İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nahl Suresi

34 – 35.ayetler

 

Takva Sahiplerinin Yurdu:

 

30. Takva sahiplerine: "Rabbiniz ne indirdi?" denildi, onlar da: "Hayır (iyilik)" dediler. Bu dünyada iyi hareket edenlere güzellik vardır. Ahiret yurdu ise elbette daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir!

31. (Yurtları) Adn cennetleridir ki oralara girecekler. Altlarından ırmaklar akar, orada diledikleri (her nimet) onlarındır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle mükafatlandırır.

32. Onlar ki melekler hoş ve temiz olarak ruhlarını alırlarken: "Selam size, işleyegeldiklerinizin karşılığı olmak üzere girin cennete" derler.

 

Tefsiri:

 

Bu, Yüce Allah'ın daha önce bedbahtlara dair verdiği haberden farklı bahtiyar kimselere dair haberini ihtiva eder. Çünkü öbürlerine (yani bedbaht olanlara); "Rabbiniz ne indirdi" denildiğinde onlar doğru cevap vermekten yüz çevirerek hiçbir şey indirmedi. Bu ancak öncekilerin masallarıdır demişlerdi. Bunlar ise; "Hayır (iyilik indirdi) dediler." Yani izinden gidip, kendisine iman eden kimseler için bir rahmet, bir bereket ve bir güzellik indirmiştir. Sonra da Allah’ın rasullerine indirdiği buyruklar arasında kullarına neler vaad ettiği ve rasullerin şunları söyledikleri haberini vereceklerdir: "Bu dünyada iyi hareket edenlere güzellik vardır, ahiret yurdu ise elbette daha hayırlıdır." Yüce Allah'ın şu buyruğunda olduğu gibi: "Erkek olsun, kadın olsun kim mü'min olduğu halde salih amel işlerse Biz şüpheSiz ona çok güzel bir hayat yaşatırız ve bunları elbette işlediklerinin en güzeli ile mükafatlandıracağız." (Nahl, 97) Yani dünya hayatında güzel amel işleyen kimseye Allah da hem dünyada, hem ahirette iyilik verecektir.

 

Sonra da ahiret yurdunun dünya hayatından daha hayırlı olduğu, ahiretteki mükafatın dünyadaki mükafattan daha mükemmel ve eksiksiz olduğu haberini vereceklerdir.

 

Nitekim Yüce Allah başka yerlerde şöyle buyurmaktadır: "Kendilerine ilim verilenler ise dediler ki: 'Vay sizin halinize! İman edip salih ame! işleyenler için Allah'ın sevabı daha hayırlıdır. ", (Kasas, 80); "Allah'ın yanındaki (mükafat) iyiler için daha hayırlıdır." (Al-i İmran, 198); "Ahiret ise hem daha hayırlı, hem daha kalıcıdır." (A'la, 17) Rasulü'ne hitaben de: "Ahiret ise senin için birincisinden daha hayırlıdır. " (Duha, 4) Sonra ahiret yurdunun niteliklerini anlatarak: "Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir" dediler.

 

Yüce Allah'ın: ''Adn cennetleri" buyruğu "takva sahiplerinin yurdu" ibaresinden bedeldir. Yani onlar için ahiret yurdunda ''Adn cennetleri" vardır. Adn ise ebedi kalınacak yer, demektir. Onlar o cennetlere gireceklerdir. ‘‘Altlarından" ağaçlarının ve köşklerinin arasında ırmaklar akar. Orada diledikleri (her şey) onlarındır.

 

Nitekim Allah bir başka yerde: "O cennetlerde canların çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır ve siz orada ebediyen kalacaksınız." (Zuhruf, 71) buyurmaktadır.

 

 

[4085] Hadis-i Şerif'te şöyle buyurmaktadır: "Bulut, içki meclislerinde oturmakta olan cennet ehlinden bir gurubun yanından geçecek, onlardan kim her neyi arzu ederse mutlaka onların üzerlerine onu yağdıracak. Hatta onlardan birisi, sen bizim üzerimize yaşıt genç kızlar yağdır diyecek, bu dahi gerçekleşecektir. "

 

"İşte Allah takva sahiplerini böyle mükafatlandırır. " Yani Allah kendisine iman edip, kendisinden korkup takvalı hareket ederek güzel amellerde bulunan kimseleri böylece mükafatlandıracaktır.

 

Daha sonra Yüce Allah, ölüm halindeki durumlarını haber vermekte, onların iyi ve hoş olacaklarını yani şirkten, pislikten ve her türlü kötülükten kurtarılmış olup meleklerin kendilerine selam vererek onlara cenneti müjdeleyeceklerini bildirmektedir.

 

Yüce Allah'ın şu buyruklarında olduğu gibi: "Muhakkak: 'Rabbimiz Allah'tır' deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler: 'Korkmayın, üzülmeyin ve size vaad olunan cennetle sevinin' diye inerler. 'Dünya hayatında da, ahirette de sizin en yakın dostlarınız biziz. Orada canlarınız neyi arzu ediyorsa, oradan neyi istiyorsanız sizin için hepsi vardır. Çok esirgeyen, çok bağışlayandan ikram ve ihsan olmak üzere. ", (Fussilet, 30-32)

 

Mü'minin ruhunun alınması hali ile kafirin ruhunun alınması hali hakkında gelmiş hadis-i şerifleri daha önce Yüce Allah'ın: ''Allah, iman edenlere dünya hayatında da, ahirette de sağlam söz üzere sebat verir, Allah zulmedenleri şaşırtır, Allah ne dilerse yapar." (İbrahim, 27) buyruğunu açıklarken kaydetmiş idik.

 

 

 

33. (Kafirler) kendilerine o meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin (azap) emrinin gelip çatmasından başkasını mı beklerler? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

34. Bunun için işlediklerinin cezası onlara isabet etti. Alayedip durdukları da kendilerini çepeçevre kuşatıverdi.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah müşrikleri batılda direnmelerini sürdürüp gitmeleri ve dünya hayatına aldanmaları sebebiyle tehdit ederek: Bunlar meleklerin gelip, ruhlarını kabzetmelerinden başka bir şeyi mi bekliyorlar, buyurmaktadır. Bu açıklamayı Katade yapmıştır. (Yahut Rabbinin emrinin) kıyamet günü ve o günde görecekleri dehşetli hallerin "gelip çatmasından başkasını mı beklerler?"

,

"Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı." Yani geçmişleri de, onlara

denk diğer müşrikler de şirklerinde bu şekilde devam edip gitmişlerdi. Nihayet Allah'ın azabını tattılar ve içinde bulundukları bu azap ve ibretli cezaya çarptırıldılar.

 

"Allah onlara zulmetmedi." Çünkü Yüce Allah onların ileri sürecekleri bir mazeretlerini bırakmamış, rasullerini göndermek, kitaplarını indirmek suretiyle onlara karşı delillerini sapasağlam ortaya koymuştur.

 

"Fakat onlar" Rasullere muhalefet etmek ve rasullerin getirdiklerini yalanlamak suretiyle "kendilerine zulmediyorlardı." İşte bu sebepten ötürü Allah onlara yaptıklarının cezasını verdi.

 

''Alayedip durdukları da" yani, Allah'ın cezasını hatırlatarak kendilerini tehdit ettikleri vakit rasullerle alayetmeleri sebebiyle can yakıcı azap "da kendilerini çepeçevre kuşatıverdi." Bundan ötürü kıyamet gününde onlara: "(Dünyada iken) yalanladığınız (cehennem) ateş (i) işte budur." (Tur, 14) denilecektir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

35 – 37. ayetler