İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nahl Suresi

91 ve 92.ayetler

 

Ahidleştiğiniz Zaman Allah'ın Ahdini Eksiksiz Yerine Getirin:

 

91. Ahidleştiğiniz zaman Allah'ın ahdl'ni eksiksiz yerine getirin. Yeminleri pekiştirdikten sonra bozmayın. Hem Allah'ı üzerinize kefil yapmışken (nasıl bozarsınız?) Şüphe yok ki Allah yaptıklarınızı bilir.

92. İpliğini sağlamca eğirdikten sonra söküp bozan kadın gibi olmayın. Bir ümmet diğer bir ümmetten daha çoletur diye yeminlerinizi aranızda (nasılolur da) bir hile ve fesad aracı ediniyorsunuz? Herhalde Allah sizi bununla imtihan eder. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi O, kıyamet gününde elbette size açıklayacaktır.

 

Tefsiri:

 

Bu da Yüce Allah'ın emrettiği hususlardandır: Ahidlere, antlaşmalara eksiksiz bağlı kalmak, pekiştirilmiş yeminlere gereken dikkati göstermek. Bundan dolayı Yüce Allah: "Yeminleri pekiştirdileten sonra bozmayın" buyurmaktadır. Bu buyruk ile Allah'ın: ''Allah'ı yeminlerinizle iyilik etmenize, takva sahibi olmanıza ve insanların arasını bulmaya engel yapmayın. " (Bakara, 224) ve "İşte yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi koruyun." (Maide, 89) Yani yeminlerinizi (bozduğunuz takdirde) keffaretini yerine getirmeyi ihmal etmeyin buyrukları ile Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde söylediği sabit olan şu buyruk arasında da bir çelişki yoktur:

 

 

[4110] ''Allah'a yemin olsun ki -inşaallah- ben eğer bir hususa dair yemin eder de ondan başkasının yemin ettiğim hususa göre daha hayırlZ olduğunu görecek olursam, mutlaka hayırlZ olan o işi yapar ve yeminimin keffaretini de öderim." Bir başka rivayette de "yeminimin keffaretini yerine getiririm" buyurmaktadır.

 

Evet, bütün bunlar ile burada mezkür ayet-i kerime arasında bir çelişki yoktur. Söz konusu bu ayet ise: "Yeminleri pekiştirdileten sonra bozmayın. Hem Allah'ı üzerinize kefil yapmışken (nasıl bozarsınız?)" Çünkü burada sözü edilen yeminlerden maksat, antlaşma ve sözleşmelere dahil olan yeminlerdir. Yoksa bir işi teşvik etmek yahut engellemek amacıyla yapılmış olan yeminler değildir. Bu sebeple Mücahid: "Yeminleri pekiştirdileten sonra bozmayın" buyruğunu açıklarken, maksat cahiliye dönemi hilfi (antlaşmaları, özellikle de kişilerin kendi aralarındaki dayanışma ve bir aileye ya da kabileye müntesip kabul etmeye dair antlaşmalar)dır, demiştir.

 

 

[4111] Onun bu kanaatini İmam Ahmed'in naklettiği şu rivayet desteklemektedir: Cubeyr b. Mut'im dedi ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İslam'da hilf (cahiliye dönemindeki kardeşlik ve dayanışma antlaşmaları) yoktur, ama cahiliye döneminde yapılmış bir hilfi İslam ancak pekiştirir, gücünü arttırır. "

 

Bunu Müslim de aynı şekilde İbn Ebi Şeybe’den böylece rivayet etmiştir.

Bunun da anlamı şudur: İslam ile birlikte ayrıca cahiliye dönemi insanlarının yaptıkları hilf denilen antlaşmalara ihtiyaç yoktur. Çünkü İslam'a sımsıkı sarılmak, onların yaptıkları bu akidlere ihtiyaç bırakmamıştır.

 

 

[4112] Buharive Müslim'in Sahih'lerinde Asım el-Ahvel'den gelip, onun Enes (r.a.)'tan şöyle dediğine dair rivayetine gelince: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizim evlerimizde muhacirlerle ensar arasında hilf (kardeşlik antlaşmasl) yaptı.

 

Bunun anlamı, Allah Rasulü'nün aralarında kardeşlik antlaşması yaptığıdır. Onlar bu husus neshedilinceye kadar bu antlaşma gereği birbirleriyle mirasçı olurlardı. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

 

İbn Cerir dedi ki: Bize Ebu Leyla'nın haber verdiğine göre, Bureyde Yüce Allah'ın: "Ahidleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini eksiksiz yerine getirin" buyruğu hakkında şunları söylemiştir: Ayet, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bey'at alması hususunda nazil olmuştur. Müslüman olan İslam'a bağlı kalmak üzere Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bey' at ediyordu. Yüce Allah da: ''Ahidleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini eksiksiz yerine getirin" buyurdu. İşte İslam üzere bey'atleştiğiniz bey'at budur. "Yeminleri pekiştirdikten sonra bozmayın" buyruğunda da kasıt bey'attır. Yani Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in (maddi imkanlarının) ve ashabının azlığı, buna karşılık müşriklerin çokluğu İslam'a bağlı kalmak üzere yapmış olduğunuz bey'ati bozmaya sakın sizi itmesin.

 

 

[4113] İmam Ahmed dedi ki: Nafi dedi ki: Insanlar, Yezid b. Muaviye'den bey'atlarını geri çekince, İbn Ömer oğullarını ve aile halkını topladı, arkasından şehadet kelimesini getirdikten sonra şöyle dedi: İmdi, bizler bu adama Allah'a ve Resulü'ne yaptığımız bey'at esası üzere bey' at ettik. Ben de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinlemiştim: "Muhakkak sözünde durmayan kişi için kıyamet gününde bir bayrak dikilecek ve:

 

Bu, filanın verdiği sözde durmaması(nın alameti)dir, denilecektir." Gerçek şu ki Allah'a şirk koşma hali dışında verilen sözde durmamanın en büyüklerinden birisi de, bir adamın bir diğerine Allah'a ve Resulü'ne yapılan bey'at esası üzerine bey'at ettikten sonra onu bozmasıdır. Sizden hiçbir kimse Yezid'e olan bey' atini geri almasın ve sizden hiç kimse bu hususta aşırıya da kaçmasın, aksi takdirde onun bu hali benimle onun arasında görülmedik şekilde alakanın kopmasına sebep olur. Hadisin merfu olan kısmı Buhari ve Müslim'in Sahih'lerindedir.

 

 

[4114] İmam Ahmed dedi ki: Huzeyfe dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim: "Kim kardeşinin lehine -(içten içe) bağlı kalmak istemediği- bir şart koşacak olursa, himayesine aldığı kimseyi koruyamayacağı bir halde terk etmeye benzer. "

 

"Şüphe yok ki Allah yaptıklarınızı bilir." Bu, pekiştirilmiş yeminlerini bozan kimseler için bir tehdit ve bir korkutmadır.

 

Yüce Allah'ın: "İpliğini sağlamca eğirdikten sonra söküp bozan kadın gibi olmayın" buyruğuna gelince: Abdullah b. Kesir ve Süddi şöyle demişlerdir:

Sözü edilen bu kadın, Mekke'de bulunan akılsız bir kadın idi. Bir şeyler eğirdikten sonra onu tekrar bozardı. Mücahid, Katade ve İbn Zeyd, bu Allah'ın sağlamlaştırdıktan sonra ahdini bozan kimseler için verdiği bir misaldir, demişlerdir. Bu görüş daha tercihe değer ve daha güçlüdür. Mekke' de eğirdiği yünü bozan bir kadın ister olsun, ister olmasın fark etmez.

 

"Bir ümmet diğer bir ümmetten daha çoktur diye yeminlerinizi aranızda (nasıl olur da) bir hile" aldatma ve kandırma "ve fesad aracı ediniyorsunuz." İnsanlar sayıca sizden çok oldukları takdirde sizden yana emin olsunlar diye .. onlara yemin edersiniz. Onlara verdiğiniz sözde durmama imkanını bulduğunuz takdirde de derhal andınızı bozarsınız.

 

Allah bu şekilde davranmayı yasaklayarak daha alt mertebede ve daha ileri derecede olana dikkat çekmek istemiştir. Çünkü Allah böyle bir durumda antlaşmayı bozmayı yasakladığına göre, imkan ve güç bulunması halinde böyle bir davranışı yasaklaması öncelikle söz konusudur.

 

 

[4115] Yüce Allah'a hamdolsun ki daha önceden Enfal süresinde, Muaviye ile ilgili olayı anlatmıştık. Onun ile Bizans hükümdarı arasında belli bir süreliğine ateşkes antlaşması vardı. Sürenin sonlarında, Muaviye onların üzerlerine doğru gitti. Nihayet onların topraklarına yakınken, süre bitince onlar farkında olmadan üzerlerine baskın yaptı. Bunun üzerine Amr b. Abese kendisine: Allahu ekber ey Muaviye, antlaşmana bağlı kal, antlaşmanı bozma, demişti. Ben Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinlemiştim: "Kimin bir başka kavim ile belli bir süreliğine ateşkes antlaşması varsa, onun süresi sona ermedikçe sakın bağlanmış bir düğümü çözmesin. " Bunun üzerine Muaviye (r.a.) ordu ile birlikte geri dönmüştü.

 

İbn Abbas: "Bir ümmet diğer bir ümmetten daha çoktur diye." buyruğundaki "erba: daha çok" lafzını böyle açıklamıştır. Mücahid dedi ki: Onlar (cahiliye dönemi Arapları) antlaşmalılarla hilf yapar ancak onlardan başkalarının sayıca daha çok ve daha güçlü olduğunu görünce, öncekilerle yaptıkları antlaşmayı bozarak daha çok ve daha güçlü olan bu diğerleri ile antlaşma yaparlardı. Onlara bu şekilde hareket etmeleri yasaklandı.

 

Dahhak, Katade ve İbn Zeyd de buna yakın ifadelerle açıklamalarda bulunmuştur.

 

''Allah her halde sizi bununla imtihan eder" buyruğu hakkında Said b.

Cubeyr, çoklukla (imtihan eder, demektir) diye açıklamıştır. Bu açıklamasını İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir.

 

İbn Cerir dedi ki: Yani o size antlaşmalarınıza eksiksiz bir şekilde bağlı kalmanızı emretmekle sizi sınamaktadır.

 

"Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi, O kıyamet gününde elbette size açıklayacaktır." Herkese de ameline göre, -hayırsa hayır, şerse şer ilekarşılık verecektir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

93 – 97. ayetler