|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Nahl Suresi 84 – 89.ayetler |
O Zalimler Azabı
Görünce:
84. O günü hatırla ki
her ümmetten birer şahit göndereceğiz. Sonra o kafirlere
(özür beyan etmeye) izin de verilmeyecek, onlardan (Rablerini) razı etmeleri de
istenmeyecek.
85. O zalimler azabı
görünce azabları hafifletilmeyeceği gibi onlara
mühlet de verilmeyecektir.
86. Şirk koşanlar
koştukları ortaklarını görünce: "Rabbimiz, seni bırakıp tapındığımız
ortaklarımız işte bunlardır" diyecekler. Bunlar da onlara: "Şüphe yok
ki siz yalancılarsınız" diyerek cevap yetiştireceklerdir.
87. Onlar o gün
Allah'a teslim olacaklar. Bütün uydurdukları da kendilerini bırakıp gitmiş
olacaktır.
88. Kafir olup da
Allah'ın yolundan alıkoyanların biz -çıkarageldikleri
fesadlara karşılık- azaplarına azap katarız.
Tefsiri:
Yüce Allah kıyamet
gününde müşriklerin diriltilecekleri vakit ahiret
yurdundaki hallerini ve her bir ümmetten -kendi nebisi olan- birer şahit
göndereceğini, bu nebinin ümmeti hakkında Yüce Allah'tan ümmetine tebliğ
ettikleri hususlara ne şekilde karşılık vereceğine dair şahadette bulunacağını
haber vermektedir.
"Sonra o
kafirlere" özür beyan etmeleri için "izin de verilmeyecek."
Çünkü onlar bu
mazeretlerinin batıl ve yalan olduğunu da biliyorlar. Buyruk Yüce Allah'ın:
"İşte bu, onların konuşamayacakları ve mazeret beyan etmek üzere
kendilerine izin verilmeyecek bir gündür." (Mürselat,
35-36) buyruğuna benzemektedir. Bu sebeple Allah (burada): "Onlardan
(Rablerini) razı etmeleri de istenmeyecek" buyurmaktadır.
"O zalimler"
şirk koşanlar "azabı görünce azapları" tek bir an dahi azıcık
serinletilerek (yahut ara verilmek suretiyle) "hafifletilmeyeceği gibi
onlara mühlet de verilmeyecektir" azapları ertelenmeyecektir. Aksine azap,
hesaba çekilmelerine gerek kalmadan mevkıften (hesaba
çekilmek üzere durulan yerden) onları hızlıca alıverecektir.
[4103] "Her biri
yetmiş bin melek tsrafından çıkilen
yetmiş bin dizgin ile cehennem getirileceği vakit, cehennemden bir miktar alev mahlUkata görünecek ve cehennem öyle bir kükreyecektir ki
dizleri üzerine çökmedik hiç kimse kalmayacak. Cehennem: Ben, Allah ile
birlikte başka bir ilaha tapınmış bulunan her inatçı zorbaya, her şöyle ve
böyle olana -çeşitli insan türlerini söyleyerek- azap etmekle görevlendirildim,
diyecektir. "
Sonra cehennem onları
içerisine alıp onları kapatacak, bir kuşun taneleri yakalayıp gagalaması gibi
onları hesap yerinden yakalayacaktır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "O
ateş onları uzaktan görünce onun büyük bir öfke ile çıkaracağı şiddetli
uğultusunu işiteceklerdir. Onlar elleri boyunlarında (zincire) bağlanıp, onun
dar bir yerine atıldıklarında orada: '(Yetiş ey) ölüm' diye feryat ederler.
