|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Nahl Suresi 90.ayetler |
Allah Adalet ve ihsanı
Emreder:
90. Şüphesiz ki Allah
adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder. Fahşayı, münkeri ve bağyi yasaklar.
İyice dinleyip, tutasınız diye size öğüt verir.
Tefsiri:
Yüce Allah kullarına
adaletli olmayı emrettiğini, ihsanı teşvik ettiğini haber vermektedir. Yüce
Allah'ın şu buyruklarında olduğu gibi: "Şayet (size karşı işlenen bir
suça) bir ceza verecek olursanız size yapılan saldırının misli ile karşılık
veriniz. Sabrederseniz andolsun ki bu sabredenler için daha hayırlıdır."
(en-Nahl, 126); "Bir kötülüğün cezası onun gibi bir kötülüktür. Kim
affedip düzeltirse artık onun mükafatını vermek
Allah'a aittir." (Şura, 40); "Yaralar da birbirine kısas yapılır,
fakat kim onu (kısas hakkını) sadaka olarak bağışlarsa bu, ona bir kefaret
olur." (Maide, 45)
Ve buna benzer bu hususa
delalet eden, adaletin meşru olup, fazilete teşvik ihtiva eden daha başka
ayetler de vardır.
Ali b. Ebi Talha, İbn
Abbas'tan: "Şüphesiz ki Allah adaleti. .. emreder" buyruğu hakkında, Allah'tan başka hiçbir ilah
olmadığına dair şahadette bulunmayı (emreder), dediğini nakletmektedir. Süfyan
b. Uyeyne de şöyle demektedir: Burada adalet, Allah için bir iş yapan herkesin
içinin de, dışının da aynı olması demektir. İhsan ise; onun içinin, dışa
vurduğundan daha güzelolmasıdır. Fahşa ve münker ise onun dışa yansıttığı
halinin, içindeki halden daha güzelolması anlamındadır. Yüce Allah'ın:
''Akrabaya vermeyi emreder" buyruğu da akrabalık bağlarını gözetmeyi (sıla-i
rahimi) emreder, demektir. Yüce Allah'ın: ''Akrabaya hakkını ver, yoksula da,
yolda kalmışa da. Ama saçıp savurma." (İsra, 26) buyruğunda olduğu gibi.
"Fahşayı, münkeri
ve bağyi yasaklar." Fahşa, fahiş şeyler demek olup, haram kılınmış
şeylerdir. Münkerler ise işleyenlerin açıkça yaptığı haram işlere denir. Bu
sebeple bir başka yerde Yüce Allah: "De ki: Rabbim ancak fuhşiyatı (hayasızlıkları) onların açık alanını, gizli olanını. .. haram kılmıştır." (A'raf,
33) buyurmaktadır. Bağy ise insanlara haksızlık yapmaktır.
[4105] Hadis-i şerifte
şöyle buyurulmaktadır: "YüceAllah'ın, -ahirette işleyenine sakladıkları
ile birlikte- dünyada cezasını çabuklaştırmaya bağyden ve akrabalık bağını
kesmekten daha layık hiçbir günah yoktur. "
"İyice dinleyip tutasınız
diye size öğüt verir. " Yani O'nun size hayır olan şeyleri emredip, şer
olan şeyleri yasaklaması "iyice dinleyip, öğüt almanız" içindir.
Şa'bi, Şuteyr b. Şekel'den şöyle dediğini nakletmektedir: İbn Mes'ud'u şöyle
derkerf dinledim: Kur'an-ı Kerim'de en geniş anlamlı ayet Nahl suresindeki:
"Şüphesiz ki Allah adaleti, ihsanı. .. emreder ... " ayetidir. Bunu İbn Cerir rivayet
etmiştir.
Said de Katade'den Yüce
Allah'ın: "Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı. .. emreder" ayeti hakkında şöyle dediğini nakletmektedir:
Cahiliye dönemi insanlarının gereğini yerine getirdikleri ve güzel buldukları
ne kadar güzel huy var ise mutlaka Allah da onu emretmiştir. Onların kendi
aralarında ayıpladıkları ne kadar kötü bir huy var idiyse mutlaka Allah onu
nehyetmiş ve hatta bu hususta daha ileriye de gitmiştir. Çünkü Allah bayağı
ahlakı ve yerilen davranışları yasaklamıştır.
[4106] Derim ki: İşte
bundan dolayı hadis-i şerifte: "Şüphesiz Allah üstün ahlakı sever ama
bayağı huylardan da hoşlanmaz. "
[4107] Hafız Ebu Nuaym,
Marifetu's-Sahabe adlı kitabında şöyle diyor: ... Ali b. Abdulmelik b. Umeyr
babasından şöyle dediğini nakletti: Eksem b. Sayfi (r.a.), Nebi (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in peygamber olarak ortaya çıktığı haberi ulaşınca onun
yanına gitmek istedi. Kavmi onu bırakmak istemedi ve: Sen bizim büyüğümüzsün.
Sen ona alelacele gidecek değilsin, dediler. Bu sefer Eksem şöyle dedi: O halde
onun yanına benden söyleyeceklerimi ona ulaştıracak, onun dediklerini de bana
getirecek birisi gitsin, dedi. İki adam öne çıktı ve bunlar Nebi (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)’e gidip: Bizler Eksem b. Sayfi'nin elçileriyiz. O sana şunu
soruyor: Sen kimsin ve sen nesin, dediler.
