İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nahl Suresi

22 – 25.ayetler

 

Tek Bir İlah:

 

22. Sizin ilahınız tek bir ilahtır, ahirete inanmayanların ise kalpleri inkar edicidir. Onlar büyüklük taslayanlardır.

23. Şüphe yok ki Allah onların gizlediklerini de, açıklayacaklarını da bilir. Muhakkak O büyüklük taslayanları sevmez.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmadığını, vahid, ehad, ferd ve samed olduğunu haber verdiği gibi, kafirlerin kalplerinin bu gerçeği inkar ettiklerini de haber vermektedir. Nitekim onların buna hayret ederek: ''Acaba o bunca ilahı tek bir ilah mı yaptı. Muhakkak bu çok şaşılacak bir şeydir." (Sad, 5); ''Allah bir olarak anılsa ahirete inanmayanların kalpleri tiksinir. O'ndan başkası anılsa hemen yüzleri güler." (Zümer, 45) buyruğu ile de buna hayret ettiklerini haber vermektedir.

 

"Onlar büyüklük taslayanlardır." Yani kalpleri Allah'ın tevhidini inkar etmekle birlikte Allah'a ibadete karşı da büyüklenirler. Nitekim: "Şüphesiz bana ibadeti büyüklüklerine yedirmeyenler, yakında hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir." (Mü'mİn, 60) buyurmaktadır. Bundan dolayı burada da: "Şüphe yok ki" yani gerçek şu ki ''Allah onların gizlediklerini de, açıklayacaklarını da bilir." Onların bu yaptıklarının da cezasını, karşılığını eksiksiz bir şekliyle verecektir. "Muhakkak O büyüklük taslayanları sevmez" buyurmuştur.

 

 

 

24. Onlara: "Rabbiniz ne indirdi' denildiği zaman "geçmişlerin masalları (nı) " derler.

25. (Böylelikle) onlar kıyamet gününde kendilerinin yüklerini tamamen yüklenmeleriyle beraber, bilgisizce saptırdıkları kimselerin yüklerinden bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat! Taşıyacakları bu yükler ne kötüdür.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah buyuruyor ki: Bu yalanlayıcılara "Rabbiniz ne indirdi" diye sorulacak olursa, onlar (doğru) cevap vermekten yüz çevirerek "geçmişlerin masalları(nı) derler" yani O hiçbir şey indirmedi. Bize şu okunanlar ise geçmişlerin masallarıdır. Öncekilerin kitaplarından alınmış şeylerdir, demek istiyorlar.

Yüce Allah'ın şu buyruğunda dile getirildiği gibi: "Ve dediler ki: (Bu) öncekilerin masallarıdır. Onu başkalarından alıp, yazmıştır. Onlar sabah akşam kendisine okunmaktadır." (Furkan, 5) Yani onlar Allah Rasulü'ne iftira ediyorlar. Onun hakkında birbirleriyle çelişen ve farklı iddialarda bulunurlar, hepsi de batıldır.

Nitekim Yüce Allah: "Bir bak, onlar sana nasıl misaller getirip, sapıklığa düştüler. Artık onlar hiçbir yol bulamazlar." (Furkan, 9) buyurmuştur. Çünkü hakkın dışına çıkan bir kimse, her ne söylerse yanlış söyler. Onlar sihirbaz, şair, kahin ve delidir, diyorlardı. Sonra onlar el-Velid b. el-Muğıre el-Mahzumi adındaki biricik yaşlıları, akıl hocalarının kendileri için uydurdu ğu nitelemede karar kıldılar. O da bu nitelemesini tespit edebilmek için "düşündü, ölçtü, biçti. Kahrolası! Ne biçim ölçtü, biçti? Tekrar tekrar kahrolası! Nasıl da ölçtü, biçti? Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı. Sonra yüz çevirip, büyüklük tasladı ve hemen: Bu nakledilegelen bir sihirden ibarettir, dedi." (Müddessir, 18-24) Yani bu nakledilen ve anlatılan bir sihirdir. Bu sözünü alıp, görüşünü kabul ederek dağıldılar. Yüce Allah kahretsin onları!

 

Şanı Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Onlar kıyamet gününde kendilerinin yüklerini tamamen yüklenmeleriyle beraber, bilgisizce saptırdıkları kimselerin yüklerinden bir kısmını da yükleneceklerdir. " Yani bizim onların aleyhine bunu söylemelerini takdir edişimizin sebebi, hem kendi günah yüklerini, hem de kendilerine uyup, onlara uyanların günahlarının da bir kısmını taşımaları içindir. Yani bbunun sonucunda kendilerinin sapıtmalarının günahlarını yüklenecekleri gibi, başkalarını baştan çıkarıp onların kendilerine uymalarının günahını da yüklensinler diye. Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:

 

 

[4083] "Kim bir hidayete çağıracak olursa, o hidayete uyanların ecirlerinin bir misli ecir de ona verilir ve bu halanların ecirlerinden herhangi bir şeyi eksiltmez. Kim de bir sapıklığa çağıracak olursa, ona da o 'sapıklığa uyanların günahlarının bir misli aynen verilir ve bu halanların günahlarından bir şey eksiltmez. "

 

Yüce Allah ayrıca şöyle buyurmaktadır: ''Andolsun onlar hem kendi yüklerini taşıyacaklar, hem de kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de yükleneceklerdir. Hiç şüphesiz yaptıkları iftiralardan kıyamet gününde muhakkak sorumlu tutulacaklardır." (Ankebut, 13) Bu şekilde el-Avfi de Yüce Allah'ın: ''onlar kıyamet gününde kendilerini yüklerini tamamen yüklenmeleriyle beraber bilgisizce saptırdıkları kimselerin yüklerinden bir kısmını da yükleneceklerdir" buyruğu hakkında İbn Abbas'tan şöyle dedidiğini nakletmektedir:

 

Bu, Yüce Allah'ın: ''Andolsun onlar hem kendi yüklerini taşıyacaklar, hem de kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de yükleneceklerdir." (Ankebut, 13) buyruğuna benzemektedir.

 

Mücahid de: Kendi yüklerini taşıyacaklar yani hem kendi günahlarını hem de kendilerine itaat edenlerin günahlarını taşıyacaklar. Bu ise kendilerine itaat edenlerin azaplarını da hiçbir şekilde hafifletmeyecektir, diye açıklamıştır.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

26 ve 27. ayetler