöyle demişti: ''Allah'ım! Gözlerini kör et, evladını kaybetme acısını ona tattır."

 

(Diğerleri de) Zühre oğullarından el-Esved b. Abd Yeğus b. Vehb b. Abdi Menaf b. Zühre, Mahzum oğullarından el-Velid b. el-Muğire b. Abdullah b. Ömer b. Mahzum, Sehm b. Amr b. Husays b. Ka'b b. Luey oğullarından elAs b. Vail b. Hişam b. Said b. Sa'd, Huzaa oğullarından el-Haris b. Tulatile b. Amr b. el-Haris b. Abdi Amr b. Milkan'dı. Bunlar kötülüklerini sürdürüp, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile çokça alaylarını devam ettirince Yüce Allah da: ''Artık emrolunduğunu açıkça bildir. Müşriklerden de yüz çevir. O alayedip duranlara karşı muhakkak ki Biz sana yeteriz" buyruğunu: "Onlar yakında bileceklerdir" buyruğuna kadar indirdi.

 

İbn İshak dedi ki: Bana Yezid b. Ruman, Urve b. ez-Zubeyr'den yahut onun dışında alimlerden birisinin tahdis ettiğine göre, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Beyti tavaf etmekte iken Cebrail yanına geldi. Cebrail ayakta durdu, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de onun yanında durdu. Yanından el-Esved b. el-Muttalib geçince Cebrail onun yüzüne yeşil bir yaprak attı, gözleri kör oldu. Yanından el-Esved b. Abd Yeğus geçti, karnına işaret etti. Bu sebeple de karnı şişti ve karnındaki bu şişlikten ötürü de öldü. Yanından el-Velid b. el-Muğire geçince de ayağının topuğunun alt tarafındaki bir yara izine işaret etti. Söz konusu bu yara iki sene önce izarını (belden aşağısını örten elbisesini) çekerken olmuştu. Şöyle ki: Huzaalılardan okuna tüy takan bir adamın yanından geçince oklarından sivri demir kısmı onun izarına takıldı ve ayağında o yarayı açtı. Yara önemli değildi. (Cebrail'in) bu (işareti)nin neticesinde o yarası yeniden açıldı ve ölümü ile sonuçlandı. Onun yanından el-As b. Vail geçti, ayaklarının ortasına işaret etti, Taif’e gitmek üzere bir eşeği üzerinde giderken eşek dikenli bir yere çöktü ve o dikenli yerden bir diken ayağının ortasına saplandı ve onu öldürdü. Yanından el-Haris b. et-Tulatile geçince de onun başına işaret etti, burnundan irin akmaya başladı ve bu da onun ölümüne sebep 0ldu.

 

Muhammed b. İshak dedi ki: İbn Abbas dedi ki: Bunların (alayedenlerin) başı el-Velid b. el-Muğire idi. Onları toplayıp bir araya getiren de o idi. Said b. Cubeyr ve İkrime'den de bu şekilde Muhammed b. İshak'ın, Yezid'den onun Urve’den diye naklettiği rivayete benzer olarak uzun uzadıya da rivayet edilmiştir. Ancak Said, el-Haris b. Gaytele derken, İkrime de el-Haris b. Kays demiştir. ez-Zühri her ikisi de doğru söylemiştir. Çünkü el-Haris'in babasının adı Kays, annesinin adı da Gaytala'dır, demiştir. Müdıhid'den, Miksem ve Katade'den ve bir başka birisinden de bu şekilde onların beş kişi oldukları rivayet edilmiştir. -Şa'bi ise, yedi kişi idiler, demiştir. Ancak meşhur olan birincisidir.

 

Yüce Allah'ın: "Onlar ki Allah ile beraber başka bir ilah tanırlar. Onlar yakında bileceklerdir" buyruğu ise Allah ile birlikte başka birisine ibadet eden kimseler için şiddetli bir tehdit ve kesin bir azap vaadidir.

 

Yüce Allah'ın: ''Andolsun ki onların söylediklerinden dolayı göğsünün daraldığını da elbette biliyoruz. Artık sen hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol" buyruğuna gelince: Anlamı şudur: Ey Muhammed! Onların sana yaptıkları eziyetlerden ötürü sıkıldığını, göğsünün daraldığını elbette ki biliyoruz. Bu hal kesinlikle seni dehşete düşürmesin, üzmesin. Allah'ın risaletini tebliğ etmekten yüz çevirme ne sebep olmasın. Yalnızca Allah'a tevekkül et. O sana yeter, onlara karşı O sana yardımcı olacaktır. Sen Allah'ı zikretmek, O'na hamdetmek, O'nu tesbih edip, her türlü eksiklikten tenzih etmek ve O'na ibadet etmekle -ki bu da namazdır- meşgulolmaya bak. Bundan dolayı: ''Artık sen hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol" buyurmaktadır. Nitekim İmam Ahmed'in rivayet ettiği hadiste de böyle buyurulmaktadır:

 

 

[4070] ... Nuaym b. Hemmat'dan rivayete göre o Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinlemiştir: "Allah Teala: 'Ey Ademoğlu, günün baş taraflarında dört rekat namaz kılmaktan acze düşme ki sonraki bölümlerinde ben sana yeteyim. ' buyurdu. " Bunu Ebu Davud, Mekhul'ün Kesir b. Murre'den buna yakın naklettiği bir hadis olarak rivayet etmiştir.

