İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nahl Suresi

71 – 74.ayetler

 

Rızıktaki Farklılıklar:

 

71. Allah rızık hususunda kiminizi, kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar -hepsi bu rızıkta eşit olmak üzere- rızıklarını ellerinin altındakilere geri vermezler. O halde bunlar Allah'ın nimetini bilerek mi inkar ediyorlar?

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah müşriklere bilgisizliklerini ve Allah'a koştukları ortaklar hususunda içine düştükleri küfrü açık açık göstermektedir. Halbuki onlar Allah'a koştukları ortakların gerçekte O'nun kulları olduğunu bilmektedirler. Nitekim onlar haccederken şöyle diyerek telbiye getiriyorlardı: "Senin ortağın yoktur, emret ve buyur. Ancak kendisine de, sahip olduklarına da Senin malik olduğun bir tek ortağın vardır."

 

Yüce Allah onların şirk koşmalarını reddetmek üzere şöyle buyurmaktadır: Sizler, size vermiş olduğumuz rızıkta kendi kölelerinizle - eşit olmaya razı gelmediğinize göre, Şanı Yüce Allah'ın kendisi ilahlıkta ve tazim edilmekte kullarının kendisine eşit tutulmasına nasıl razı olabilir? Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: "(Allah) size kendi nefislerinizden bir misal getirdi. Size rızık olarak verdiklerimizde eliniz altındaki kölelerinizin size ortak olup, o rızıkta hep birlikte eşit olmayı ve kendiniz (gibi) hür olan diğer ortaklarınızdan çekindiğiniz gibi onlardan da çekinmeyi kabul eder misiniz ... " (ROm, 28)

 

el-Avfi, İbn Abbas'tan bu ayet-i kerime hakkında şöyle dediğini nakletmektedir: Onlar mallarında ve kadınlarında kölelerini ortak etmeyi kabul etmiyorlardı. O halde benim kullarımı benimle birlikte, benim egemenlik ve tasarrufumda nasıl bana ortak koşuyorlar? İşte Yüce Allah'ın: "O halde bunlar Allah'ın nimetini bilerek mi inkar ediyorlar" buyruğu bunu anlatmaktadır. Ondan naklettiği diğer rivayetinde de şöyle demektedir: Kendileri için kabul etmedikleri bir şeyi benim hakkımda nasıl kabul edebilirler?

 

Mücahid bu ayet-i kerime hakkında: Bu, batıl ilahlar için verilmiş bir örnektir, demektedir. Katade: Bu, Allah'ın verdiği bir örnektir. Sizden kölesini karısına ve yatağına ortak yapan kimse var mıdır? O halde nasıl yarattıklarını ve kullarını Allah'a denk kabul edersiniz? Sen kendi adına bunu kabul etmezken, Allah'ın senin bu iddialarından tenzih edilmesi daha haktır.

 

Yüce Allah'ın: "O halde bunlar Allah'ın nimetini bilerek mi inkar ediyorlar" buyruğu da şu demektir: Yani onlar Allah'ın yaratmış olduğu ekinden ve davarlardan (ortaklarına) bir payayırdılar ve böylelikle Allah'ın nimetini inkar edip, O'nunla beraber başkalarını ortak koştular.

 

Hasan-ı Basri'nin şöyle dediği nakledilmektedir: Ömer b. el-Hattab (r.a.), Ebu Musa el-Eş'ari'ye şu mektubu yazmıştı: Dünyadan sana verilen rızka kanaat getir. Çünkü Rahman olan Allah riZık hususunda kimi kullarını kimilerine üstün tutmuştur. Hatta hepsini de bununla sınamaktadır. Kendisine geniş rızık verdiği kimseleri bu rızıkla O'na nasıl şükredecek, diye sınar. Allah'a şükretmek ise ona ihsan etmiş olduğu ve ona bağışlamış olduğu rızık hakkında kendisine farz kılmış bulunduğu hakkı eksiksiz yerine getirmesi ile olur. Bunu İön Ebi Hatim rivayet etmiştir.