Nebi (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ben kimim sorunuza cevabım, ben Abdullah'ın
oğlu Muhammed'im, benim ne olduğuma gelince, ben Allah'ın kulu ve
Rasulüyüm." Abdulmelik devamla dedi ki: Daha sonra Allah Rasulü onlara:
"Şüphesiz ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder. Fahşayı,
münker ve bağyi yasaklar. İyice dinleyip, tutasınız diye size öğüt verir"
ayetini okudu. Elçiler: Bu sözleri bize tekrar et, dediler. Allah Rasulü de
onlar bu sözleri ezberleyinceye kadar tekrar etti. Eksem'in yanına giderek:
O nesebini daha ileriye
götürmeye kalkışmadı. Biz ise onun nesebini sorduk, nesebinin temiz, Mudarlılar
arasında oldukça güzel bir neseb olduğunu gördük. Ayrıca bizlere, kendisinden
dinlediğimiz birtakım kelimeler söyledi, dediler. Eksem bu sözleri dinleyince
şöyle dedi: Gördüğüm kadarıyla o üstün ahlaki değerleri emrediyor, kınanan ahlaki
davranışları yasaklıyor. Sizler bu işte baş olunuz, bu hususta sakın kuyruk
olmayınız.
[4108] Bu ayet-i
kerimenin nüzulüne dair İmam Ahmed'in rivayet ettiği hasen bir hadis de
nakledilmiş bulunmaktadır .... Abdullah b. Abbas dedi
ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) evinin önünde oturmakta iken Osman
b. Maz'un yanından geçti. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e karşı
suratını astı. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Oturmaz
mısın?" buyurdu. Osman: oturayım, dedi. (İbn Abbas) dedi ki: Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) de ona karşı oturdu. Onunla konuşmakta iken
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gözünü semaya kaldırdı. Bir süre
semaya baktı ve yavaş yavaş gözünü aşağıya doğru indirmeye başladı. Nihayet
yerde, sağ tarafında bir yere bakmaya başladı. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) yanında oturmakta olan Osman'ın karşısında gözünü son olarak baktığı
yere doğru döndürdü. Sanki kendisine söylenenleri iyice belliyormuşcasına
başını da eğmeye koyuldu. İbn Maz'un da ona bakıp duruyordu. Allah Rasulü işini
bitirip kendisine söylenenleri iyice belledikten sonra tekrar ilk seferde
olduğu gibi gözü semaya doğru bakmaya başladı. Semada kayboluncaya kadar
gözüyle onu takip etti. Sonra Osman ile önceki oturuş haline geçti. Osman: Ey
Muhammed! Ben seninle ne şekilde oturuyardum. Bu sabah yaptığının benzerini
başka bir zaman yaptığını görmemiştim, dedi. Allah Rasulü: "Benim ne
yaptığımı gördün" buyurdu. Osman şu cevabı verdi: Önce gözünün semaya
doğru baktığını, sonra sağ tarafında karar kılıncaya kadar gözünü aşağıya doğru
indirdiğini, arkasından o baktığın yere dönüp beni terk ettiğini, adeta sana
söylenenleri iyice bellemek istercesine başını eğdiğini (ve kaldırdığını)
gördüm, dedim. Allah Rasulü: "Bunu da fark ettin mi?" buyurdu. Osman,
evet deyince, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen oturmakta
iken az önce Allah'ın elçisi / Cebrail bana geldi" buyurdu. Osman:
Allah'ın elçisi mi? dedi. Allah Rasulü: "Evet" buyurdu. Osman: Peki
sana ne dedi? diye sordu. Allah Rasulü şöyle buyurdu:
'''Şüphesiz ki Allah adaleti, akraboya vermeyi emreder. Fahhşayı, münker ve
bağyi yasaklar, iyice dinleyip tutasınız diye size öğüt verir.' buyurdu"
dedi. Osman dedi ki: İşte imanın kalbime yerleştiği ve Muhammedi sevmeye başladığım
zaman budur, dedi.
Bu ceyyid, muttasıl,
hasen bir isnaddır. Bu hadisin senedinde muttasıl sema beyan edilmiş
bulunmaktadır. Bunu ayrıca İbn Ebi Hatim, Abdulhamid b. Behram'ın rivayet
ettiği muhtasar bir hadis olarak da zikretmiş bulunmaktadır.
[4109] Bir başka hadis
de bu hususta Osman b. Ebi'l-As es-Sakafi'den gelmiş bulunmaktadır. İmam Ahmed
dedi ki ... Osman b. Ebi'l-As dedi ki:
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in yanında oturuyordum. Derken gözü (yukarıya) kaydı. Sonra
şöyle buyurdu: "Bana Cebrail geldi ve bana "Şüphesiz ki Allah
adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder. Fahşayı, münker ve bağyi yasaklar.
İyice dinleyip tutasınız diye size öğüt verir" ayetini şu surenin şu
yerine koymam! emretti. "
Bu pek sakıncalı olmayan
bir isnaddır. Bu hadis Şehr b. Havşeb tarafından her iki şekilde de rivayet
edilmiş olabilir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki
kullan |