 

 

[4071] Bundan dolayı Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başına sıkıntılı bir hal geldiğinde hemen namaza koşardı. 

 

Yüce Allah'ın: "Ve sana yakin gelinceye kadar Rabbine ibadet et" buyruğuna gelince: Buhari şöyle demiştir: Salim, (burada yakın) ölümdür, demiştir. Burada adı geçen Salim ise Salim b. Abdullah b. Ömer'dir. Nitekim İbn Cedr de şöyle demiştir: Bana Tarık b. Abdurrahman, Salim b. Abdullah'tan:

 

"Ve sana yakin gelinceye kadar Rabbine ibadet et" buyruğu hakkında: Ölüm (gelinceye kadar ... ) dediğini tahdis etti. Mücahid, Hasan, Katade, Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem ve başkaları da böyle demiştir.

 

Buna delil de şanı Yüce Allah'ın cehennemliklerin şöyle diyeceklerine dair vermiş olduğu haberdir: "Biz namaz kılanlardan değildik, yoksullara yemek yedirmezdik, üstelik dalonlarla birlikte dalardık, din gününü de yalanlardık. Nihayet yakin (ölüm) bize gelip çattı." (Müddessir,43-47)

 

 

[4072] Sahih'te ez-Zühri'nin rivayet ettiği bir hadise göre ensardan bir kadın olan Ümmü el-Ala şunu nakletmektedir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ruhunu teslim etmiş bulunan Osman b. Maz'un'un yanına girdiği vakit, ben (Ümmü el-Ala): Ebu's-Saib Allah'ın rahmeti üzerine olsun. Allah'ın sana ikramda bulunmuş olduğuna dair ben senin hakkında şahitlik ederim, dedim. Bu sefer Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'ın ona ikram etmiş olduğunu nereden biliyorsun?" diye sordu. Ben: Babam anam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü! (Eğer o Allah'ın ikramına mazhar olmamışsa) başka kim olabilir ki dedim. Allah Rasulü: "Ona artık yakın (ölüm) gelmiş bulunuyor. Ben şüpheSiz onun için hayır ümit ederim" buyurdu.

 

"Ve sana yakin gelinceye kadar Rabbine ibadet et" şeklindeki Yüce Allah'ın buyruğu olan bu ayet-i kerime namaz ve benzeri ibadetlerin aklı yerinde olduğu sürece insana vacib (farz) olduğuna ve buna bağlı olarak durumuna uygun bir şekilde namaz kılması gerektiğine delil gösterilir.

 

 

[4073] Nitekim Buhari'nin Sahih'inde İmran b. Husayn (r.a.)'tan rivayete göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Ayakta namaz kıl, gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yanın üzere yatarak (kıl.) " Yine bu ayet, yakinden maksat, marifetin hasıl olmasıdır, şeklinde bir kanaate sahip olan mülhidlerin hatalı olduklarına da delildir. Bunlara göre bir kimse ne zaman marifet (Allah'ı tanımakle ulaşacak olursa kendilerine göre artık o kişi üzerinden teklif (şer'i yükümlülükler) kalkar. Böyle bir iddia ise küfürdür, dalalettir, cehalettir. Çünkü enbiya -selam onlaranın kendileri ve ashabı insanlar arasında Allah'ı en iyi bilip tanıyan, O'nun hukukunu, sıfatlarını ve O'na yakışan şekilde tazim etmeyi en iyi bilenler idi. Bununla birlikte insanlar arasında en abid, Allah'a en çok ibadet eden, vefat zamanlarına kadar her türlü hayırları işlemeye ısrarla en çok devam eden onlardı. O halde burada yakınden kasıt, az önce açıkladığımız gibi ölümdür.

 

Hamd yalnız Allah’adır. Üzerimizdeki her türlü lütuf O'ndandır, minnet duygularımız O'nadır. Hidayetten ötürü yalnız Allah'a hamd ederiz, yalnız O'ndan yardım diler ve yalnız O'na tevekkül ederiz. En kamil ve en güzel bir hal üzere canımızı almasını yalnızca O'ndan dileriz. Şüphesiz ki O Cevad'dır, Kerim'dir (pek cömerttir, pek lütufkardır.)

 

Hicr suresinin tefsiri burada sona ermektedir.

Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

Nahl 1 ve 2. ayetler