 

 

 

72. Allah sizin için kendi (cinsi)nizden eşler yarattı. Eşlerinizden de size oğullar ve torunlar yarattı. Sizi güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetlerini inkar mı ediyorlar?

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah, kullarına vermiş olduğu nimetlerini söz konusu etmektedir.

Onlara kendi cinslerinden, şekillerinden ve kendileri gibi eşleri kendi nefislerinden yarattı. Eğer eşler bir başka cinsten olsaydı aradaki kaynaşma, sevgi ve merhamet de meydana gelmezdi. Ama O, rahmetinin bir tecellisi olarak Ademoğullarının bir kısmını erkek, bir kısmını dişi olarak yarattı, dişileri erkeklere eş yaptı.

 

Sonra Yüce Allah eşlerden erkek çocuklar ve torunlar yarattığını zikretmektedir. Torunlar (hafede -hafid'in çoğulu-) ise erkek çocukların çocukları demektir. Bu açıklamayı İbn Abbas, İkrime, Hasen, Dahhak ve İbn Zeyd yapmıştır. Şu'be, Ebu Bişr'den, o Said b. Cubeyr'den, o İbn Abbas'tan: "Oğullar ve torunlar" buyruğu hakkında, bunlar erkek evlat ve erkek evladın çocuğuna denir, demektedir. Süneyd de şöyle demiştir: İbn Abbas dedi ki: Oğullarının sana yardımcı oldukları, sana hizmet edip, destek verdikleri zaman hakkındadır. (Şair) Cem il dedi ki:

 

Çocuklar onların etrafında hizmet edip döndüler

Ve develerin yularlarını onların ellerine teslim ettiler.

 

Mücahid: "Oğullar ve torunlar" buyruğu hakkında: Oğlu ve onun hizmetçisi diye açıklamıştır. Bir rivayette de: Hafede (torunlar) yardımcılar, destekleyiciler ve hizmetçiler demektir, demiştir. Tavus: Hafidler, hizmet edenler demektir. Katade, Ebu Malik ve Hasan-ı Basri de böyle demiştir. Abdurrezzak dedi ki: ... İkrime dedi ki: Hafidler çocuklarından ve çocuklarının çocukları arasından sana hizmet eden kimselere denir. Dahhak da şöyle demiştir:

 

Araplara kendi çocukları hizmet ederdi. Avfi de İbn Abbas Yüce Allah'ın:

"Eşlerinizden de size oğullar ve torunlar yarattı" buyruğu hakkında: Hafidler, erkeğin karısının kendisinden doğmamış çocukları, kendisinden değildir demiştir. Hafidlerin, kişinin emri altında çalışan başka bir kişi demek olduğu söylendiği gibi: Filan kişi bize hafd eder, ibaresi de bizim için çalışır, demektir. Birtakım kimseler de hafidlerin kişinin enişteleri, damatları olduğunu da ileri sürmüşlerdir. İbn Abbas'ın sözünü ettiği bu son görüşü İbn Mes'ud, Mesruk, Ebu'd-Duha, İbrahim en-Nehai, Said b. Cubeyr, Mücahid ve (Ka'b) el-Kurazi de ifade etmiş, İkrime de bunu İbn Abbas'tan rivayet etmiş bulunmaktadır. Ali b. Ebi Talha da İbn Abbas'tan: Bunlar sıhri akrabalardır, dediğini nakletmektedir.

İbn Cerir dedi ki: Bütün bu görüşler, hizmet anlamındaki "hafd"ın anlamı kapsamı içerisindedir. Nitekim kunutta söylenen: "Ve ileyke nes'a ve nahfidu" duasında da bu anlamda kullanılmıştır. Hizmet çocuklardan, kayınlardan ve hizmetçiler tarafından yapıldığına göre, bütün bunlarla da söz konusu edilen nimet gerçekleşmiş olmaktadır. Bu sebeple de Yüce Allah: "Eşlerinizden de size oğullar ve torunlar yarattı" buyurmaktadır.

 

Derim ki: "Ve torunlar" ifadesinin "eşlerinizden" buyruğu ile alakalı olduğunu kabul edenlere göre maksat, çocuklar ve çocukların çocukları yahut sıhri akrabalar olması kaçınılmazdır. Çünkü buradaki sıhri akrabalardan kasıt -Şa'bi ve Dahhak'ın dediği gibi- ya kız çocukların kocaları yahut kızların kendileri ya da zevcenin çocuklarıdır. Çünkü bunlar da çoğunlukla kocanın himayesinde ve onun hizmetinde bulunurlar.

 

 

[4099] Peygamberimizin Basra b. Eksem yoluyla gelen hadisteki: "Ve oğul senin kölendir" diye Ebu Davud'un rivayet ettiği hadisten maksat da bu olabilir.

 

Hafidleri hizmetçiler olarak kabul edenlere gelince, bu kelimeyi Yüce Allah'ın: "Allah sizin için kendi (cins)inizden eşler yarattı" buyruğuna atfedilmiş kabul etmiş olurlar. O, size hizmetçiler yaratmıştır, demek olur.

 

Yüce Allah: "Sizi güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdı" buyurmaktadır.

Yani yiyecek ve içecek türünden nzıklar ihsan etti. Arkasından Allah nimetlerin sahibine ibadette O' ndan başkasını ortak koşanların yaptıklarını reddederek: "Şimdi onlar batıla" putlara ve Allah'a koşulan ortaklara "inanıyorlar da Allah'ın nimetlerini inkar mı ediyorlar?" buyurmaktadır. Allah'ın üzerlerindeki nimetleri gizleyip, onları başkasına mı izafe ediyorlar (başkalarının o nimetleri kendilerine verdiğini mi söylüyorlar?)

 

 

[4100] Sahih hadiste şöyle buyurulmaktadır: "Şüphesiz ki Yüce Allah kıyamet gününde lutuflarını hatırlatarak: Ben sana eş vermedim mi? Ben sana ikramda bulunmadım mı? Ben sana atları, develeri musahhar kılarak senin başkanlık yapmana, başkanlığın imkanlarından istifade etmene fırsat vermedim mi? buyuracaktır. "

 

 

 

73. Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerden de, yerden de hiçbir rızık verme imkanı bulunmayan ve esasen (buna) güçleri yetmeyen şeylere taparlar.

74. Artık Allah hakkında örnekler bulmaya kalkışmayın. Çünkü Allah bilir, siz bilmezsiniz.

 

Tefsiri:

 

Şanı Yüce Allah nimet veren, lütuflarda bulunan, yaratıcı, rızık veren, ortaksız bir ve tek mabud olan, kendisi olmakla birlikte, O'nunla beraber başkasına ibadet eden müşriklerin durumunu haber vermektedir. Onlar Yüce Allah ile birlikte O'ndan başka birtakım putlara ve O'na eş koşttıkları varlıklara ibadet etmektedir ki bu ortaklar "kendilerine göklerden de, yerden de hiçbir rızık verme imkanı"nı bulamayan, yağmur yağdırmaya, ekinleri, ağaçları yeşertip bitirmeye güçleri yetmeyen, kendilerine de böyle bir fayda sağlayamayan varlıklardır. Yani onlar isteseler dahi böyle bir işi yapamazlar, buna güç yetiremezler. Bu sebepten ötürü Yüce Allah: "Artık Allah hakkında örnekler bulmaya kalkışmayın" yani O'na başka varlıkları denk tutmayın, O'nun benzeri ve O'nun emsali olduğunu söylemeyin. "Çünkü Allah bilir, siz bilmezsiniz. " Yani O kendisinden başka hiçbir ilah olmadığını bilir. O, buna tanıklık ederken sizler bilgisizliğiniz sebebiyle O'na başkasını ortak koşuyorsunuz.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

75 ve 76. ayetler