(Onlara): 'Bugün ölümü bir kere değil, birçok kere temenni edin' denilecek. "
(Furkan, 12-14); "Günahkarlar ateşi görünce içine düşeceklerin kendileri
olacaklarını anlayacaklar, fakat onlardan kaçacak bir yer de
bulamayacaklardır." (Kehf, 53); "O kafirler
(azap geleceğinde) ateşi yüzlerinden, sırtlarından geri çeviremeyecekleri, kendilerine
de yardım olunmayacağı zamanı bir bilselerdi. Bilakis o (kıyamet) onlara
ansızın gelip kendilerini hayrete düşürüp şaşırtacaktır da onu geri çevirmeye
güçleri de olmayacak ve onlara bir mühlet de verilmeyecektir." (Enbiya,
39-40)
Daha sonra Yüce Allah,
uydurma ilahlarına en muhtaç olacakları zamanda onlardan uzaklaşacaklarını
haber vererek şöyle buyurmaktadır: "Şirk koşanlar koştukları
ortaklarını" yani dünyada iken kendilerine ibadet ettikleri varlıkları
"görünce: Rabbimiz, seni bırakıp tapındığımız ortaklarımız işte bunlardır,
diyecekler, bunlar da onlara: Şüphe yok ki siz yalancılarsınız diyerek cevap
yetiştireceklerdir. " Yani onların uydurdukları ilahlar kendilerine yalan
söylüyorsunuz, biz size bize ibadet etmenizi emretmemiştik, diyeceklerdir. Bu
buyruklar Yüce Allah'ın başka yerdeki şu buyruklarına benzemektedir:
''Allah'tan başka kendisine kıyamete kadar (dua etse dahi) cevap verem eyecek olan ve kendilerine yaptıkları duadan habersiz olan
kimselere dua (ve ibadet) eden kişiden daha sapık kim olabilir? İnsanlar
(mahşerde) bir araya toplatıldıklarında onlar kendilerine düşman kesilir ve
onların ibadetlerini inkar edenler olurlar." (Ahkaf,
5-6); "Onlar Allah'tan başka ilahlar edindiler ki onlarla güç sahibi
olalar. 'Hayır, öyle değil, onların ibadetlerini reddedip, onlara karşı
çıkacaklar." (Meryem, 81-82) İbrahim el-Halil (salat ve selam ona) de
şöyle demiştir: "Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi red ve inkar edecek ve bazınız bazınıza lanet edecektir.
Yeriniz de cehennemdir, yardımcılarınız da yoktur." (Ankebut,
25); "Onlara: Ortaklarınızı çağırın denilecek. Bunun üzerine onları
çağırırlar da kendilerine cevap vermeyecekler. ': (Kasas,
64) Bu hususta ayet-i kerimeler daha pek çoktur.
"Onlar o gün
Allah'a teslim olacaklar" buyruğunu Katade ve İkrime: O gün boyun eğip teslimiyetlerini göstereceklerdir.
Yani hep birlikte Allah'a teslimiyetlerini gösterecekler, orada dinleyip, itaat
etmeyecek hiçbir kimse olmayacaktır, diye açıklamışlardır. Yüce Allah'ın:
"Bize gelecekleri günde nasıl işitirler, ne biçim görürler!" (Meryem,
38) buyruğu da buna benzemektedir. Yani o gün hayret edilecek şekilde
işitecekler ve görecekler. Bu kadar dinleyip, itaatkar olmalarına hayret
edilecek. Yüce Allah yine şöyle buyurmaktadır:
"Günahkarları
Rablerinin huzurunda başlarını eğip: Rabbimiz gördük, işittik. Artık bizi
(dünyaya) geri döndür, salih amel işleyelim.
Gerçekten biz inandık' diyecekleri vakit bir görsen." (Secde, 12);
"Yüzler Hayy ve Kayyum'a zilletle boyun eğmiş
olacaktır." (Taha, 111) Yani O'nun huzurunda zilletle, itaatle boyun
eğmiş, O'na dönmüş ve O'na teslimiyetlerini arzetmiş
olacaklardır.
"Onlar o gün
Allah'a teslim olacaklar, bütün uydurdukları da kendilerini bırakıp gitmiş
olacaktır." Yani Allah'a iftira ederek O'nun dışında ibadet ettikleri varlıklar
yok olmuş, kaybolmuş olacaktır. Onlara yardım edecek, destek olacak, himayeye
alacak kimseleri bulunmayacaktır.
Daha sonra Yüce Allah:
"Kafir olup da Allah'ın yolundan alıkoyanların Biz çıkarageldikleri
fesadlara karşılık azaplarına azap katarız."
Küfürleri dolayısıyla onları azaplandıracağımız gibi,
insanları hakka uymaktan alıkoyup engelledikleri için de ayrıca azaplandıracağız. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde:
"Onlar hem (başkalarını) ona uymaktan alıkoyar, hem kendileri de ondan
uzaklaşırlar." (En'am, 26) buyurmaktadır. Yani
insanlara ona uymayı yasakladıkları gibi, kendileri de ondan uzak dururlar.
"Bu şekilde ancak kendilerini helak ediyorlar ama işin farkında
değillerdir." (En'am, 26)
Bu buyruk, kafirlerin
azaplarının farklı olduğuna delildir. Tıpkı mü'minlerin
cennetteki mevki ve derecelerinin farklı olacağı gibi. Nitekim Allah: "O:
Herkese iki kat (azap) vardır, fakat siz (bunu) bilmiyorsunuz, diyecek." (A’raf, 38)
Hafız Ebu Ya'la dedi ki: ...
Abdullah'tan rivayete göre o, Yüce Allah'ın: "Biz azaplarına azap
katarız" buyruğu hakkında dedi ki: Onlara ayrıca yakalayıcı dişleri uzun
hurma ağaçlarını andıran akrepler de ilave edilecektir. Bize sureye b. Yunus'un'da tahdis ettiğine göre İbn Abbas, Yüce Allah'ın:
"Biz azaplarına
azap katarız" buyruğu hakkında şunları söylemiştir: Bunlar Arşın altında
bulunan beş ırmaktır. Bir kısmıyla geceleyin, diğer kısmı ile de gündüzün
onlara azap edilecektir.
89. O gün her ümmetin içinden
kendilerine karşı (peygamberlerini) birer şahit göndereceğimiz gibi seni de
bunların üzerine bir şahit olarak gönderdik ve Biz sana bu kitabı her şeyi
açıklayan bir hidayet, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olmak üzere kısım kısım indirdik.
Tefsiri:
Yüce Allah, kulu ve Rasulü Muhammed (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e hitap ederek: "O gün her
ümmetin içinden kendilerine karşı birer şahit göndereceğimiz gibi seni de
bunların üzerine bir şahit olarak göndereceğiz" buyurmaktadır. "Bunlar"dan kasıt, onun ümmetidir. O günü, o günün
dehşetli hallerini, o günde Allah'ın sana bahşedeceği pek büyük, şerefli ve
üstün mevkiyi hatırla, demektir.
[4104] Bu ayet-i kerime
Abdullah b. Mes'ud'un Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e
Nisa suresinin baş taraflarını okurken ona okuduğu son ayeti andırmaktadır. O,
Yüce Allah'ın: "Her ümmetten birer şahit getirip, bunlara karşı da seni
şahit getireceğimiz zaman halleri nice olur. " (Nisa, 41) buyruğuna
varınca, Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ona: "Bu kadar yeter"
demişti. Abdullah b. Mes'ud (r.a.) dedi ki: Dönüp
baktığımda Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in gözlerinden yaş akıyordu.
"Biz sana bu kitabı
her şeyi açıklayan" İbn Mes'ud
dedi ki: Bu Kur'an'da bize her bir bilgi ve her şey beyan
edilmiştir. Mücahid: Helal ve haram olan her şey
demiştir. İbn Mes'ud'un
açıklaması daha genel ve kapsamlıdır. Çünkü
l Kur'an-ı
Kerim, geçmişe dair haberleri, geleceğe dair bilgiyi, helal ve haram olan her
şeyin hükmünü, insanların din, dünya, hayat ve ebedi hayatlarında ihtiyaç
duyacakları her türlü bilgiyi kapsayan bir kitaptır. Kalpler için "bir
hidayet, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olmak üzere" onu "kısım
kısım indirdik."
Evzai: "Biz sana bu kitabı" sünnet ile "her şeyi
açıklayan" bir kitap olarak "kısım kısım
indirdik" diye açıklamıştır.
Yüce Allah'ın: "Biz
sana bu kitabı. .. indirdik" buyruğunun: "Seni de bunların üzerine
bir şahit olarak göndereceğiz" buyruğu ile birlikte zikredilmesi de şöyle
açıklanır: -Doğrusunu en iyi bilen elbette ki Allah'tır- bundan maksat şu
olmalıdır: Sana bu kitabı tebliğ etmeyi farz kılan, sana indiren Allah, kıyamet
gününde bunu (tebliğ görevini, yapıp yapmadığını) soracaktır. "Andolsun ki kendilerine peygamber gönderilenlere de
soracağız, gönderilen peygamberlere de soracağız." (A'raf,
6); "Rabbine andolsun ki onların hepsine elbette
soracağız. Yapmakta oldukları şeyleri." (Hicr,
92-93); ''Allah, peygamberleri toplayacağı gün: Size ne cevap verildi
buyuracak, onlar da: Bizim hiçbir bilgimiz yok. Şüphesiz gaybları
çok iyi bilen ancak Sensin diyecekler. " (Maide,
109) Yine Yüce Allah: "Sana Kur'an'ı farz kılan,
elbette seni bir dönüş yerine geri çevirecektir." (Kasas,
85) buyurmaktadır. Yani sana bu Kur'an'ı tebliğ
etmeyi farz kılan, seni ona geri çevirecek ve kıyamet gününde seni yeniden
yaratacak, sana farz kılınanı eksiksiz yerine getirip getirmediğinden seni
sorgulayacaktır. İşte bu (bu husustaki) görüşlerden birisidir, yerinde bir
açıklama olup güzel bir görüştür.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |